Alevileri anlama kılavuzu
Yortana
Çarşamba, 14 Aralık 2011 18:59

alt

Aleviler ve Atatürkçülük arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için Madımak katliamı sırasında şehrin belediye başkanı olan zatın, "Yangından değil, dumandan öldüler" deme pişkinliğini göstermesine bakmak yeterlidir.

AKP’nin hükümet olduÄŸu 2002’den bu yana tartışılan Alevilik ve Kemalizm iliÅŸkisi, Dersim tartışmaları nedeniyle yeniden gündeme taşınmış görünüyor.

Alevileri anlama kılavuzu
 
Yüksel IŞIK / Radikal

Aleviler ve Atatürkçülük arasındaki ilişkiyi anlayabilmek için Madımak katliamı sırasında şehrin belediye başkanı olan zatın, "Yangından değil, dumandan öldüler" deme pişkinliğini göstermesine bakmak yeterlidir.

AKP’nin hükümet olduÄŸu 2002’den bu yana tartışılan Alevilik ve Kemalizm iliÅŸkisi, Dersim tartışmaları nedeniyle yeniden gündeme taşınmış görünüyor. Alevilerin evlerine ve hatta cemevlerine Hz. Ali fotoÄŸrafının yanına Atatürk fotoÄŸrafı asmaları, nedense ‘celladına âşık olmak’ ya da ‘Stockholm sendromu’ gibi çarpıcı ifadelerle eÅŸleÅŸtiriliyor. İnanç ritüellerinin yerine getirildiÄŸi cemevlerine dini kimlikleriyle öne çıkmamış ÅŸahsiyetlerin fotoÄŸraflarını asmaktaki tuhaflığı bir yana bırakalım; fakat insanların evlerine hangi fotoÄŸrafı asacaklarını tartışmak, kurt ile kuzu arasındaki “Suyu bulandırdın” repliÄŸine benziyor. Hani gören de zanneder ki Alevilerin yaÅŸadıkları bunca zulüm, cemevlerine asılan fotoÄŸraftan kaynaklanıyor!

Yavuz’dan bu yana yaÅŸadığı kırımlarla yok edilen, seçim meydanlarında kendisine övgüler düzülen Ebu Suud Efendi’lerin verdiÄŸi fetvalarla ‘mürted’ ilan edilip dışlanan ve günümüzde istemedikleri halde çocukları Sünni İslam eksenli din dersine zorunlu tutulan Alevilere iliÅŸkin tartışmanın bu noktadan yürütülmesi, bilinçli bir politikanın adım adım uygulandığını gösteriyor. Tümüyle politik argümanlara sahip bu senaryo, bazen ‘iyi niyetli’ entelektüelleri de zaman zaman sahneye çekiyor. Orhan Kemal Cengiz de AleviliÄŸi konu edinen yazılarında böyle bir izlenim yaratıyor.

Aleviler, ‘Beton Mustafa’ demezler

Cengiz, ‘Alevi direniÅŸ sanatları’ baÅŸlıklı (9 Aralık 2011, Radikal) yazısında, Sünni korkusunu anlatırken bile Alevilerin ‘takiyyeci’ olduÄŸuna iliÅŸkin iddiayı tekrarlamaktan geri durmuyor. Hem referans gösterdiÄŸi Solgun hem de kendisi, Alevilere dair oynanması istenilen senaryonun sahnelerine ara sıra girdikleri için, Aleviler tarafından ne Atatürk için ne de herhangi baÅŸka bir ÅŸahsiyet için ‘kör’ ya da ‘beton’ gibi asla kullanılmayacak kavramlardan medet umuyorlar. Heykel kültürü, Vehhabi İslam ile uyuÅŸmaz; bu nedenle Türkiye’nin her yerinde kullanıldığına tanık olduÄŸumuz ‘beton Mustafa’ deyimi, Alevi deÄŸil, Sünni kökenlidir. Keza Aleviler, insanların herhangi bir uzvunda görülen eksiklikten hareketle tanımlama yapmaktan özenle kaçınırlar. Mesela İsmet İnönü’ye ‘sağır’ diyenlere de Aleviler arasında rastlanmaz. Bu nedenle zaten öyle bir özelliÄŸi olmayan Atatürk için ‘mıstokor’ denildiÄŸi tümüyle spekülaliftir!

Alevileri anlamak için bir bilgiye daha ihtiyaç bulunmakta. Dersim bölgesi Alevileri ile Orta Anadolu Alevileri arasında da önemli farklılıklar var. Anlaşılması kolay olsun diye yazıyorum; bu fark, elbette Taliban anlayışıyla Gülen anlayışı arasındaki fark kadar büyük deÄŸil. Dersimliler, kendilerini Zaza olarak tanımlar ve daÄŸ, taÅŸ, ırmak, hayvan ne varsa (büyük bir doÄŸa sevgisinin tarihsel arka planı olarak da düşünülebilir) kutsallık atfederler. Zaten Dersim kırımından sonra TBMM’de konuÅŸma yapan büyük ÅŸahsiyetlerin “Geçilmez dedikleri ırmakları geçtik, aşılmaz dedikleri daÄŸları aÅŸtık” derken de bu kutsiyete atıf yapmaktaydılar.

Dersim’de yaÅŸanan kırım, esas olarak, ÅŸekavetle iliÅŸkilendirilmekte. Ancak zor doÄŸa koÅŸullarında anne karnındaki çocukları dahi öldürmeleri için isteksiz askeri motive etmek için kullanılan kavramların başında, “Bunlar dinsiz, KızılbaÅŸ’tır. Hacca gitmiÅŸ gibi sevap kazanırsınız” söylemi gelmiÅŸtir.

Dersim’de uygulanan vahÅŸetin bir halkı kırım boyutuna ulaÅŸmasında, KızılbaÅŸlığın ne kadar kötü olduÄŸuna iliÅŸkin hegemonik bir dil kullanıldığı açıktır. Herhangi bir nedenle deÄŸil, fakat tarihsel bilgi olsun diye aktarıyorum: Bu arada Dersim Genel Valisi Abdullah AlpdoÄŸan’ın, hilafetin kaldırılmasına büyük ölçüde muhalefet eden (Sakallı) Nurettin PaÅŸa’nın damadı olduÄŸunu da unutmayalım!

Ölümü gören Alevilerin sıtmaya razı olması

Åžimdi de zihinleri kurcalayan ‘Alevilerdeki Atatürk sevgisi’ konusuna gelelim. Atatürk ve Alevilerin ilk resmi tanışması, bilindiÄŸi gibi KurtuluÅŸ Savaşı öncesi Sivas’tan Ankara’ya dönerken Hacı BektaÅŸ Dergâhı’na uÄŸramalarıyla gerçekleÅŸiyor. Atatürk’ün burada Alevilerden destek istediÄŸi; Alevilerin ise laikliÄŸi ilke edinen Cumhuriyet’i kurup kurmayacaklarına iliÅŸkin sorular sorduÄŸu ve yine iddialara göre, Atatürk’ün Cumhuriyet fikrini ilk kez burada dile getirdiÄŸi biliniyor.

Cumhuriyet kurulduktan sonra hilafet kaldırılmış; sonrasında Alevileri doÄŸrudan ilgilendiren ‘baba, dede gibi kavramlar yasaklanmış, tekke ve zaviyeler kapatılmış’ ama daha da önemlisi, Sünni Müslümanlığı devlet eliyle yaygınlaÅŸtırmayı amaç edinmiÅŸ tuhaf bir içeriÄŸe sahip olsa da laiklik benimsenmiÅŸtir. Yavuz’dan bu yana kendilerini gizlemek ve devletten kaçarak yaÅŸamak zorunda bırakılmış Aleviler, ilk kez Cumhuriyet ile birlikte kamusal alanda diÄŸerleriyle ‘eÅŸit’ konuma ulaÅŸmıştır. Bu ‘eÅŸitlik’, her ne kadar ‘yoklukta eÅŸitlik’ ÅŸeklinde gerçekleÅŸmiÅŸse de, sürekli kıyıma uÄŸrayan, aÅŸağılanan, görüldüğü yerde katlinin ‘vacip’ olduÄŸu belirtilen, can ve mal korkusunu daima yanında taşıyan bir topluluk için öyle yabana atılacak bir durum deÄŸil.

Sırça köşk’ yazarlarımızın daha net anlayabilmesi için bir cümleyle söylemek gerekirse… Aleviler ve Atatürkçülük arasındaki iliÅŸki, ‘ölümü görüp, sıtmaya razı olma’ halidir! Bu ‘hal’in ne kadar anlamlı olduÄŸunu anlayabilmek için, Madımak katliamı sırasında ÅŸehrin belediye baÅŸkanı olan zatın “Yangından deÄŸil, dumandan öldüler” deme piÅŸkinliÄŸini göstermesine bakmak yeterlidir. Haydi diyelim ki, BaÅŸbakan ErdoÄŸan (kendisine acil ÅŸifalar dilerim) hasta yatağında olduÄŸu için Dersim’e gösterdiÄŸi hassasiyeti gösterip, o dumanın ‘sigara dumanı’ olmadığını söyleyecek durumda deÄŸildi; peki ya diÄŸerleri?

ÖrneÄŸin Bülent Arınç’ın, “Temel kardeÅŸim, o yangın, derin devletin oyununa gelen, tekbir getiren ve birlikte Cuma namazı kıldığımız kardeÅŸlerimiz tarafından çıkarıldı” demek için ne bekliyor?

Radikal - 12.12.2011

Yorumlar (0)add comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
 
English French German Turkish

Radyo Dinle

radyo soÄŸucak dinle soÄŸucak facebook grubumuz

Destekleyenlerimiz

Soğucak Köyü Reklam

Ziyaret

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2123
mod_vvisit_counterDün3353
mod_vvisit_counterBu Hafta10170
mod_vvisit_counterGeçen Hafta28384
mod_vvisit_counterBu Ay73961
mod_vvisit_counterGeçen Ay112905
mod_vvisit_counterToplam633597

Yol Tv Online İzle

Elbistan Yerel Haber