| Pir Sultan |
| Salı, 31 Mart 2009 17:58 |
|
Pir Sultan halkın büyük bir sevgi ve saygıyla andığı seçkin şairlerdendir. Sanatı ve kişiliği gibi yaşamı da halkın ağzında efsaneleşmiş, birtakım destansı övgeler (menkıbeler) ile söylentilerin (rivayetlerin) oluşmasına yol açmıştır. Daha sonra bunlar kimi yazarlarca derlenmiş ya da işlenmiştir.[1] Onlara bakılırsa, Pir Sultan’ın yaşamı şöyledir: Pir Sultan’ın öz adı Haydar’mış. Sivas’ın Banaz Köyü’nde doğmuş. Soyu Yemenliymiş. Hazreti Ali’nin torunlarından İman Zeyn-el-Abidin’e kadar uzanıyormuş. Evinin önünde büyük bir söğüt [2] ağacı varmış. Altında değirmen taşı gibi ortası delik kocaman bir taş dururmuş. Bu taşı Pir Sultan, sopasının ucuna takarak Horasan’dan getirmiş. Taşın üstüne oturur, yakınlarıyla sohbet edermiş. Haydar yedi yaşına geldiğinde kırda babasının koyunlarını otlatmaya başlamış. Bir gün Yıldız Dağı’nda sürüyü güderken uyuyakalmış. Düşünde ak sakallı bir ihtiyar görmüş. Bir elinde dolu, ötekinde elma tutuyormuş. Haydar ilkin doluyu içmiş, ardından elmaya uzanmış. İhtiyarın avucuna bakmış, parıldayan yeşil bir ben varmış. Karşısındakinin Hacı Bektaş Veli olduğunu anlamış, hemen sarılıp elini öpmüş. Hacı Bektaş O’na «Pir Sultan» adını vermiş, ününün dört bir yana yayılmasını, sazının üstüne saz, sözünün üstüne söz gelmemesini, Âl’ü evlâdın hakkını alması için çalışmasını dilemiş. «Tanrı yardımcın olsun!» demiş. Sonra gözden silinmiş. Uyanınca, Haydar’ın can gözü açılmış. Pir Sultan adıyla saz çalıp söylemeye başlamış. Pir’i için şu demeyi söylemiş: Arzuladım size geldim Hünkâr Hacı Bektaş Veli Eşiğine yüzüm sürdüm Hünkâr Hacı Bektaş Veli Pir elinden dolu içtim Doğdum elinize düştüm Ak cenneti gördüm geçtim Hünkâr Hacı Bektaş Veli Güvercin donunda duran Cümle eksikler bitiren Beş Taşı şahit getiren Hünkâr Hacı Bektaş Veli Kırk Budak’ta şem’a yanar Dolusun içenler kanar Âşıkların semâ döner Hünkâr Hacı Bektaş Veli Bahçende gördüm gülünü Erenler sürsün demini İmam Rıza’nın torunu Hünkâr Hacı Bektaş Veli Balım Sultan er köçeği Keser kılına bıçağı Cümle erenler gerçeği Hünkâr Hacı Bektaş Veli Pir Sultan’ım gerçek veli Erenlerden çekmem eli On İki İmam’ın yolu Hünkâr Hacı Bektaş Veli Pir Sultan’ın ünü gitgide her yana yayılmış. Kendi erenlerin arasına karışmış. Sayılan, sevilen bir pir olmuş. Her Cuma, canlar bölük bölük gelirler, el bağlayıp dara dururlar, ondan nasip alırlarmış. Kapısında koçlar tığlanır, açlar doyar, çıplaklar giyinip giderlermiş... * Hızır Paşa Sivas’la Hafik arasında bulunan Sofular Köyü’ndenmiş. Pir Sultan’ın adını duymuş, Banaz’a gelmiş, ondan nasip almış. İlkin onun azabı, sonra da müridi olmuş. Yedi yıl kapısında hizmet görmüş. Edep erkân öğrenmiş. Bir gün demiş ki: - Pirim, bana himmet edin de bir makama geçeyim, büyük adam olayım. Pir Sultan elini başına koymuş, düşünmüş, demiş ki: - Hızır, ben sana ruhsat veririm, dua ederim, gider büyük adam olursun, paşa, vezir olursun, ama sonra da gelip beni asarsın! Hızır izin alıp İstanbul’a gitmiş. Padişahın sarayına girmiş. Pir Sultan’ın himmetiyle ilerlemiş, paşa olmuş. Sıvas valiliğine verilmiş. Fakat gitgide düşkün olup ikrarını unutmuş. Fakir fukaraya zulmetmeye, haram yemeye başlamış. Namus gözetmez, hak aramaz olmuş. Hızır Paşa’nın iki kadısı varmış. Birinin adı Kara Kadı, öbürünün adı Sarı Kadı imiş. Rüşvet yer, haksızı haklı çıkarırlarmış. Çok canlar yakmış, ocaklar söndürmüşler. Pir Sultan’ın da iki köpeği varmış. Birinin adını Kara Kadı, öbürünün adını Sarı Kadı koymuş. Onlara «Gel Kara Kadı, Git Kara Kadı!» diye seslenirmiş. Pir Sultan’ın düşmanlarından biri bunu duymuş. Hemen koşup kadılara haber vermiş. Kadılar küplere binmişler. Adamlarını gönderip Pir Sultan’ı kolları bağlı getirtmişler. Yargılamaya başlamışlar. Pir Sultan: - Tanrı’nın bildiğini kuldan ne saklayayım, evet, köpeklerime sizin adlarınızı koydum, demiş; ama onlar sizden iyidir, siz haram yersiniz, onlar yemez. Kadılar: - Nerden biliyorsun? diye sormuşlar. Pir Sultan: - İsterseniz deneyelim, demiş. Bunun üzerine, kentin hacılarıyla hocaları gizlice bir kap haram, bir kap helâl yemek hazırlamışlar, işaretleyerek kadıların önüne koymuşlar. Kara Kadı ile Sarı Kadı oturup haram yemeği yemişler. Hacılarla hocalar bunu gözleriyle görmüşler. Sonra köpekler getirilmiş. Önlerine yine bir kap haram, bir kap helâl yemek konulmuş. Hayvanlar kapları koklamış, helâl yemeği yemeye girişmişler. Böylece, hacılarla hocalar kadıların haram yediğini öğrenmişler. «İyi köpek, kötü kadıdan efdâldir» demişler. Pir Sultan kalkmış, köpeklerin gözlerinden öpmüş. Almış sazı eline, aşağıdaki demeyi söylemiş: Koca başlı koca kadı Sende hiç din iman var mı Haramı helâli yedi Sende hiç din iman var mı Fetva verir yalan yulan Domuz gibi dağı dolan Sırtına vururum palan Senin gibi hayvan var mı İman eder amel etmez Hakk’ın buyruğuna gitmez Kadılar yaş yere yatmaz Hiç böyle kör şeytan var mı Pir Sultan’ım zatlarımız Gerçektir şöhretlerimiz Haram yemez itlerimiz Bu sözümde yalan var mı Kadılar bu sözleri duyunca başlarını yere eğmişler. Kimsenin yüzüne bakamaz olmuşlar. Pir Sultan’ı salıvermişler. * Gel zaman git zaman, günlerden bir gün, Hızır Paşa, Kara kaşlı Kör Müftü’ye bir fetva yazdırmış: «Şah’ın adını anmak yasaktır. Kim onun adını ağzına alırsa, dili kesilip öldürülecektir.» Fetva alanlarda okunmuş. Kimse İran Şahı’nın adını açıktan anamaz olmuş. Pir Sultan, eski müridinin ettiğini duyunca üzülmüş, kızmış. Fetvaya uymamış. Her gittiği yerde inadına Şah’ı övmüş, Hızır Paşa’yı yermiş: Fetva vermiş koca başlı Kör Müftü Şah diyenin dilin keseyim deyü Satır yaptırmış Allah’ın laneti Ali’yi seveni keseyim deyü Şer kulların örükünü uzatmış Müminlerin baharını güz etmiş On İkiler bir arada söz etmiş Âşıkların yayın yasayım deyü Hakk’ı seven âşık geçmez mi candan Korkarım Allah’tan korkum yok senden Ferman almış Hıdır Paşa Sultan’dan Pir Sultan Abdal’ı asayım deyü Münafıklar varıp bunu Hızır Paşa’ya iletmişler. Hızır Paşa haber salıp Pir Sultan’ı çağırtmış. Pir Sultan, Hızır Paşa’nın katına çıkmış, Hızır Paşa ayağa kalkmış, eski pirine saygı göstermiş, izzette ikramda bulunmuş, önüne türlü çeşit yemekler koydurtmuş. Fakat Pir Sultan hiçbirine elini sürmemiş. Paşa merak edip nedenini sormuş. Pir Sultan: - Sen düşkünün birisin, yoldan çıktın, haram yedin, yetimlerin ahını aldın. Bu haram yemekleri, değil ben, köpeklerim bile yemez, demiş. Pencereden seslenip köpeklerini çağırmış. Tâ Banaz’dan hayvanlar koşarak gelmişler. Yemekleri onlar da yememişler. Buna içerleyen Hızır Paşa, Pir Sultan’ı Sivas’taki Toprak Kale’ye hapsettirmiş. Fakat içi de rahat etmemiş. Eski pirine kıyamamış, bir süre sonra onu huzuruna getirtmiş. İçinde Şah’ın adı geçmeyen üç şiir söylerse, kendisini bağışlayacağını bildirmiş. Sazını eline vermiş. Pir Sultan birinci demeyi söylemiş: Hıdır Paşa bizi berdâr etmeden Açılın kapılar Şah’a gidelim Siyaset günleri gelip yetmeden Açılın kapılar Şah’a gidelim Gönül çıkmak ister Şah’ın köşküne Can boyanmak ister Ali müşküne Pirim Ali On’ki İmam aşkına Açılın kapılar Şah’a gidelim Her nereye gitsem yolum dumandır Bizi böyle kılan and ü amandır Zincir boynum sıktı halim yamandır Açılın kapılar Şah’a gidelim Yaz selleri gibi akar çağlarım Hançer aldım ciğerciğim dağlarım Garip kaldım şu arada ağlarım Açılın kapılar Şah’a gidelim Ilgıt ılgıt eser seher yelleri Yâre selâm eylen Urum erleri Bize peyik geldi Şah bülbülleri Açılın kapılar Şah’a gidelim Biz taze sevgidir yeni beğendim Anam atam yoktur vere öğüdüm Kıyman beyler kıyman ben genç yiğidim Açılın kapılar Şah’a gidelim Pir Sultan’ım eydür mürvetli Şah’ım Yaram baş verdi sızlar ciğergâhım Arşa direk direk olmuştur ahım Açılın kapılar Şah’a gidelim Şiiri dinleyen Hızır Paşa kızmış, Pir Sultan’ı uyarmış: - Pirim, yanlış tezene vuruyorsun, dikkat eyle, iki adımın kaldı, ayağını denk al! Pir Sultan aldırmamış. İkinci, üçüncü demelerinde de yine Şah’ın adını anmış. Çevresindekiler şaşkınlıkla Hızır Paşa’ya bakmışlar. «Bir Kızılbaş parçası seni dinlemedi, yazık olsun senin paşalığına!» demişler. Hızır Paşa’nın tepesi atmış. Öfkeli bir sesle adamlarına bağırmış: - Günah benden gitti, atın şuhu içeriye! Yarın sabah asarsınız! Pir Sultan yeniden zindana tıkılmış. Bütün gece Şah yoluna dua etmiş. Tanrı’ya yalvarıp yakarmış. Sabahleyin, kuşluk vakti Hızır Paşa’nın adamları gelmişler. Onu alıp Keçibulan’a götürmüşler. Alana bir darağacı kurmuşlar. Pir Sultan, asılmaya giderken bir deme söylemiş, çoluk çocuğundan yas tutmamasını dilemiş: Bize de Banaz’da Pir Sultan derler Bizi kem kişi de bellemesinler Paşa huddamına tenbih eylesin Kolum çekip elim bağlamasınlar Hüseyn Gazi binse gelse atına Dayanılmaz çarh-ı felek zâtına Benden selâm olsun ev külfetine Çıkıp ele karşı ağlamasınlar Ala gözlüm zülfün kelep eylesin Döksün mah yüzüne nikap eylesin Ali Baba Hak’tan dilek dilesin Bizi dâr dibinde eğlemesinler Eğer Ali Baba söze uyarsa Ferman büyük yerden beyler kıyarsa Ala gözlü yavrularım duyarsa Al’ın çözüp kara bağlamasınlar Surrum işlemedi kaddim büküldü Beyaz vücudumun bendi söküldü Önüm sıra Kırklar Şah’a çekildi Daha beyler bizi dillemesinler Pir Sultan Abdal’ım coşkun akarım Akar akar dost yoluna bakarım Pirim aldım seyrangâha çıkarım Yıldızdağı seni yaylamasınlar Pir Sultan asılırken taşlansın diye Hızır Paşa’dan buyruk çıkmış. Taşlamayanlar cezalandırılacakmış. Bu yüzden herkes eline bir taş alıp atmış. Fakat taşların hiçbiri Pir Sultan’a dokunmuyormuş. Musahibi, tarikat arkadaşı Ali Baba da oradaymış. Taş atmaya bir türlü eli varmıyormuş. Bir gülü gizlice ona doğru fırlatmış. Pir Sultan onu görmüş, pek üzülmüş. Şu demeyi söylemiş: Şu kanlı zâlimin ettiği işler Garip bülbül gibi zâreler beni Yağmur gibi yağar başıma taşlar Dostun bir fiskesi pareler beni Dar günümde dost düşmanım bell’oldu On derdim var ise şimdi ell’oldu Ecel fermanı boynuma takıldı Gerek asa gerek vuralar beni Pir Sultan Abdal’ım can göğe ağmaz Hak’tan emrolmazsa irahmet yağmaz Şu ellerin taşı hiç bana değmez İlle dostun gülü yaralar beni Pir Sultan bunu söyleyince, «Bu adam hâlâ dilini tutmaz!» demişler, ipi boynuna geçirmişler. Kalabalık çekildikten sonra Ali Baba, Pir Sultan’ın yanına varmış, ayaklarına yüz sürüp ağlamış. Gözlerinden kanlı yaşlar akıtmış. Banaz’a kara haber ulaşınca hane halkı ile konu komşu, talipler ile rehberler yüzlerini yerlere sürüp ağlamışlar. Kızı Sanem saçını başını yolmuş. Sazı eline alıp şu ağıtı yakmış: Dün gece seyrimde coştuydu dağlar Seyrim ağlar ağlar Pir Sultan deyü Gündüz hayalimde gece düşümde Düş de ağlar ağlar Pir Sultan deyü Uzundu usuldu dedemin boyu Yıldız’dır yaylası Banaz’dır köyü Yaz bahar ayında bulanır suyu Çaylar ağlar ağlar Pir Sultan deyü Pir Sultan kızıydım ben de Banaz’da Kanlı yaş akıttım baharda yazda Koç babamı kurban verdim Sıvas’da Darağacı ağlar Pir Sultan deyü Kemendimi attım dara dolaştı Kâfirlerin eli kana bulaştı Koyun geldi kuzuları meleşti Koçlar ağlar ağlar Pir Sultan deyü Pir Sultan Abdal’lım yücedir şanın Kudretten çekilmiş bir senin hunun Hakk’a teslim ettin ol şirin canın Dostlar ağlar ağlar Pir Sultan deyü (Bir söylentiye göre) Pir Sultan darağacında iken Hak tarafından kendisine bir köpek gönderilmiş. Köpek gelip tam altında durmuş. Pir Sultan onun üstüne basarak ipini çözmüş, yerine köpeği bağlamış. Sabahleyin kalkanlar bakmışlar ki darağacında Pir Sultan’ın yerinde bir köpek asılı duruyor... (Bir başka söylentiye göre de) Asılışının ertesi günü halk kahvede toplanmış konuşuyormuş. İçlerinden biri demiş ki: - Duydunuz mu? Bu gece Hazır Paşa, Pir Sultan’ı astırmış... Bir başkası hemen karşı çıkmış ona: - Olamaz! Ben onu sabahleyin Koçhisar yolunda, Seyfebeli’nde gördüm. İkincisi: - Senin yanlışın var, demiş, ben onu gün ışırken Malatya yolunda Kardeşler Gediği’nde gördüm. Üçüncüsü: Yeni Han yolunda, Şahna Gediği’nde gördüm. Dördüncüsü: Ben Tavra Boğazı’nda gördüm... Dinleyenler şaşırmış. Kalkıp birlikte darağacının bulunduğu yere gitmişler. Bakmışlar ki darağacında Pir Sultan’ın hırkası asılı, kendisi ortada yok. Meğer Pir Sultan darağacından inip yola düzülmüş. Bunu duyan kasaslar ardına düşmüşler, onu yakalamak isterlermiş. Fakat yetişememişler. Pir Sultan çabucak Kızılırmak Köprüsü’nün öte başına geçmiş. Kasasların yaklaştığını görünce: - Eğil köprü, eğil! demiş. Köprü eğilip suya batmış. Kasaslar karşı yakada şaşakalmışlar, Pir Sultan’ın kerametli bir kişi olduğunu anlayıp geri dönmüşler. Pir Sultan, Şah’a gitmek için İran yolunu tutmuş. Adını «Kanberoğlu» diye değiştirmiş. Yolda İstanbul’dan gelen bir musahiple karşılaşmış. Musahip ona kim olduğunu sormuş. Pir Sultan da kendini tanıtmış, ama adamı inandıramamış. Çünkü musahip, Pir Sultan’ın asıldığını duymuş; bu yüzden Sivas’ta ateşlerin yanmadığı, kazanların kaynamadığı söyleniyormuş. Musahip: «Sen Pir Sultan isen bana bir nefes oku!» demiş. Pir Sultan birkaç nefes okumuş. En sonunda da, eğer Hızır Paşa, asılı köpeğin dübüründen üfürürse ateşlerin yanacağını açıklamış. Sivas’a varan musahip duyduklarını gidip Hızır Paşa’ya anlatmış. Paşa, köpeği darağacından indirip dübüründen üfürmüş. Birinci üfleyişte köpek dile gelmiş: «Pir Sultan» diye bağırmış. İkinci üfürüşte «Can Sultan», üçüncü üfürüşte «Yan Sultan» deyince bütün ateşler yanmış... Pir Sultan gide gide Horasan’a varmış. Şah’ın katma çıkmış. «Neye geldin Urum Sofusu?» diye sormuşlar. O da almış sazı eline, şu karşılığı vermiş: Zahir bâtın On’ki İmam aşkına Aman Şah’ım mürüvvet deyü geldim Pirim nazar eyle şu ben düşküne Aman Şah’ım mürüvvet deyü geldim Bakmaz mısın cesedimin nârın Elim ermez oldu cihan kârına Yüzüm yerde geldim durdum darına Aman Şah’ım mürüvvet deyü geldim Hacı Bektaş oğlun günahkâr gördüm Aradım isyanı özümde buldum Yüzümün karasın elime aldım Aman Şah’ım mürüvvet deyü geldim Erenler yolundan bir taş kaldırdım Gönül bahçesinde gülün soldurdum Bugün eksikliğim nefsi öldürdüm Aman Şah’ım mürüvvet deyü geldim Pir Sultan’ım eydür karşımda durma Gidip münkirlere yol erkân kurma Alnımın karasın yüzüme vurma Aman Şah’ım mürüvvet deyü geldim Pir Sultan, az sonra Horasan’dan ayrılıp Erdebil’e gitmiş. Erdebil’de ölmüş. Oraya gömülmüş. |
Günün Sözü
“Baylar, korkunuzu, telaşınızı anlıyoruz. Bugün otlandığınız toprakları, fabrikaları madenleri korumak için her türlü vahşete hazırsınız. Ama bilmelisiniz ki, korkunun ecele faydası yoktur ve hiçbir vahşet bizi haklı davamızdan caydıramayacaktır. Sizi, kendi yarattığınız sosyal-siyasal çelişmeler içinde, döktüğünüz ve dökeceğiniz kanlar içinde boğacağız. Bizim ülkemize dönme hem de zaferle dönme umudumuz ve güvenimiz vardır. Ama sizler bir gün kaçacak ve bir daha dönemeyeceksiniz. Beyaz Ruslar’a bakın , Kral Faruk’a, Şah’a, Somoza’ya bakın ve halkın geleceğini görün.”
Yılmaz Güney
Yılmaz Güney
Son Aktiviteler
2 Hafta Önce

Sohbet
Son Mesaj: 1 ay, 2 hafta once
- sebahattin27 : Mrb arkadaşlar herkesi radyo sogucak a bekleriz
- beko : arkadaslar hic mesaj yazmıyorsunuz eksiklerimizi veya begendiklerinizi bize yazınki hatalarmızı düzetek
- NazımHikmet : Soğucak Köyünden Dünya"ya Acılan Pencere
- beko : arkadaslar sitemiz gene sogucaknet olacak ve radyo 09.01.2011 acılıyor tüm dostları bekliyoruz bir iki güzel eser dinlemek icin ve hoş sohbet icin bekliyoruz sizlerii tammmm geliniz bak türküde söylerim ha )))))
- kimsesizgolg : sevgili kamil balta yaptıkların ıcın koyumuz olarak tesekkur ederızde nıye ımalı olarak 100 tl verıp aldım yazmıssın yapmıssan koyune bır yardım yapmıssın para konusunu neden acıyorsun ayipp yanii hiç hoş degill
- Erenay : Radyo Sogucak 01 Eylül Saat 15 de tekrar yayina baslayacak. Tüm canlari bekleriz....
- beko : bakıslı genclerden yönetmeci arıyouz yapmak istiyen varsa bize ulasın
- kamil balta : değerli canlar soğucak köyü mezarlığındaki çitiller geçen yağan kar dan dolayı yereyatmışlardı bende onlara destek vermek için 100 tl verip direk aldım ve köyde ki çitilleri destekledim ama bundan sonra da haftada bir rutin olarak sulanması gerekli bunun için desteklerinizi bekliyoruz saygı ve sevgilerimle
- kamil balta : değerli canlar mezarlıklara yaptığınız yeşillendirme den dolayı hepinize sonsuz teşekkürler
- hacikus : agac dikiminde emegi gecen herkese ben kendi adima cok cok teskur ederim umarim emekleriniz bosa gitmez
Sadece Uyeler yazabilir!
Videolardan
Anket
Duyurular
-
SOĞUCAKNET ve GENÇLİĞİ DOSTLUK, DAYANIŞMA PİKNİĞİ
...Pazar, 05 Şubat 2012
Yazan - Mehmet Topalak - Tiklama: 4 -
Muharrem Aslan"ın Tutsak Sevdalar Albümü Cıktı
muharrem aslan'ın 3.solo albümü "TUTSAK SEVDALAR" çıktı.Tüm müzik marketlerde ve D&R larda edinebileceğiniz albümde birbirinden g&u...Salı, 29 Kasım 2011
Yazan - HikmetCeyhan - Tiklama: 148 -
Bu Akşam Muharrem Aslan Canlı Yayında
...Perşembe, 24 Kasım 2011
Yazan - HikmetCeyhan - Tiklama: 119 -
MUHARREM ASLAN RADYO SOGUCAK CANLI YAYIN KONUĞUDUR
Muharrem Aslan 25 Kasım Radyo Soğucak Canlı Yayın Konuğudur...Pazar, 13 Kasım 2011
Yazan - HikmetCeyhan - Tiklama: 159 -
"FÜZE KALKANINA HAYIR" MİTİNGİNE DAVET
NATO'nun Kürecik'e kuracağı füze kalkanının yayacağı radyoaktif maddeler, insan ve doğa üzerinde tahribatlar yaratacak, bölgede yaşamın sürdürüle...Pazar, 06 Kasım 2011
Yazan - Mehmet Topalak - Tiklama: 159 -
Bu Akşam Ozan AKGÜL 21:00"DE Radyo Soğucak"ta(14 Ekim Cuma)
14 Ekim Cuma günü Saat 21:00de Radyo Sogucak Canlı Yayın Konuumuz OZAN AKGÜL
Radyo Sogucak Ekibi olarak Sizleri Önemsiyoruz
http://radyosogucak.com/...Perşembe, 13 Ekim 2011
Yazan - Hamit Orhan Yilmaz - Tiklama: 269
Son Resimler
Forumdan Son Mesajlar
| • Erdal Eren NazımHikmet 13-10-11 19:52 |
| • Cirkin Kral YILMAZ GÜNEY NazımHikmet 13-10-11 19:47 |
| • Ruhi Su NazımHikmet 13-10-11 19:46 |
| • CHE GUEVARA KOMANDANTE NazımHikmet 13-10-11 19:43 |
| • TOPLUMSAL YOZLAŞMANIN AYAK SESLERİ NazımHikmet 13-10-11 19:17 |
| • Tarihten: Elbistan'da Katliam Denemesi NazımHikmet 13-10-11 19:15 |
| • Alevilerin Buyuk Siri.. NazımHikmet 13-10-11 19:07 |
| • Mum Söndü NazımHikmet 13-10-11 19:04 |
| • Tanrı dünyayı yarattığı zaman gel... NazımHikmet 13-10-11 19:01 |
| • MÜTHİŞ BİR FIKRA O KADAR MÜTHİŞ ... NazımHikmet 13-10-11 18:59 |
Menü
Köşe Yazarları
|
TEMENNİ |
| Abbas Dağ | |
|
ATEŞİ VE İHANETİ GÖRDÜM |
| Barış Aydın | |
|
Şah İsmail Hatayi 4 (Çaldıran Savaşı) |
| Bülent Aldede | |
|
“Tek’çi Zihniyetin Fikir Babası Zerdüşt! |
| İsmail Güner | |
|
Kadinlar Mücadeleyle Özgürlesecek |
| Zeynep Aydın | |
Sogucak
Destekleyenlerimiz
Yöremizden
Kültürümüz
Unutulmayanlar
Ziyaret

Elbistan Yerel Haber
Son Yorumlar
Beğenilenler
- Hüyüklerimiz koruma altına alındı
- Radyo-Sogucak
- RADYO SOGUCAK CANLI YAYIN SUNAR
- BÜLENT ALDEDE"DEN YENİ YAZI EDEB
- KOSE YAZISI: BÜLENT ALDEDE"DEN YENİ YAZi ALEVİLİK VE SORULAR
- RÖPORTAJ: İsviçre Sosyal Demokrat Parti (SP) Milletvekili Mustafa Atıcı İle Söyleşi!
- Bülent Aldede"den Yeni Yazi
- Elbistan"da 7 çocuk annesi eşi tarafından öldürüldü
- ACI HABER: Comulu Köyü"nden Aci Haber
- BARAN GÖÇ RADYO-SOĞUCAK"TA OLCAK
Eski Haberler
- Kurban Bayramınız Kutlu Olsun
- HIZIR,HIZIR ORUCU NEDIR
- ismail yildirimin kirk yemegi almanyada verilecek
- Radyo-Sogucak
- RADYO SOGUCAK TANITIM CANLI YAYIN SUNAR
- RADYO SOGUCAK CANLI YAYIN SUNAR
- hasan sil bu aksam canli yayinda
- BARAN GÖÇ RADYO-SOĞUCAK"TA OLCAK
- ACI HABER: Comulu Köyü"nden Aci Haber
- Küllü'de Çeşme Şebekesi Onarıldı






















