“Nurhaq Dağı Konuşsun”
NazımHikmet
Pazar, 25 Eylül 2011 17:45

Evet dostlar, uzun süredir üzerinde çalıştığım çok yönlü ilk ve son siyasi “Nurhaq Dağı Konuşsun” adlı roman kitabımın yazımını bitirdim...Neden ilk ve son diye sorarsanız; bundan sonra yazacağımı düşünmüyorum... Çünkü, tanık olmadığım ve yaşamadığım herhangi bir konu hakkında yazmak benim prensiplerimin dışında kalıyorda ondan. 

Neyse, roman kitabım ile ilgili daha sonra ayrıca yazılır...

 

Yazmak iyidir...

 

Geçenlerde Rojeva Kürdistan sitesinin editörü Hasan Bildirici; “İnsanların kendi görüşlerini yazıp yayınlamasından asla ürkmemek lazım. Bir insan ne düşündüğünü yazmazsa onun nasıl biri olduğunu nerden bileceğiz. Her yazı ve görüş bir karakterdir. Bırakın insanlar karakterlerini ortaya döksünler.” Diye yazmıştı bir yazısı’nın sonunda...

Evet buna benzer bir yorumu geçen sene misafirliğe gittiğim Belçika’da bende söylemiştim. Havlumuzun içindeki yarım acı pancar Hasan Bildirici, yukardaki paragrafıyla beni teyid etmiş bulunuyor. Ancak, gerek Hasan Bildirici’nin editörü olduğu Kürt internet sitesi ve benzerlerinde yazanlar, yazdıkları yazılarıyla Kürt okurlarını agresifleştirmenin ve galyena getirmekten öteye gitmiyor!..

 

İnternet medyasında yazılan günü birik sataşma ve kişileri aşağılama yazıları analatik derinliği olan yazıların okunmasını engelliyor.

 

Tabi bu Kürt internet sitelerinde eğitici ve dönüştüren makul yazanları burada tenzih ettiğimi belirtmekte istiyorum... 

 

Bazan Hasan Bildirici ve diğerleri’nin okurlarıyla birebir yazışıyorum da. Hatta H. Bildirici’nin kitap kapağını profiline koyanlardan birisi; geçmişte mücadeleye birçok desteği olmuş kişileri öyle bir yargısız infaza tabi tutuyor ki, sanki dersiniz yörenin en büyük düşmanı onlar!...

 

Hani o şahısların mücadeleye verdiği desteği gözümle görmesem neyse derim...

 

Her nedense PKK kurumları ve yayın organlarında yer kapmayan ve dikiş tuturamayanlar Hasan Bildirici ve benzerlerinin kurduğu kürt internet sitelerine kapağı atıyorlar!..

Hemen şunu peşinen belirteyim; bunların hükmü PKK örgütü’nün varlığının sürüdüğü yere kadardır.

 

İşte geçenlerde Ahmet Altan’ı Türk kolonizatörlüğü gibi kelime oyunlarıyla güya nakavt etmeye çalışan Faysal Dağlı diye biride orada parlamaya başladı. Fakat akabinde hemen sonra Türk aydını Ahmet Altan’ın yazdığı iki yazıyla Faysal Dağlı’nın cevaben yazısı avuta gitti! Faysal dağlı denilen kişiyi daha önce PKK’nin baskılı gazetesi’nde çok önceleri de görmüştüm ama yazıları pek ilgimi çekmedi. Bundan sonra da çekeceğini sanmam... Faysal Dağlı (siz buna Avrupa burjuvazisinin kucağında ahkam kesen şehirli deyin) bazı Kürt sitelerin Ahmet Altan’ın resmini çerçeveleyip yazılarını neden yayınladığının ve Türk askerin Kürdistan da defolmasını söylemediklerini yazmış! İyide bre adam yıllardır Kürt savaşçı kadroların yeri boşalıyor, ne diye duruyorsun git Türk askerini defetsene? Ne diye ahkam kesiliyorsun? İkincisi, Ahmet Altan’ın resmini neden çerçevelemeyelim... sen ve o Türk ırkçı okur-yazarlardan bir nebze olsa daha insancıldır!... 

 

Dün Türk aydını Ahmet Altan’ı ‘Ata Türk ve Ata Kürt’ diye yazdığı için göklere çıkaranlar, Kürd aydını Mehmed Uzun’a olmadık ithamlarda bulunanlar, bu gün Ahmet Altan’a çeşitli ithamlarda bulunuyor ve ölen Mehmed Uzun’a sahip çıkan ikiyüzlü Kürt siyasetçisiyle karşı karşıyayız...!

 

Bu açıkta yazanları tanımaya çalışıyoruz. Lakin belli dönemler mücadelede çeşitli çalışmalar yürüten ve şimdi bir köşe başını tutmuş iki yüzlüler kapalı kapılar arkasında ve telefon ahizelerinde öyle bir iki yüzlülük yapıyorlar ki, halk bunları ne yazık ki kolay kolay tanıyamıyor...

 

Bir diğeri benim gibi sürdürülen bu kirli savaşı uzakta da olsa bağrı yanan Hasret Birsel; Sosyalistçilik ve humanistçilik oynayanlara itaf olunur.” Diye sosyal paylaşım sayfasında koyduğu video görüntüsüne not düşüyor...

Şimdi siz, sosyal bir hayvan olan insanı sosyalist ilkeden ve hümanist özden uzaklaştırırsanız geriye ne kalır?...

 

Orhan Miroğlu biride, Taraf gazetesinde diaspora Kürt okur-yazarlarına “ hırsız” tecevüzcü” kapkaçı” yeteneksiz” diye yazmış! Halt etmiş ama benim gibi zorunlu Avrupaya savrulmuş bir Kürd okur-yazarın çalıştığı restorant tuvaletinde kadın adet petleride dahil tuvalet temizliği yaparak yaşamını idame ettiğini yazmamış...

 

Ayrıca yaklaşık 23 yıldır İngiltere’de yaptığı konuşmaları başına bela olan benim bir üvey halaoğlu Ali Erdoğan, ‘merdi kıpti çecaat arzederken şirkatın söyler.’ Misali yazdığı yazıları bu internet sitelerine gönderiyor...

Kemal Burkay’ın yurda dönüşüyle ilgili kaleme aldığı yazısını girişini, birlikte aynı ülkede kaldığı M.Salih Erol diye birinin bir paragrafıyla başlamış!.. 

Aynen şöyle; “ Kürt kökenli Kürtler, orta yerde cansız bir ceset gibi duran bu kanlı meseleden beslenmek en hafif ifadesiyle “ölü eti” yemektir” diye başlıyor. 

Şimdi yukarıya aldığım bu paragrafı bende tersinde onlara yönelteyim; Avrupadaki Kürt kökenli okur-yazarlar, orta yerde duran canlı bir ceset gibi yaşayan bu kanlı mücadeleden beslenmek en hafif ifadesiyle “canlı eti” yemektir” sizinkisi diyorum!..

 

Aslında bu yukarda örneğini verdiğim siyasetçi kesimi manipülasyon konusunda bir hayli yetenekli olmuşlardır!...

 

Halağolu Ali Erdoğan, yazısının sonunda Kemal Burkay’a sorularını sıralamış; “Ben bir yazar olarak 23 yıldır yurt dışındayım. Döndüğümde aynı sıcaklığı görebilecek miyim?” diye beklentiye girmiş!...

Hakkın var tabi yurda dönmeye... 

 

Sevgili halaoğlu bende Kemal Burkay’a dönmeden önce defalarca serzenişte bulundum ama “kendime Burkay ülkeye gelip siyaset yapmaktan korkuyor dedirtmem” diye tuturdu ve bırak beni dinlemeyi, adam giderayak bana orta parmağını gösterdi)

 

Yıllarını Kürt mücadelesine vermiş olan birine geçen aylarda ne diye Türk medya ve basın kuruluşların kapısını aşındırıyosun diye yazdığım için, bana; “ Seni PKK ve Ergenekon kategorisine eklerim” diye beni uyardı ve sizin sol, yurtsever muhalif basın-medyanız olsa bize yer verecek misiniz?” diyor. Adama hak verdim bizim elimize geçse bir kaşık sudan boğarız alim-allah)

 

Hani birara seninle yazıştığımızda ‘gençleri biz yönlendiriyor ve etkiliyoruz’ diyordun! İşte etkileyip yönlendiridiklerinizona buna ağır ithamlarda ve hakaretlerde bulunuyorlar şimdi! Hatta bir ara onlardan agresif ve şizofrenik olan birisi bunca zamandır yürüttüğüm toplumsal mücadele karşılığı olarak hiç hak etmediğim bir ithamda bulundu bana!..

Ben, o zaman sana bu etkileyip yönlendirdiklerinizin sonu pek iyi olmayacak demiştim!...

Bırak Burkay gibi karşılanmayı, İstanbul’da aldığın daireye bir gün sırt üstü gidersin diye inan üzülmüyorum değil! 

Hatırlarsın bundan birkaç yıl evvel dönemsel psikolojik sorunlar yaşayan ve bilinçsiz toplumun tabiriyle deli dedikleri senin dayına köyde bir betonarma ev yaptık fakat O, ben doğanın adamıyım diye içinde değilde köyün dışında donarak öldü!...

 

Sıla da mülteci yaşam çekilmez biliyorum... Bende herhangi bir hastalıktan müzdarip ölüp gitmeden önce memleket hasretini bir an evvel gidermek istiyorum ama nafile... 

Yaklaşık dörtyüz yaprağı aşkın yazdığım roman kitabımı hakkın rahmetine kavuşmadan okur ve beni anlarsın diye düşünüyorum...

 

Neyse, kısa keserek bitireyim... Girişte dediğim gibi en iyisi “Nurhaq Dağı Konuşsun” adlı roman kitabım adıma konuşsun diyorum...

 

Hoşkelam...

 

 

Îsmaîl Güner

 

 

 

Bu e-Posta adresi istek dışı postalardan korunmaktadır, görüntülüyebilmek için JavaScript etkinleştirilmelidir

 

25.09.2011

Yorumlar (0)add comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
 
renginzreklam
English French German Turkish

Radyo Dinle

radyo soğucak dinle soğucak facebook grubumuz

Destekleyenlerimiz

Soğucak Köyü Reklam

Ziyaret

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün304
mod_vvisit_counterDün943
mod_vvisit_counterBu Hafta2165
mod_vvisit_counterGeçen Hafta6933
mod_vvisit_counterBu Ay23035
mod_vvisit_counterGeçen Ay33837
mod_vvisit_counterToplam792277

Yol Tv Online İzle

Elbistan Yerel Haber