|
Aleviler Referandum paketindeki deÄŸiÅŸiklikleri ne derece anladı, ya da Alevi kurumlarının yöneticileri referanduma sunulan anayasa maddelerini Alevilere ne kadar anlatabildi? Bunuda Alevilerin ve bazı Alevi ÅŸahsiyetlerin yorumlarına bırakıyorum...
Bu son zamanlarda bazı deÄŸerli çalışmalarıyla ‘Hakk Erenlerin YOL’unun tarifatını yeniden yapmaya çalışan bir kısım araÅŸtırmacı ve aydın-yazar kesimini yererek ve onlar üstünde kendini gündeme taşıyan/taşımak isteyen ve ‘Hakk Erenlerin YOL’unu “İslamın özü” içi, kenarı vb. sıfatlar yükleyen gönül gözü kör olan takkiye ve hurafeler,
maskesinin düÅŸeceÄŸini sezimleyerek, bulundukları perdeli ruh girdap çemberin girdabın içinde çırpınıp duruyorlar!!!
Bu YOL’un temel anlayışının en önemli deyimi; “Benim Kabem İnsandır” “Hakk sevginin kendisidir” ve Hakk Erenlerin güttükleri ‘YOL’un temeli sevgiye dayanıyorsa eÄŸer, bu gönül gözü kör olanlar, İslam içi iktidar kavgalarından maÄŸdur olmuÅŸ ölülere aÅŸkla baÄŸlıyız diyerek, Hakk Erenlerin YOL’unu saptırarak, Alevilerin kafasını karıştırıp neden bu kadar kendini yorarlar..!
Bu gönül gözü kör olanlara demem oki; Hakk Erenlerin YOL’unu semavi dinlerin vb. diÄŸer... özü, içi, devamıdır diyerek, kuyruk sokumunda at sineÄŸi yapmaya Alevileri zorlayan ve takkiye yaparak, hurafeliÄŸi empoze ederek senelerce hakkullah adı altında Hakk Erenlerin YOL’una gönül gözüyle baÄŸlı olanları sömürdüÄŸünüz ve nimmet borcunuzdan dolayı rahatsızlığınızı anlıyoruz! Ancak, artık bu takkiye ve hurafeliÄŸinizde ısrar etmeniz beyhude bir çabadır diyoruz!!!
Yaklaşık 25-30 yıldır ahlaki ve politik toplumsal, sosyal özgürlük mücadelesini veren akımların yarattığı ortam sayesinde çok yüksek sosyolojik araÅŸtırmalarıyla bilinen üst düzey aydınlar, Alevi inancına mensup kesime; gözlerindeki zulmet Aleminin kara perdesini aralatarak Hakk Erenlerin YOL’unun ışığını göstermeleri taktire ÅŸayandır...
Ancak, bu gönül gözü kör olan takkiyecilerin senelerce Alevilere empoze ettikleri zulmet Aleminin hurafe düÅŸüncelerini hafızalardan silmek için, bir 20-30 yıl daha lazımdır...
Konun daha iyi anlaşılması için, size yakın dönemden bir kaç örnek vereyim; gönül gözü kör olan bu hurafelerin kafasını hurafelikle doldurduÄŸu bizim yöreden iki komÅŸum taziyede bulunmak için, bize geldiler...
Birisi seneler önce çeÅŸitli sol/sosyalist akımların çevresinde bulunmuÅŸ, ÅŸimdi ise, bulunduÄŸum kanton baÅŸkentinde yakın dönemde oluÅŸturulan ‘Alevi Kültür Merkezi’ nin yönetiminde görev almıştır.
Bu komÅŸum sohpetine inançları konu edince, kısa kısa Hakk Erenlerin YOL’u hakkında örnekler verdim ve bana; “Alevilik, günümüz sorunlarına çözüm getirebilir mi?” diye bana sorunca, ben, Hakk Erenlerin YOL’u insanı kendi inancının merkezine koyduÄŸuna göre ve toplumsal doÄŸa ahlak sistem iÅŸleÄŸinin gereklerini yerine getirdiÄŸine göre elbette Baki dünyanın sorunlarına çözüm getirebilir tabii ki dedim.
Daha sonra bu komÅŸuma iÅŸaret ederek, öbür komÅŸumun Alevilik anlayışını biraz sorgulamak için siz, AleviliÄŸi nasıl öÄŸrendiniz diye sorduk... komÅŸum; “ bize, 12 imam orcunu tutmayı, aÅŸure yapıp dağıtmayı, hz. Ali ve diÄŸer on iki imamların alevi inancımızın temsilcisi olduklarını ve bunları bize anlatan kiÅŸilere (hurafeler) hakkullah vermeyi biliriz! Bize böyle anlattılar çünkü!” dedi.
Peki size bahsedelin Hz. Ali kimdi? Bu on iki imamların kimler olduÄŸu ve nereli olduklarınıda anlattılar mı size diye sorunca; “ hz. Ali’nin arap olduÄŸu ve hz. Muhamed ile islam dininin savaşını veren kiÅŸi ve on iki imamlarda ehli-beyt soyundan olduklarını anlatmışlardı bize!” dedi.
İşte, gönül gözü kör olan ve nimmet borcu olan takkiyeci ve hurafe tayfasının kafasını karıştırdığı bu kesimin hafızasını kazısalarda belki silinmez! ama, bunlardan doÄŸan nesil, ve yeni geliÅŸmekte olan jenerasyonun naif hafızasını; ne bu hafızası karıştırılan kesim, nede o, gönül gözü kör olan zulmet aleminin girdabında cebellenen fuÅŸku fucur tayfası’nın kara perde çekmeye gücü ve bilinci kafi gelmeyecektir artık...
Günümüz son teknik-bilim çağının genç jenerasyonuna sunduÄŸu olanaklar sayesinde, kendini geliÅŸtiren sosyal paylaşım web sayfa vb. İnternet Gazetelerini oluÅŸturmayı bir zorunluluk haline getirmiÅŸlerdir...
Bu son teknolojiyle buluÅŸan ÅŸimdiki genç jenerasyon, hurafelerin kelli felli sözlerini çöpe atıyor artık!
Çağımızın bu teknoloji harikasından rahatsız olan hurafe tayfası, takındığı sahte maskesinin düÅŸeceÄŸini anladığı ve korktuÄŸu için, saldırganlaÅŸmaktadır...!
Bu takkiyeci tayafasının hurafe düÅŸüncelerini dinamitleyen araÅŸtırmacı ve yazarlara karşı çıkardığı çığırtkanlıklarıyla ve kirlettikleri hafızaları, konuÅŸtukları ve yazdıkları yazılarıyla bizzat kendileri temizliyorlar zaten...
Özellikle bunlardan birisi, tarihsel araÅŸtırmalarıyla bilinen araÅŸtırmacı-aydın kesiminden bir kaçını sözümona güya eleÅŸtirirken, İslam halifelerinin hangisinin kimin karısını cevcesi yaptığını ispatlarken, araÅŸtırmacı ve yazarların ufak tefek yanlışlarından dem vuruyor(!) Hakk YOL’unu çaÄŸrıştıran deyiÅŸ-nefes ve ÅŸiirlerinin o dönemde de var olduÄŸunu ispatlamaya çalışırken, hatta Arap çöllerinde bir ÅŸairin okuduÄŸu ÅŸiir’e on iki imamlardan biride bir dörtlük eklediÄŸini söylüyor... ayrıca konusuna Hz. Davut’u da iliÅŸkilendirerek, güya o dönemde davut zamanında ÅŸiir’in okunduÄŸunu ispatlayacak!
Zaten ilk din devletinin temelini oluÅŸuturan ve Hz. Davut’un (davut/süleyman) dini kitabı Zebur’a bakarsanız eÄŸer, çoÄŸu ÅŸiir uürü ÅŸarkı rütüellerinden ibaret olduÄŸunu görürsünüz...
DiÄŸer bir husus ise, hz Muhamed örneÄŸini verirken, hz. Muhamed’i anlamak istoyorsanız eÄŸer; (bu islamıda anlamak demekmiÅŸ) hz. Ali diyorki: (felan filan diyor ki’ler bitmiyor) O, sofradan birgün karnını doyurarak kalkmamıştır. Onun çok yemek yemekten karnı ÅŸiÅŸmemiÅŸtir. Onun nefsine ne kadar hakim bir insan olduÄŸunu isteyen alsın Nech’ül BelaÄŸa’yı açsın okusun.” (!) Gerçek islam da buymuÅŸ! En komik bir islamı ispatlama örneÄŸi-:)
İkide bir islam ümmetine dördüncü halife hz. Ali’nin yazdığı (hz. Alinin yazdığı ne kadar gerçek ise) Nech’ül-belaga adlı divanında yazılan bir kaç güzel sözlerden örnekler vererek, hz. Ali’nin bu sözleri arkasına sığınıyor.
Ben, bir ara Abbas Tan üstad’a hz. Alinin bahsedilen Nech’ül-belaga adlı divanında Hakk YOL’u ile ilgili herhangi bir ÅŸeyin olup olmadığını sordum... sayın Tan bana; “ sadece islami kesime hitaben sözlerden ibaret olduÄŸunu, Hakk YOL’una iliÅŸkin herhangi bir ÅŸey yok!" dedi bana...
Bazı Alevi Cem Evi’ içine girince; başı sarıklı, kara sakallı, portreler görünce sanki ben, bir İslam Mescit’ine girmiÅŸ gibi hisediyorum kendimi...!
Daha öncede bir iki yorumumda örnek verdiÄŸim gibi, Anadolu ve Mezopotamya coÄŸrafyasında Hakk Ozanlarının okuduÄŸu nefes-deyiÅŸlerin içine; Hakk Erenlerin YOL’unun Hakkikat’ı ile ilgili bir kaç cümlelik ‘Sır’ katıyorlar diye yazmıştım... öykülerini araÅŸtırırsanız eÄŸer çoÄŸunun akibeti de ortadadır...
Geçenlerde sevgili Ozan Emekçi’nin de dediÄŸi gibi; “Hakk YOL’unu anlatmak için, bir kitap yeterlidir!” sözü bir Hakkikat’ı ifade eder...
Putperest geleneÄŸi yıkmak için, Hz. İbrahime Allah tarafından gönderilen ‘Eski Ahit’ kitabını,
Fravun anlayışını kırmak için, Hz. Musa, Sina dağında 40 gün yoÄŸunlaÅŸarak, yasa niteliÄŸinde olan ‘On Emir’ Allah tarafından gelmesini,
İsa’nın babası Allah’ın oÄŸlu olduÄŸu ve ‘Eski Ahit’ Yeni Ahit’ birleÅŸtirmeleri sonucu ‘Kitabı Mukkades’ini,
Ve İsa’yı gökten yer yüzüne indirerek, gelmiÅŸ geçmiÅŸ tüm nebilerin ancak Allah’ın kulu ve elçisi olabileceÄŸini bildiren Hz. Muhamed’e vaheyden gelen ayetler karşısında bayılarak düÅŸtüÄŸü, ‘Kuran-ı Kerim’ kitabanı tebliÄŸ etmiÅŸ/bildirmiÅŸler(!) Halbuki, bu sözü edilen peygamberlerin hepsi çeÅŸitli daÄŸ mekanlarında belli bir zaman süresi içinde yoÄŸunlaÅŸarak konumlarını elde etmiÅŸlerdir...
İşte, Hakk Erenlerin YOL’u; bu dinlerin hepsinin peygamberlerini ve gökten inen/gelen kutsallıklarını, yer yüzünde yaÅŸayan insanların kendi yetenekleri sonucu yarattıklarını ispatlayacak Hakkikat’a sahiptir...
Kaldıki, Kuran-ı kerim diÄŸer üç semavi dinin kitabının toplamıdır...
Bir çok İncil’den bahsedildiÄŸi gibi, yine bir o kadar çok Caferi Saddık’ın (Åžii mezhebinin kurucusu) ‘Buyruk’ kitabından da söz edilir. Bu, ‘Buyruk’ kitabında Kerbela faciası detaylarıyla anlatılmaktadır.
O dönemde OrtadoÄŸu coÄŸrafyasında bir ilk görkemli direniÅŸ yaÅŸanmıştır.
Hatta, bir dönem benimde Yönetim Kurulu üyesi olduÄŸum Kürdistan Alevi Federasyonu Pirler Kurulu üyesi Pir Ali Balli’nin, ve Federasyona baÄŸlı Basel Abdal Pir Sultan derneÄŸi ile bulunduÄŸum Kantonda yaptığımız etkinliÄŸin afiÅŸi Kerbela’yı anma etkinliÄŸi olarak duyurusu yapıldı. Basel Pir Sultan derneÄŸi yönetiminden bana, neden baÅŸka bir etkinliÄŸi deÄŸilde ‘Kerbela olayı’ etkinliÄŸi diye sorunca, benim kararım deÄŸil! yönetim kurulun kararıdır dedim. Kerbela’da yapılan insanlık dışı zülum ve görkemli direniÅŸine olan saygımdan dolayı itiraz etmek istemedim... Ayrıca belli sürelerde çıkan FEK’in birde ‘Zülfikar’ kılıcını temsil eden yayın organı çıkıyordu. O dönemde çıkan Zülfikar yayın organında yapılan bu etkinlik yayınlanmıştır. Daha sonra genel kurul kongerisinde neden Alevi inancının Semah ismini deÄŸilde Zülfikar kılıcın ismi diye öneri götürünce, FEK’in yayın organın ismini deÄŸiÅŸerek ‘Semah’ ismiyle çıkmaya baÅŸladı. Fakat, Kürdistan Alevi Federasyonu inançsal kurum olarak özgün yapısıyla yatay Kürt Ulusal Hareketine baÄŸlıdır. 6’cı genel kurul kongresinde benim sunduÄŸum ‘Kürt Alevi Federasyon’ önerim divan tarafından platforuma sunuldu ve oy çoÄŸunluyla ‘Demokratik Alevi Federasyon’ kararı alındı ve ben, o kongreden sonra Yönetim Kurulu üyeliÄŸini bıraktım...
Eskisi gibi inançlara karşı sekter yaklaşımını hâlâ sürdüren Türkiye sol/sosyalist akımların bu sekter yaklaşımlarına karşı tepki gösterdiÄŸimde, bana kızarak, kendilerine karşı olduÄŸum algılanıyor!
ÖrneÄŸin, A. Öcalan’ın “Özgürlük Sosyolojisi” adlı kitabında, beÅŸ bin yıllık merkezi uygarlıkların toplumsal sorun ve iktidar tekelleriyle iliÅŸkilendirerek dinlerin sosyolojik yorumunu yaparken, semavi dinlerin kutsal kitaplarındaki eskatoloji (ahiret inancı) etkisinde kalarak yorumunu geliÅŸtirmiÅŸtir!
Mesela, “Özgürlük Sosyolojisi” adlı kitabının 377 sayfasında; “ İslam dininin imparatorluk ve iktidar aracına dönüÅŸtürülmesine karşılık, çok büyük direniÅŸ mezhepleri ortaya çıkmıştır. Alevilik ve Haricilik mezhepleri kabile ve aÅŸiretlerin özerk yaÅŸama politikalarını yansıtır. Sünni hükümranlık, sultanlık geleneÄŸine karşı her kavim bünyesinde görülen yaygın muhalif mezhep çıkışları, özünde aÅŸiret ve kabile halklarının direniÅŸçi ve özgürlükçü politikalarının sonucudur.” diye yorumlamış! S. 377 A.Ö
Daha öncede bir avukat görüÅŸmesinde, “Alevilik islamın demokratik yorumudur.” diye görüÅŸ belirtmiÅŸti. Öcalan’ın yaptığı bu yorumlarında eÄŸer maksatlı deÄŸilse, çok talihsiz, tarihsel bir tarifat hatası yapmıştır.
Hakk Erenlerin YOL’u da tüm bu semavi dinlerin ve diÄŸerleri, ile ilgili dinsel yazılımların ancak insanlar tarafından yazılabilineceÄŸini ve kendini Allah’ın oÄŸlu ve elçisi ilan edenlerin diÄŸer insanlardan dönemine göre bilgi ve yetenek sahibi olmanın ötesinden baÅŸka bir özelliklerinin olmadığının mantıklı inanç gücüne sahip olduÄŸunu ispatlayacak ve Baki dünyasının gezegenine indirgeyecektir...
Yine geçenlerde kalabalık bir ev halkının olduÄŸu misafirlikte, yıllar sonra karşılaÅŸtığım bir köylüm; “ biz kistikliler, “AÄŸuçan Ocağı” Talipleriyiz!” dedi. Talip olduÄŸumuza göre bizde AÄŸuçan ocağı’yız! Ve Kantarma Ocağı’nın üstüyüz” (!) diye tuturmuÅŸ, bir türlü üstünlük kompleksinden dolayı Talip Ocak sistemini anlatmamıza musade etmedi...
Ancak, bu yaz yapılan yıllık Festivale katılan bir dostan aldığım enformasyona göre, Kistik köyün genç jenerasyonu naif bir duruÅŸu var dedi. Sanırım biraz roman ruhunu yakalasa, hafızaları dumura uÄŸratılmış hurafe ruhlular, kolay kolay bu naif jenerasyonu yozlaÅŸtıramaz...
Bundan bir kaç gün evvel bir rüya gördüm:
Elbistan’a baÄŸlı Kantarma köyündeki merkezi Sinemilli KızılbaÅŸ-Alevi Ocağı, YOL Erenleri, ev halkı ve MürÅŸid’i, mekanını hatırlayamadığım bir yamaçta kendimize ait yapılmış müstakil evin buzlu cam kapımız çalmaya baÅŸlayınca, aÅŸağı inip kapıyı açınca, Ocağın ev halkı, en önde MürÅŸid ile karşılaÅŸtım. İçinde sadece MürÅŸid’in cemalini net görebildim... Siyah saçlı, kara kaÅŸlı, kahve rengi bıyıklarıyla süreti “DerviÅŸ Cemal Ocakzade Pir Rıza YaÄŸmur’u tamda andırıyordu. Yastık ve minder döÅŸeli misafir odasına geçtik! Cemalini görebildiÄŸim MürÅŸit, evin içini göz ucuyla süzdükten sonra bana dönerek, hoÅŸnut olacağım olumlu sözler söyeldi...
Ertesi gün öÄŸrendik ki, YOL’a gönül gözüyle baÄŸlı olan ‘Kantarma Ocağı’ ev halkını, -hırsından ÅŸizofrenik duruma düÅŸen- birisi, sıkıntıya soktuÄŸunu öÄŸrendim...
Yanı başında büyüdüÄŸüm bu Kantarma köyündeki Sinemilli Ocağı’na karşı, bu yaşıma kadar herhagi bir yanlışım olduÄŸunu sanmıyorum... DiÄŸer yörenin YOL’u süren ocakların Pir, dede’si ile yakinen müÅŸkilatım olmuÅŸtur ama, bu Ocak Erenleri ile herhangi bir muhabbetim olduÄŸunu pek söyleyemem...
Bu yaz yöre basınına yansıdığı kadarı ile, Elbistan Haci BektaÅŸ cem evine bir dedenin kitaplarının bağışlandığını öÄŸrendik! Fakat, bağışlanan kitaplardan bir teki dahi hakka yürümüÅŸ dede’ye ait deÄŸildi! Hatta, Sinemilli Ocağı ArÅŸiv’in olup olmadığını ve varsa da kimde olduÄŸunu bilmiyoruz!
Temenim odur ki, Sinemilli Ocağı, varsa ArÅŸivi bu ArÅŸivini Hakk Erenlerin Yol’una gönül gözü ile baÄŸlı olanlara sunsunlar! Nefes-deyiÅŸleri TRT’nin resmi sanatçılarına kaptırarak, türküleÅŸtirmelerine izin vermemelidirler...
Hakk Erenlerin YOL’unu saptıran ve deyiÅŸlerini özünde boÅŸaltarak, ArÅŸivini deÄŸiÅŸtirerek yıllarca kendine malzeme olarak kullanan (baÅŸta yöremizde ve diÄŸer bölgelerdeki Ocaklar) bu TRT sanatçı tüketici tayfalarına musade etmemeliler...
İşte, daha önce çeÅŸitli sol/sosyalist gençlik çevresinin etkisinde kalarak, yarım yamalak, öÄŸrendiÄŸi politik ve toplumsal bilinci ile babalarını eleÅŸtirerek, karşı kutup'a geçen/geçenler, minnet borcunu ödemek adına, takkiye yaparak, en keskin hurafeci kesiliyorlar!
Adam ocakzadeyim der, herhangi bir Alevi kurumu ve cem evine dahi birgün gitmez! öÄŸrendiÄŸi bir kaç kelli felli sözlerle ahkâm kesilerek, baÅŸkasının deÄŸerleri üstünde kendini ucuzca pazarlıyor!
Bazan bu hurafe tayfalarını kendi sahamıza çekiyoruz ama, geçmiÅŸte din sorununa sekter yaklaÅŸan sol/sosyalist akımlar, bunlara hemen yüklenerek kaçırtıyorlar ve hâlâ bu sekter yaklaşım anlayışını kırmış deÄŸiller...!
Tüm enerjisi ile yüklenerek, bunları kaçırtan bu akımların çevresindeki sekter yaklaşım gösterenlerdir!
Halbuki, Alevi kurumlarında öncü rolünü iffa edenler bu akımlardır. Hakk Erenlerin YOL’unu hurafeleÅŸtiren gönül gözü kör olanları, Alevi kurumlarına çekmelidirler. YOL’a gönül gözü ile baÄŸlı olanlar, bunları sorgulama fırsatını yakalamış olarak, ya bunları zorlayarak YOL’un özüne inerler, ya da tam karşıtı olurlar...
DiÄŸer bir husus ise, dönem dönem Hakk Erenlerin YOL’unun özünü gerçek manasıyla özümseyen aydın ve Ozanları fiziken ortada kaldırmak ve bu YOL’u kesintiye uÄŸratmak için, Elbistan, MaraÅŸ, Malatya, Çorum, Sivas, Gazi katliamı vb. yerlerde, canice katliamlar yapıldı! Bu katliamları her nekadar gerici yobazlar yapıyor denilsede, esas bu gerici yobazları piyon olarak ortaya süren ve bu budama katliam planlarını, derin karanlık güçlere önerenler, Hakk Erenlerin YOL’unu çeÅŸitli dinlerin ‘özü’ içi’ kenarı, kuyruÄŸu olarak niteleyen bu gönül gözü kör olan takkiyeci ve hurafe kesimin rolü küçümsenemez!!!
Burada ÅŸu çaÄŸrıyı yapmak istiyorum; yüreÄŸi ile dinine baÄŸlı olan Müslümanı tenzih ediyorum...
Ancak, bu tür katliamlarda piyon olanlara demem oki; sizin dininizi esas sulandıranlar bu fuÅŸku fucur takkiyeci ve hurafe tayfasıdır! Dininizi sulandırarak çekiÅŸtirenlerde bunlardır. Bunlarla hesaplaşın! Aksi taktirde Hakkikat ateÅŸi sizi her daim yakar!
Daha önce çocukluÄŸum döneminde yaÅŸadığım bir anektod’u burada yine örnek vermek istiyorum; henüz yeni bıyıklarım terlemiÅŸ toy bir delikanlı olarak Karadeniz'de ticaret yaparken, İstanbul’dan memleket iznine gelen bir müftü yakamda tutarak; “sen alevisin! Oturup bana aleviliÄŸi anlatacaksın! Sizin o eline saz alıp tıngı rıng edenler size birÅŸey öÄŸretmedikleri gibi, tembellikten baÅŸka birÅŸey yaptıkları yok!” demiÅŸti. O gün çok müÅŸkül duruma düÅŸmüÅŸ ve Hakk Erenlerin YOL’u ile ilgili, farklı ve taraflıda olsa, ne bulduysam okumaya anlamaya çalıştım...
Daha doğrusu okuduğum kitapların ne sayısını, nede adını hatırlarım şimdi...
Yaklaşık bundan on sekiz yıl önce, kendi köyüme döndüÄŸümde, bazı evlerde AleviliÄŸi ÅŸamanizim ve Orta Asya Türk boylarına baÄŸlamak için, çeÅŸitli araÅŸtırmacı-yazarın kitapları yerden mantar bitercesine bulundurulduÄŸunu gözlemlemiÅŸtim. Hatta bir ara köye yapılan bir operasyon başındaki subay, köylülere o kitapları okumalarını saÄŸlık veriyormuÅŸ.
Bu son dönemlerde bazı araÅŸtırmacı-aydın kesimi AleviliÄŸi mitolojik grupların parçası veya devamı olduÄŸunu idea ediyorlar! Sözümona dizi dizi fantezi düzen araÅŸtırmalarına malzeme olarak kaynak gösterdikleri gruplar dualisttir. O halde Alevilerin dualist olduÄŸunu ve dualizmin ne olduÄŸunu bize anlatmaları gerekmiyor mu?
Bugünde Alevilikle ilgili yine çeÅŸitli araÅŸtırmacı-yazarın kitaplarını okuyorum... Hakka Erenlerin YOL’undan sapan gönül gözü kör olan ÅŸühpeci hurafelerin perdeli karanlık sabit fikirlerini esas alacağıma, ÅŸühpeci bilimsel mantık süzgecinden geçen araÅŸtırmacı-yazarların çalışmalarını dikkate alırım! Bu, araÅŸtırmacıların çalışmalarını tümüyle kıstas alacağım anlamına gelmez! Önemli olan, verdikleri mesajdır...
Hakk YOL’unun Önderleri, MürÅŸid, Pir, Dede, Rayber, Hakk Ozanları ve Hakk Erenleridir...
AŞK OLSUN HAKKİKAT ERENLERİNE...
İsmail Güner
 |