Sivas Katliami
NazımHikmet
Çarşamba, 07 Nisan 2010 17:33

Sivas Katliamı : Alevilerin Kanayan Yarası

Ali Yıldırım

I.KANLI SİVAS’TAN

OZANLAR ÅžEHRİ’NE

Pir Sultan kızıydım ben de Banaz’da

Kanlı yaş akıttım baharda yazda

Dedemi astılar KANLI SİVAS’TA

DaraÄŸacı aÄŸlar Pir Sultan deyü

Pir Sultan Abdal’ın tarihsel duruÅŸundan mıdır nedir bilinmez yakın zamana kadar Sivas denilince akla Pir Sultan ve Alevilik gelirdi.

Ne var ki Sivas Alevilerin nazarında Pir Sultan’ın asıldığı ÅŸehir olarak pek makbul bir sicile sahip deÄŸildir. Yine de Aleviler bu olayı bir kan davasına dönüÅŸtürmemiÅŸler, iktidar mensupları ile Sivaslı sıradan insanı ayırmışlar ve Sivas’a “ozanlar ÅŸehri” olarak sahip çıkmışlardır. Hatta yetiÅŸtirdiÄŸi ozanlar dolayısıyla Sivas’ın ayrıcalıklı, özel bir yeri vardır denilebilir. Nasıl olmasın ki AÄŸahi, Aşık Veli, Ali İzzet, Aşık Veysel, Kemter ve daha niceleri... Sivas toprağında yetiÅŸmemiÅŸ miydi?

Sivas ÅŸehri’nin kara tarihi/talihi cumhuriyetle bir parça dönmüÅŸtür. Çünkü Sivas köhne Osmanlı’nın yerine kurulan genç Cumhuriyet’in temellerinin atıldığı yerlerden biri olmuÅŸtur. Bundan dolayıdır ki Sivas Åžehri demokrat ilerici kimliÄŸiyle bilinmiÅŸ, anılmıştır.

II.PİR SULTAN’IN DİRENCİ

HIZIR PAÅžA’NIN İHANETİ

İlimi sorarsan köyümdür Banaz

Yakılsın yıkılsın ol KANLI SİVAS

Bir ben ölmeyinen cihan yıkılmaz

Açılın zındanlar Pir’e gidelim!

12 Eylül sonrasında Sivas’ın toplumsal dokusunda köklü deÄŸiÅŸiklikler olur. Sivas büyük göç veren ÅŸehirlerin başında gelir. Sivas’tan göçenlerin çoÄŸunu ilerici unsurlar, Aleviler oluÅŸtur. Onlardan boÅŸalan yerleri ise tam karşıt güçler doldurur. On yıl içinde Sivas’ın yüzü kararır.

1989 yerel seçimlerinde Refah Partisi’nin belediye baÅŸkanlığını kazanmasıyla gerici güçler bütünsel olarak Sivas’ta kurumsallaÅŸmaya baÅŸlar. Belediye olanakları sınırsız bir biçimde Åžeriatçı çevrelerin hizmetine sunulur. Anadolu’nun bu demokrat kimlikli kenti gerici bir dokuya bürünmüÅŸtür. 12 Eylülcülerin toplumsal güçleri bastırmak için dinci gericiliÄŸi kullanmaları sonuçlarını vermiÅŸ, gerici güçler sahiplerinin dahi zor kontrol ettikleri bir noktaya gelmiÅŸtir.

Tarih boyunca Sivas kentinin ÅŸahsında hep iki çizgi varlığını devam ettirir. Pir Sultan Abdal’ın baÅŸeÄŸmez direniÅŸçi yolu ile Hızır PaÅŸa’nın hain, ihanetçi çizgisi.

Bu iki farklı dünya anlayışı, bu insanlığın hizmetinde olma ile ona ihanet etme çizgisi 2 Temmuz 1993 tarihinde bir kez tarih sahnesinde ortaya çıkacaktır.

III.SİVAS ELLERİNDE SAZIM ÇALINIR

Pir Sultan Abdal Kültür DerneÄŸi geleneksel olarak 1978’den beri düzenlemekte oldukları Banaz Pir Sultan Abdal Åženlikleri daha görkemli, daha kalıcı bir biçimde gerçekleÅŸtirmek için 1993 yılında da aylar öncesinden hazırlıklara baÅŸlarlar.

Tüm demokratik kitle örgütlerine ve Alevi kuruluÅŸlarına çaÄŸrı yaparak Banaz ÅŸenliklerini paylaÅŸmayı, birlikte yapmayı teklif ederler. Bu etkinliklerin bir bölümünün de Pir Sultan Abdal’ın sazının çalındığı Sivas ÅŸehir merkezinde yapılması öngörülür.

1993 ÅŸenlikleri için bilinen tanınan yazarları sanatçıları yapılan davete olumlu yanıt verirler. Pir Sultan Abdal Åženlikleri Pir Sultan Abdal’ın toplumsal ve inançsal duruÅŸuna uygun olarak geniÅŸ kapsayıcı sosyal bir organizasyon olacaktır.

Ankara’dan İstanbul’dan Anadolu’nun dört bir yanından yola çıkan Pir Sultan yolcuları 1 Temmuz 1993 sabahı Sivas’ta buluÅŸurlar. Programa göre iki gün Sivas’ta etkinlikler gerçekleÅŸtirilecek ardından ise Banaz’a geçilecektir.

Fakat Sivas eski Sivas deÄŸildir, daha sabahın ilk saatinde, daha Sivas’a girer girmez farkedilir bu. İnsanı sıkıp boÄŸan, söylenmesi gerekip de söylenmeyen bir söz gibi rahatsız eden bir havası vardır Sivas’ın.

Pir Sultan’ın torunları kendi havalarını hakim kılmakta gecikmezler ÅŸehre. Åženlik baÅŸlar, deyiÅŸler, semahlar birbirini izler. SöyleÅŸiler, paneller izleyici ile dolup taÅŸar. Korkulacak bir ÅŸey olmadığını düÅŸünür herkes. Kaygıların boÅŸuna olduÄŸunu söylerler birbirine. Sivas da bizim ÅŸehrimiz derler. Ne yazık ki bir gün geçmeden bu görüÅŸlerin tam tersini yaÅŸayacaklardır.

IV.PLANLI PROGRAMLI KATLİAM

Sorma be birader mezhebimizi,

Biz mezhep bilmeyiz yolumuz vardır.

Mezhep bilmeyen, insanlık yolu dışında baÅŸka yol tanımayan, sevgiyi kendisine din edinmiÅŸ insanlar Sivas’ta kendileri için kurulan tuzaklardan habersizdirler.

Sivas’ı bilip tanıyanlar ÅŸenlikle ilgili olarak kaygılarını dile getirdiklerinde, ÅŸenliÄŸin devletle/kültür bakanlığıyla ortak olarak düzenleniyor olması, Sivas valisinin demokrat kimlikli bir kiÅŸi olması, iktidar ortaklarından SHP’nin Alevilerin oy verdikleri bir parti olması gerekçe gösterilerek kaygı giderilmeye çalışılmıştır. Tüm bunların birer yanılgı olduÄŸu anlaşılacaktır ama ne pahasına...

Åžeriatçı karanlık güçler günler öncesinden Sivas’ta Alevilerin, demokratların varlık göstermesini engellemek ve onlara “müslüman mahallesinde salyangoz sattırmamak” için hazırlıklara giriÅŸirler.

Gazete ilanları vererek, bildiriler hazırlayıp dağıtarak yalan dolana dayalı provakasyon ortamı hazırlarlar. Güya ÅŸenlik için Sivas’a gelecek olan Aziz Nesin peygamberin eÅŸine hakaret eden Salman RüÅŸtü’nün kitabını yayınlamıştır. Bu tamamen yalandır, ne bir hakaret ne de bir kitap yayınlama olayı sözkonusu deÄŸildir. Ama yalana dayalı tahrik ÅŸeriatçılar için yeni bir ÅŸey sayılmaz. Daha 1978 yılında, yine Sivas’ta “Aleviler camiyi bombaladı” yalanını uydurup halkı birbirine düÅŸürmeye kalışıkan kendileri deÄŸil midir? MaraÅŸ katliamı öncesi aynı provakasyonu yapmamış mıdırlar.

2 Temmuz’dan 15 gün önce ÅŸeritaçılarca tüm Sivas’a dağıtılan Müslüman Kamuoyuna baÅŸlıklı ve altında Müslmanlar imzası olan bildiride halk “cihada” çaÄŸrılır:”Aziz Nesin köpeÄŸi, yanında kendisiyle beraber bir ekiple birlikte, ÅŸehrimiz Valisi tarafından davet edilip, ÅŸehirde adeta Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir

Kâfirler ÅŸunu iyi bilmeli ki: İslâmın Peygamberi’ni ve kitab’ın izzetini korumak için, bu uÄŸurda verilecek canlarımız vardır.

Gün, Müslümanlığımızın gereÄŸini yerine getirme günüdür.”

İlk gün ÅŸeriatçılar pusuda beklerler. Saldırı için her zaman yaptıkları gibi Cuma gününü ve Cuma namazını beklerler. 2 Temmuz günü Cuma namazından çıkan kalabalıklar katillerin kışkırtmasıyla harekete geçeler. Önce etkinliklerin yapıldığı Kültür Merkezi’ne saldırırlar.

Arkasından Sivas katliamının yaşanacağı Madımak Oteli kuşatılır.

Tüm dünyanın gözü önünde Sivas katliamı yaÅŸanır.

2 Temmuz Sivas katliamı üzerinden geçen yıllara raÄŸmen Alevilerin nazarında küllenmemekte, tam tersine Sivas yangını Alevilerin kanayan yarası olmaya devam etmektedir.

Sivas katliamı Alevilerin yaÅŸadığı diÄŸer bir çok katliamlara benzemekle birlikte ondan bazı çok trajik unsurlarla farlılık göstermektedir.

Bu nedenle “Sivas’ın ışığı sönmeyecek”, bu nedenle “Sivas unutulmayacak” sözleri bu katliama karşı her fırsatta dile getirilmektedir.

Çünkü 8 saat insanlar Madımak Otelinde kendilerine bir yardım eli uzanmasını beklerler. CumhurbaÅŸkanı aranır, baÅŸbakan aranır, baÅŸbakan yardımcısı, bakanlar aranır. Tanıdık bildik etkili yetkili kim varsa bir umut olarak aranır ama güvenlik güçleri de dahil hiçbir güç gelip de ÅŸeriatçı güçleri dağıtmaz, Pir Sultan torunlarını kurtarmaz!

Bu ne derin acıdır!

Bu ne büyük bir trajedidir.

Sivas’ta göz göre göre insanlar katledilir. Åžeriatçılar bir bayram yerinde buluÅŸmuÅŸ gibi Madımak Oteli’ni sarar ve insanlarımızı katlederler. Bu katiller günler öncesinden hazırlık yapmalarına raÄŸmen yakalanmamış, engellenmemiÅŸtir. Sivas gibi küçücük bir ÅŸehirde kimin ne dolap çevirdiÄŸinin bilinmemesi mümkün müdür? Tersine istihbarat birimleri “olay çıkacağını rapor ettik” demektedirler. Olay çıkmamış, katliam yaÅŸanmıştır. Sivas belediye baÅŸkanı katilleri “gazanız mübarek olsun” diye kutlamaya kadar iÅŸi vardırmıştır!

8 saat genç kızlarımızın, oÄŸlanlarımızın, ÅŸairlerimizin, baÄŸlama ustalarımızın, semahçılarımızın çığlıklarına tüm insanlık kulaklarını tıkamıştır. BaÅŸta iktidar sahipleri olmak üzere!

8 saat içinde dünyanın bir baÅŸka ucuna müdahale edilebildiÄŸi halde, Sivas’a yardım gönderilmemiÅŸ, insanların katledilmesine engel olunmamıştır! Sivas nasıl unutulur?

BUNLARI UNUTMA!

Bazı anlarda bazı sözler söylenir, bazen bu sözlerin ve bu sözleri söyleyenlerin asla unutulmaması gerekir. Bu sözler ve onları söyleyenler yeni acılar yaÅŸanmaması için, yeni katliamlar olmaması için, dostu düÅŸmanı tanımak ve aklımızdan çıkarmamak için kesinlikle unutulmamalıdır. TaÅŸlara, demirlere bu sözler kazınmalı ve bir kenara konulmalıdır.

Sivas katliamı yaÅŸanırken de unutulmaması gerekin sözler söylenmiÅŸtir.

Hem de bu sözleri dönemin CumhurbaÅŸkanı, dönemin baÅŸbakanı söylemiÅŸlerdir. Bu sözler bize katliamın arkasındaki gizi ifade etmektedir.

UNUTULMAYACAK SÖZLER BİR

“GÜVENLİK GÜÇLERİ İLE HALKI KARÅžI KARÅžIYA GETİRMEYİN!”

Sözün sahibi CumhurbaÅŸkanı’dır. CumhurbaÅŸkanı Süleyman Demirel. Katiller Madımak Otelini kuÅŸatmış, insanlar içeride çığlıklarla yardım beklerken bu sözü defalarca Sivas valisine ve emniyet müdürüne söylemiÅŸtir. Demirel’in vatandaÅŸ dediÄŸi ÅŸeriatçı katillerdir. Ve güvenlik güçlerinin onlara müdahale etmesine engel olmakta, katillerin iÅŸlerini rahatça yapmalarını istemektedir adeta. Katillere karşı gelmeyin, bu sözün anlamı bundan baÅŸka nedir? Bu söz nasıl unutulur?

UNUTULMAYACAK SÖZLER İKİ

“OTELİ SARAN VATANDAÅžLARIMIZA BİR ÅžEY OLMAMIÅžTIR!”

Sözün sahibi BaÅŸbakan’dır. BaÅŸbakan Tansu Çiller. Çiller Madımak Otelini saran ve insanlarımızı katleden ÅŸeriatçı katillere bir ÅŸey olmadığını, katillerin burunlarının kanamadığını müjdelemektedir.

BaÅŸbakan’ın vatandaÅŸ dediÄŸi de ÅŸeriatçı katillerdir. Ya içeride çığlıklarla yardım bekleyenler? Onların vatandaÅŸlık hakları? Onların yaÅŸama hakları? Çillerin umrunda olan, Çillerin bu sözleri ile gözetip kayırdığı katillerdir maÄŸdurlar deÄŸil. Bu sözler nasıl unutulur?

Ya bu sözleri söyleyenlerin partisine oy veren, oy vermeye çağıran Aleviler, sözde Alevi önderleri onlar nasıl unutulur?

V.ATEÅžTE SEMAHA DURANLAR

ŞİVAS ŞEHİTLERİMİZ

Nesimi Çimen:Üç telli curanın üstadı. Sarız 1926

Asım Bezirci:Sosyalizm ve Edebiyat. Erzincan 1927

Metin Altıok:Kara kutu, şiir, felsefe. Bergama,1941

Muhlis Akarsu:Kula kulluk yakışır mı? Kangal 1948

Behçet Aysan:Sefa’sını ölümüle öÄŸreten ÅŸair. Ankara 1949

Muhibe Akarsu:Akarsuyum böyle miydi ahdımız? Kangal 1958

Edibe Sulari: Davut Sulari’nin yadigarı. Erzincan 1953

Uğur Kaynar:Militan, şair, elyazarı. Zara 1956

Asaf Koçak:Yok devenin kuÅŸu, bir sır “Cop Cumhuriyeti”nin çizeri, Yerköy 1957

Erdal Ayrancı:Hep barikatın başında. Niğde 1958

Sehergül AteÅŸ:Biz onunla baba kız deÄŸildik. O hem sırdaşım, hem yoldaşım, hem dayanağım ve gücümdü; babasının sözleri. Ankara 1953

Hasret Gültekin:Koçgiri’den, Han Köyü’nden. 1965

Muammer Çiçek:Bir oyun yazdı “İnadına YaÅŸamak”.

Muammer Çiçek:Bir oyun yazdı “İnadına YaÅŸamak”.Yalınyazı Köyü, Zile 1967

Gülender Akça:Abidin ve Sultan’ın gözbebekleri. DivriÄŸinin Åžahin Köyü’nden, 1968

Mehmet Atay:Åžahanım, ÅŸahdamarım, yangın yüreklim. DivriÄŸi 1968

Sait Metin:Uzundu, usuldu dedemin boyu. DivriÄŸi 1970

Carina Johanna:Alevilik araÅŸtırmacısı, “yabancı deÄŸil”. Hollanda 1970

Gülsün Karababa:Babası”Kızım benden daha iyi saz çalacak” derdi. DivriÄŸi 1971

İnci Türk:Çiçek açar domur domur dal verir. Balıkesir 1971

Huriye Özkan:Havanın yüzünde semah dönerken. Ankara 1971

Murat Gündüz:YaÅŸamak bir aÄŸaç gibi tek ve hür, en sevdiÄŸi dize.Ankara 1971

Ahmet Özyurt:Çok seviyorum düÅŸüncelere dalmayı. Enstein gibi düÅŸünerek kendimden geçmeyi. Kendi dizeleri. Ankara 1972

Handan Metin:Tüm güzellikleri toplayıp uzun bir yola çıktın. Ankara 1973

YeÅŸim Özkan:Ballıhan, erenlerin bal çiçeÄŸi. Ankara 1973

Yasemin Sivri:Kamber’in profesörü, kitap kurdu. Ankara 1974

Serpil Canik:KuÅŸ olup güvercin donunu giyen, Uyan daÄŸlar uyan Serpil geliyor. Ankara 1974

Serkan Doğan:Başıma kızıl bağla, arkamdan ağıt yakma anam, Ankara 1974

Belkıs Çakır:Güne Umut’tan. Ceylanlara karışıp semaha duran. Ankara 1975

Nurcan Åžahin:Kim yakıştırabilir sana ölümü? Ankara 1975

Özlem Åžahin:Okur, meraklı, yerinde duramaz, yaÅŸam delisi. Ankara 1976

Asuman Sivri:Semah, semah tutkunu, abisinin delisi. Ankara 1977

MenekÅŸe kaya:Sazı elinde İsmail’in.Ötme bülbül ötme gönlüm ÅŸen deÄŸil. Ankara 1977

Koray Kaya:Pir Sultan’ın genç ÅŸehidi. Ve hep öyle kalacak. Ankara 1981

Yanyana öldüler.

Ve yanyana gömüldüler Karşıyaka’da.

Karşıyaka’nın onur gülleri, direnç gülleri, Pir Sultan Åžehitleri...

VI.SİVAS DAVASI

“İnsanlık tarihinde

din adına işlenen

böyle bir vahÅŸet görülmemiÅŸtir.”

Sivas katliamının bulunabilen, ele geçirilebilen sanıkları çeÅŸitli mahkemelerde yargılandılar. Sivas davası hala sürmektedir!

Dava süreci nasıl geliÅŸti?

Katliam davası güvenlik gerekçesiyle Sivas’tan Ankara’ya nakledildi. Yargılamaya adiyen adam öldürme eylemi davası olarak baÅŸlanılmıştı. Mahkeme davayı planlı programlı, örgütlü bir katliam olduÄŸu gerekçesiyle Devlet Güvenlik Mahkemesine gönderdi.

Ankara DGM 1994 yılında verdiÄŸi ilk kararında olayı basit bir “yangın çıkararak adam öldürme” olarak deÄŸerlendirdi. Hatta iÅŸi daha da azıtarak Aziz Nesin’in katilleri tahrik ettiÄŸini dahi ileri sürdü ve buna dayanarak katillerin cezalarında indirim yaptı.

DGM’nin bu hukuka ve maddi gerçekliÄŸe aykırı kararını inceleyen Yargıtay DGM kararının tümüyle hukuka aykırı olduÄŸunu saptadı. Yargıtay DGM’nin olayı basite aldığını, yanlış deÄŸerlendirdiÄŸini vurgulayarak olayda ÅŸeriatçılar tarafından laik düzene yönelik bir kalkışma olduÄŸunun belirlenmesi gereÄŸine iÅŸaret etti. 28 Åžubat sürecine denk gelen günlerde Ankara DGM’de yargılama yeniden baÅŸladı. Bu kez sanıklar hakkında “anayasal düzeni bozarak ÅŸeriat devleti kurmaya kalkışmak” eyleminden ceza verilmesi yoluna gidildi. Mahkeme 33 sanığı idam cezasına çarptırdı.(1997) Bu karar Yargıtay’ca yeniden incelendi ve bazı usul hatalarından dolayı bozularak eksikliklerin giderilmesi için yeniden Ankara DGM’ye gönderildi. Åžubat 1999 tarihinde usul eksikliklerinin giderilmesi için baÅŸlayan yargılama sonucunda 33 sanık DGM’ce yeniden idam cezasına çarptırıldı. Sanıklar bu kararı temyiz ettiler. Dava dosyası ÅŸu an Yargıtay’da incelenmekte.

Ankara DGM’sinin sanıklar hakkında idam kararı verirken dayandıkları gerekçe tüyler ürperticidir: “İnsanlık tarihinde din adına iÅŸlenen böyle bir vahÅŸet görülmemiÅŸtir.”

VII.SİVAS DERSLERİ

Sivas katliamı gerek Alevi örgütlenmesinde gerekse Alevilerin bilincinde bir dönüm noktası olmuÅŸtur.

Sivas katliamından çıkan birinci ve temel ders, yalnızca ve yalnızca kendi gücüne ve örgütlülüÄŸüne güvenmenin zorunluluÄŸudur.

AleviliÄŸi yönelik ağır bir kuÅŸatmanın yaÅŸandığı ve saldırıların gündeme geldiÄŸi ÅŸu günlerde Alevilerin kimlik mücadeleleri için güçlü örgütlülükler yaratması zorunluluÄŸu görevi her zamankinden daha yakıcıdır.

 
English French German Turkish

Radyo Dinle

radyo soÄŸucak dinle soÄŸucak facebook grubumuz

Destekleyenlerimiz

Soğucak Köyü Reklam

Ziyaret

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün321
mod_vvisit_counterDün943
mod_vvisit_counterBu Hafta2182
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6933
mod_vvisit_counterBu Ay23052
mod_vvisit_counterGeçen Ay33837
mod_vvisit_counterToplam792294

Yol Tv Online İzle

Elbistan Yerel Haber