|
6 İsmail Güner /İsviçre
Tarih: 20 AÄŸustos 2009 PerÅŸembe
Havada uçuÅŸan " Yol Haritaları" Çalıştaylar" demokratik açılımlar" vede ÅŸövenist, ırkçı muhalefetin tehditleri, kamuoyu gündemini tamamen teslim almış durumda!...
Fakat ÅŸuana kadar pratikte ciddi herhangi bir geliÅŸme sözkonusu deÄŸil! Düne kadar, taÅŸ attığı için çocukları cezaevine tıkan ve kol kanat kıran, güvenlik güçlerini seyreden AKP hükümeti, Kürd sorununu çözme adı altında (siz buna tasfiye etme deyin) üç ayaklı plan ile gelecek seçimde barış partisi olmayı hedeflemiÅŸ durumdalar.
Peki bu tür açılımlara baÅŸlayan AKP'yi aÅŸan demokratik açılım startın arkasındaki iç ve dış aktörler kimler?...
Avrupa BirliÄŸinden ÅŸuana kadar ciddi herhangi bir öneri veya açıklama yapılmış deÄŸil!
ABD'nin de aleni herhangi ciddi bir önerisi söz konusu deÄŸil!
PKK yönetiminin ve Lideri Öcalan, düne kadar AKP ve Amerikadaki kuklası destekçisi Fetullah Gülen'i Kürd özgürlük mücadelesine karşı en tehlikeli kesim olarak, göstermelerine raÄŸmen ne oldu da Gülen cemaati ve onun iktidardaki partisi AKP, önemsendi?...
CumhurbaÅŸkanı Gül, "İmralı onları onutun" diye geçiÅŸtirirken, " bu sorun bizim sorunumuz kendimiz çömeliyiz! yoksa baÅŸkaları istismar eder" diyor.
Åžimdi sormak lazım; sayın CumhurbaÅŸkanı, bu sorun ta 1920 yılında önce ve sonrası hep istismar ediliyor! bugünkü bir sorun olmadığı gibi geçmiÅŸtede istismar etmemiÅŸ miydiler?...
Ben Mersin'de gözaltında iken, göz bağıyla gözlerim baÄŸlı özgeçmiÅŸimi tutanaklara geçirirlerken, sorguculardan biri, "bu sorunu nasıl görüyorsun!" diye bana sorduÄŸunda, eÄŸer 1920 yıllarında haledilmiÅŸ olsaydı bu kadar kan akmazdı diye cevaplayınca, çeneme üst üste yumruklar indirildi ve hakaretlere maruz kaldım...
***
Acaba, silahlı bir harekatın (PKK ÖrneÄŸin) OratadoÄŸu'da ABD'nin (BOP) Büyük Orta-DoÄŸu Projesi önünde engel olduÄŸu ve kendine bağımlı Türkiye'yi OrtadoÄŸu sahasında kulanamadığından dolayı PKK'nin varlığına son vermek için, böyle bir rolü AKP hükümetine dayatması sözkonusu olabilir mi?
Fakat AKP hükümeti, ABD'nin direktifleri ile ÅŸayet PKK'yi Tamil Elam KurtuluÅŸ Kaplanları gibi bir oyuna getirerek, Kürd halkının özgürlük mücadelesini tasfiye etmek için bir oyun içine girmiÅŸse, bunun faturasını Türkiye halkları ağır öder.
Öte yandan ABD askerlerinin 2011 yılı sonuna kadar tümden çekileceÄŸinden söz edilirken, sanki Irak'ı iÅŸgal ettiklerinden beri bombalı eylemler olmamış gibi, "BaÄŸdat'ta bombalı eylemlerin artacağı" endiÅŸesinden dolayı, askerlerini Güney Kürdistan'da konuÅŸlandırmaya gitmektedir.
Aslında ABD'nin bombalı eylemleri bahane ederek, Güney Kürdistan'da Amerika İncirlik hava üssü gibi, iknci bir İncirlik hava üssü kurmaya hazırlanıyor olabilir!
***
DiÄŸer bir husus, geçen ayda seçimi yapılan ve dünyada bir çok ülke'nin varlığını tanıdığı Güneydeki federe devlet'e hâlâ Kuzey Irak denilmesidir!...
Hele bunu diyen Kemalizmi yere göÄŸe sığdıramayan ve uyanan Kürd halkını Kemalizme yedeklemeye çalışan ve çeyrek yüzyıldır bu devletle savaÅŸan silahlı örgütün lideridir...
Aynı ÅŸekilde Güney Kürdistan baÅŸkanı Barzani, Kuzey Kürdistan'a Türkiye'nin GüneydoÄŸu bölgesi dese, hiç yakışık alır mı?...
Hani Konfederalizm sistemiyle "Kuzey Kürdistan Cumhuriyeti" ya da bir “Büyük Kürdistan” fikrine ne oldu?...
Öcalan önce ”Demokratik Cumhuriyet” Daha sonra ”Demokratik Konfederasyon” Daha sonra ” demokratik özerklik” diyerek; Bunun federasyon ve otonomi ile bir ilgisi yok, böyle bir ÅŸey istemiyoruz.” 14 Temmuz görüÅŸme notunda ise, "Devlet olacak ama bunun yanında demokratik Kürt ulusu da olacak!" açıklamasında bulunurak, Türk aydın ve yazarlarının kafasını karıştırdı.
Öcalanistler, hep diyor ya, "heval aslında baÅŸkan anlatıyor ama biz baÅŸkanı anlamıyoruz" iyide hadi biz anlamadık! Türk aydın-yazarları içinde hiç biriside mi anlamıyor?...
Bazı Kürd aydını siyasetçiler de, kendini tatmin etmek adına mı, siyaset arenasındaki yetersizliklerinden vs. mı? anlamakta zorlanıyorum. Güney Kürd Federe yönetimine sığıntı siyasetini gütmenin ötesine çıkmıyorlar.
Sanki Güney Kürdistandaki Federe yönetim, tüm Kürdlerin sorununu çözmüÅŸcesine, siyasetleri sadece Güneydeki federe yönetimine endeksli yapmaktadırlar.
Burada ÅŸunu belirtmek isterim benim açımda, Güney Kürdistan federe yönetiminin olması elbette büyük bir kazançtır.
Güney Kürdistan Federe yönetimini en çok dillendirenlerin başında da, siyaseten emekli olmuÅŸ, Kuzey Kürdlerinden YaÅŸar Kaya'dır...
***
İnsanın kanını donduran 17 bin faili meçhul cinayetlerin hesabı sorulmadı.
Hatta 17 bin faili meçhul cinayeti unutmaya hazır diyenler çıktı.
Kürt açılımının, ne tür açılımları içerdiÄŸi hükümet tarafından açıklanmadı ama kısa, orta ve uzun vade olarak bir yol haritası çizildi. Ama baÅŸlangıçta, Babacan'ın açıklamalarına göre, 15 milyar TL ekonomik alt yapının hazırlanmakta olduÄŸu açıklandı.
Vakit kaybedilmeden, yılbaşına kadar altyapı hizmetleri için yatırım temelleri atılabilecek mi?
Bölgede istihdam sorunu büyük ölçüde yok edilecek ve aynı süreçte tasfiye edilmesi planlanan korucuların istihdamda öncelik sahibi olması saÄŸlanacağı, her açılan iÅŸyerinde korucular için bir kontenjan açılması saÄŸlanacaksa eÄŸer, daÄŸda indirilmesinden bahsedilen Gerilla'yı ve savaÅŸtan yoksul düÅŸen halkı ne gibi istihdam sıralamasındadır acaba?
Onlarca yıl, Kürd sorununun çözümsüzlüÄŸünden, vicdansızca nemalananlar, bu acil ekonomik paketin, 15 milyar TL ekonomik alt yapının inÅŸah edilmesi için, gidecek parayı zulalamayacakları ne malum!...
Demokratik paketin en az “anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi” kadar sancılı geçmesi beklenen diÄŸer sorun ise, "siyasi af ve anayasa deÄŸiÅŸikliÄŸi konusudur.
Devlet, "Askeri paketi'nde koruculuk sisteminin tasfiyesinin yanı sıra Jandarma’nın sivil alanlardan çekmesini ve sınır boylarının korunması dahil güvenlik sorunu özel birliklere devredecek mi?...
ÖrneÄŸin, Anayasanın 66’ncı maddesi, "Türk Devletine vatandaÅŸlık bağı ile baÄŸlı olan herkes Türktür.” maddesi hükümet ve muhalefetinde onay vermesiyle deÄŸiÅŸtirilebilecek cesareti gösterebilecekler mi?
Belli ki tüm bu "açılım paketleri" Türkiye anayasasının yeniden yapılmasıyla ancak olabilecek ÅŸeylerdir!
Fakat, yeniden yapılması gereken bu anayasayla birlikte de, kafalarında değişmesi şart!...
Yoksa, iktidara gelebilecek MHP gibi ırkçı, CHP gibi ÅŸövenist partilerin milletvekili çoÄŸunluÄŸuyla bu "yeni anayasa" da deÄŸiÅŸtirilebilir pekâla!
Hükümet, özellikle MHP ve CHP’nin siyasi istismarından çekinerek, İmralı'da avukatlara verilmesini ve bu yolla kamuoyuna açıklanması beklenen "Yol Haritası" bu nedenle, engellenir mi acaba?...
Ya da genellikle her ay sonunda gerçekleÅŸtirilen MGK toplantısının bu hafta içinde olaÄŸan üstü toplanarak, bu olaÄŸan üstü toplantıda alınacak kararlardan sonra, hükümet kendi açılım paketini kamuoyu'ya açıklamaları için, bu nedenle de avukatlar yarı yolda çevrilerek, İmralıda gelecek olan "Yol Haritası" engellenmiÅŸ olabilir.
***
PKK’nın daÄŸdan inmesi ve silah bırakması, Öcalan’ın PKK'nin silahlı gücünü sınır dışına çekmesiyle birlikte zaten baÅŸlamıştı.
Daha sonra 2004 yılında, ÅŸuan Ergenekon terör örgütü davasında tutuklu olarak yargılanan askeri üst düzeylerle olan görüÅŸmeleri sonucu, Kandil'de yapılan kongrede savaÅŸ kararı talimatı alındıktan sonra, bu sürece karşı çıkanlar, güney ve çeÅŸitli ülkelere giderek örgütten ayrıldılar.
Fakat PKK içinde bu sürece karşı çıkacak ve daÄŸdaki PKK yöneticileri arasında, örgütün silahsızlanması durumunda çok ÅŸey kaybedeceklerine inananlar olabilir mi?...daha doÄŸrusu, AKP ve İmralı'nın barış sürecini engelleyebilecek güce sahip kesim çıkabilir mi?
PKK içinde bu sürece karşı çıkacak olanlar, ÅŸu nedenden dolayı belki sürece engel teÅŸkil etmiyebilir; Öcalan'ın kendi durumu, netliÄŸe kavuÅŸmadığı ve hızlandıramadığı için, örtülü bir "Yol Haritası" açıklama metni sunarsa, sürece engel olmayabilirler.
***
Devlet Bahçeli, hükümetin hala açıklanmayan 'Kürt açılımı' konusunda avazı çıktığı kadar bağırmaya baÅŸlaması 'siyasal bölücülük' 'Türkiye bölünüyor' vs. açıklamaları kaygı vericidir.
Bu tür "Bizde 50 yıl daÄŸa çıkarız" söylemlerleri, ancak ÅŸehit asker ailelerini kışkırtarak, bir iki eylemden öteye gidemez!
Türkiye'de bazı Avrupa ülkeleri gibi (ÖrneÄŸin İsviçre) halk oylaması söz konusu olmadığı için, ÅŸehit asker aile ve yakınlarıda bir kaç tepkisel eylemin dışında bir ÅŸey yapamayacaklarını devlet'te çok iyi bilmekte!
Dikkat ederseniz Deniz Baykal, ve CHP'si "biz 1989 yılında "Kürt açılımı" baÅŸlatmıştık" diyerek hükümet ile bu sürece ortak olmaya çalışmaktadırlar.
Kürd sorunun çözümüne ilÅŸkin AKP'nin açılım paketlerin paratik sonuçlarından sonra, ÅŸu sıralar çalışmaları start alan ve hükümetin kendi gündemin ikinci sırasına koyduÄŸu "Alevi Çalıştay" çalışmalarının pratik sonuçlarınıda belirleyecektir.
***
Ben 1970-80 arası devrimci kalkışma döneminde henüz çocuktum! ve o dönemin tanığıyım...
12 Eylül Cunta darbe sonrası, bu devrimci dalga dönemi üzerinde silindir gibi geçip gitti!
Gözlatında kaybedilen, infaz edilen, iÅŸkence tezgahlarında sakat bırakılan, dağılan aileler, yoksulluktan inim inim inleyen halk, ve o dönemde rantını elde eden uyanık kepazelerin tüm faturası, yuksul ve mazlum halkın hanesine yazıldı.
Evet! ÅŸuan darbeler dönemi Ergenekon'un deÅŸifre edilmesiyle bitti sayılır. Fakat, yaklaşık 25-30 yıllık süren Kürd mücadelesi, AKP'nin üç ayaklı "açılım paketleri" ile sona mı erdirilir, yoksa Kürdler oyuna mı getirilir, yıl sonuna doÄŸru hep birlikte göreceÄŸiz.
30 yıllık bu süreçte ise, rant ve mevki elde edenler zaten suskun kalacaklardır. Emek ve bedel vermeden sadece katılım gösterdikleri bir iki etkinlikte "biji PKK, biji Apo, iki kargo, üç döner, iki kat bina, gidenler ana-baba kesesinde yine!" diyerek, bedel verenlerin karşısında pis, pis sırıtıp gerdan kıracaklar!
Sonuç olarak, ben hem sınıfsal, hem ulusal anlamda bedel veren ve bedel ödeyen bir birey olarak, Kürd sorununun çözümünü, ne bu hükümetin muhalefeti, ne ordusu eÅŸitlikçi, adil bir çözümü gerçekleÅŸtirmekten yana görünüyor...Onun için de Kürtlerin öncelikle, hükümetin bu oyununa gelmemelerine özen göstermeleri ve Türkiye anayasasında (PKK dönemi kapansa bile) en temel haklarını alma umudunu yitirmemeleri gerekiyor.
HoÅŸkelam...
19 AÄŸustos 2009
 |