|
12 Eylül’de yapılacak referandum giderek yaklaşıyor. Kamuoyu, “evet-hayır-boykot” üçgeninde bölünmüÅŸ görünürken sanatçılara referandumla ilgili düÅŸüncelerini sorduk
Özellikle yargıya iliÅŸkin düzenlemelere yönelik olarak kuÅŸku içinde olduklarını dile getiren sanatçılar, Türkiye’de dinamiklerin farklı olduÄŸunu ve süreçlerin bu özellik göz önünde bulundurularak deÄŸerlendirilmesi gerektiÄŸini söylüyorlar.Sivil faÅŸizmin has safhada olduÄŸuna dikkat çeken Müjdat Gezen, bugün toplumda gördüÄŸü baskının 1980 döneminden daha fazla olduÄŸunu söylerken, Sabahat Akkiraz “26 soru sorup hepsine aynı cevabı almaya çalışmak gibi bir çıkmaza sürükleniyoruz” diyor.
Hayır oyu vermenin kiÅŸiyi ne CHP’li ne faÅŸist ne de ordu yanlısı yapacağını söyleyen Levent Üzümcü ise yargı alanında yapılması öngörülen deÄŸiÅŸiklerin ileride kötüye kullanılmayacağının bir garantisinin olmadığının altını çiziyor.
Ferhan Şensoy ve Selda Bağcan ise değişiklik paketinin amacının yargıyı kıskaca almak olduğu konusunda hemfikir.
Müjdat Gezen: ErdoÄŸan 12 Eylül’de ne oy verdi?
Ben fikrimi daha önce de söylemiÅŸtim. Hayır diyeceÄŸim. Sebebi de belli. Bu düzenlemeleri içeren bir pakete ‘evet’ denmez. Anayasa Mahkemesi ve HSYK ele geçirilmeye çalışılıyor. Yargının üzerinde baskı var. Tek baskı yargının üzerinde de deÄŸil. Ben 12 Eylül maÄŸdurlarından biriyim. Yazdığım bir kitap yüzünden elimden ayağımdan zincire vuruldum. Åžimdiyse sivil faÅŸizm had safhada çünkü bugün toplumda gördüÄŸüm baskı 80 öncesinden çok daha fazla. Bunun 12 Eylül’le bir hesaplaÅŸma olduÄŸu söyleniyor. Oysa hiç alakası yok. BaÅŸbakanın böyle bir hesabı olamaz. BaÅŸbakan ilk 12 Eylül referandumu döneminde top oynuyordu. Ben asıl onun 12 Eylül’de ne oy verdiÄŸini merak ediyorum. Bunun cevabını topluma vermek zorundadır.
Ali Asker: Samimi bulmuyorum
Bu referandumun 12 Eylül tarihine denk getirilmesi bilinçli. 12 Eylülü ön plana çıkararak demokratları da kendi cephelerine çekmeye çalışıyorlar. Bu paket ile halka açlığı, iÅŸkenceyi, yoksulluÄŸu reva görenlerin yargılanacağına inanmıyorum. EÄŸer amaç 12 Eylül ile hesaplaÅŸmaksa baÅŸta Kenan Evren olmak üzere darbede rolü olan herkesten hesap sorulması gerekirdi. Bu hesaplaÅŸma için referanduma gerek yoktu. Åžimdi Balyoz davası ile darbecilerin yargılandığını söylüyorlar. Yargılananların içinde darbe yanlısı olanlar vardır ancak darbe yanlısı olmayan, demokrasiden yana olanların da içerde olduÄŸunu görüyoruz.
Bu soruÅŸturmalar ile halkın kafasında “dokunma; yoksa seni de alırlar” imajı yarattılar. Ben AKP’yi samimi bulmuyorum. Åžeriatı adım adım hayata geçirmeye çalışıyor. Ayrıca hesaplaÅŸmaksa, bu ülkede ne Çiller ne de Demirel yaptıkları nedeniyle yargılanmıştır.
Bunlardan da hesap sorulmalıdır ama onlar mahkeme kapısına gitseler bile elleri kollarını sallayarak çıktılar. Ben 12 Eylülde hayır diyeceÄŸim çünkü inanmıyorum. Samimi bulmuyorum. AKP bir dönem daha iktidarda kalmak istiyor ve bunun zeminini hazırlıyor. ErdoÄŸan da CumhurbaÅŸkanı olsun istiyorlar.
Levent Üzümcü:Hayır deyince CHP’li olmayız
Aynı havayı soluyan, aynı dili konuÅŸan, aynı yemeÄŸi yiyen, aynı ÅŸarkıyı söyleyen, toplum içinde omuzları birbirine deÄŸerek yaÅŸayan insanlar arasında en çok elli yıllık mesafeler olabilir. Ne yazık ki Türkiye’deki halklar arasında bu mesafe 1600 yıllık. Bu nedenle de orta yolu bulmak kolay deÄŸil. Arasında 50 yıllık mesafe olanlar için bu deÄŸiÅŸiklikler bir anlam ifade edebilir ama biz Türkiye’de yaşıyoruz. Anayasa Mahkemesi için öngörülen deÄŸiÅŸiklikler hayata geçerse seçilen üyelerin bunu suiistimal etmeyeceÄŸinin garantisini kim verebilir? Veya bu iktidarın bunu kötüye kullanmayacağının garantisini kim verebilir? Bir Avrupa ülkesinde yaşıyor olsanız pakette deÄŸiÅŸikliklere evet demekten çekinmezsiniz. Ama burası Türkiye. Burada dinamikler farklı ve bunu söylemek de bizi ne CHP’li ne faÅŸist ne de ordu yanlısı yapar.
Ferhan Åžensoy:Amaç yargıyı kıskaca almak
Paket ile çok deÄŸiÅŸtirilen bir ÅŸey yok. MuÄŸlak ifadelerle deÄŸiÅŸiklik yapılmış gibi göstermeye çalışıyorlar. Herkesin ifade ettiÄŸi gibi yargı alanında yapılan düzenlemelerin getirdiÄŸi deÄŸiÅŸiklikler yargıyı kıskaca almayı amaçlıyor. Paket için 12 Eylül’le hesaplaşılacağı söyleniyor. Ben bunun saçma bir slogan olduÄŸunu düÅŸünüyorum. İşi baÅŸka bir yere çekmek istiyorlar. 12 Eylül’le hesaplaÅŸma sloganını da iÅŸin makyajı olarak kullanıyorlar. Bir baÅŸka deyiÅŸle yapmak istediklerini gizliyorlar. Amaçları yargıyı kıskaca almak.
Suavi: Mağdur değil muhatabız
BİZ 12 Eylül’ün maÄŸduru deÄŸil; muhatabı, tarafıyız. Ben bu paketin 12 Eylül gibi darbelerin önüne geçeceÄŸine inanmıyorum. Bu hesaplaÅŸmanın AKP zihniyeti üzerinden yapılabileceÄŸine de inanmıyorum. Öncelikle yapılması gereken darbelerin hangi zihniyetin ürünü olduÄŸunu sorgulamaktır. O dönemde çocuk olanlar bu zihniyetle büyütüldüler. Sorunu yaratanlar sorunun giderilmesinde de baÅŸarılı olamazlar. FaÅŸizmi yenebilecek tek yolun gerek örgütlenme ÅŸekli gerek felsefi donanımı nedeniyle sosyalizm olduÄŸuna inanıyorum. Ben bu referandum sürecinin muhatabı bile olmayacak, evimde oturacağım.
Selda BaÄŸcan:12 Eylül’le hesaplaÅŸamazlar
Benim oyum hayır olacak. Oyumun gerekçesi ise ÅŸudur: yüksek yargıyı iktidar tayin etmek istiyor. Tek amaç budur. Yapılan bütün diÄŸer deÄŸiÅŸiklikler göstermelik. Bu paket ile 12 Eylül’le hesaplaÅŸamazlar. O dönem bitti. Zamanaşımına uÄŸradı. Bu deÄŸiÅŸikliklerin demokrasi getireceÄŸini, demokratikleÅŸmeye katkı saÄŸlayacağını düÅŸünmek de yanlış. Bu yönde söylenen her ÅŸey palavradır. Bu düzenlemeler bunu getirmez.
Sevinç Eratalay: Sosyalizme inananlar ‘Hayır’ demeli
12 Eylül’de yapılacak olan referandum oylamasında oyum iki kere “hayır”dır. Bunun tek bir nedeni vardır; bu yasaları, düÅŸüncelerini ve faaliyetlerini deÄŸiÅŸen koÅŸullara göre sürekli yenileyen, egemen sınıflar yapar. Emperyalizmin özü insanları hayvanlara dönüÅŸtürmek, özgürlük için savaÅŸanları yok etmek, daha çok sömürmek, sömürmek ve bunun için ne gerekiyorsa yapmaktır. Ülkemizdeki mevcut AKP iktidarı da bu sınıfın isteÄŸini, halkımız için daha demokratik, sivil bir anayasa gibi gösterip halk bunu kabul edecek tiyatrosunu oynatmakla görevlendirilmiÅŸtir. 12 Eylül’de orduya oynatılan bu oyun, ÅŸimdi AKP eliyle yapılmaktadır. Bu yüzden oyum “hayır”dır. Oyum zerre kadar güvenmediÄŸim,halkların yararına iyiliÄŸine hiçbir ÅŸey yapmayacak olan emperyalizme “hayır”dır. Sosyalizme inanan herkesin oyunun da “hayır” olması düÅŸüncesindeyim.
Her gün televizyonlara çıkıp ne konuÅŸtuklarını bilmeyen tuhaflaÅŸmış, kendine yabancılaÅŸmış insanların AKP ile demokrasiye bir adım daha yaklaşıyoruz diyerek gericiliÄŸi, faÅŸizmi, sömürüyü, 12 Eylül’ü, yapılan iÅŸkenceleri, her ÅŸeyi unuttuklarını düÅŸünüyorum.
Ben artık sosyalistlerin ÅŸarkı dinlemekten ve alkışlamaktan çok, kendi ÅŸarkılarını kendilerinin yazıp söylemesi gerektiÄŸini söylüyorum.
NEDİM SABAN: AKP’ye güvenmediÄŸim için hayır
Öncelikle “darbecilerin yargılanması” konusunda gönlüm ‘evet’ten yana. Ancak AKP’nin demokrasi hanesine güvenmediÄŸim için hayır diyeceÄŸim.
Ayrıca, anayasa paketinde bazı özgürlükler, örneÄŸin yurttaşın fiÅŸlenmemesi zaten temel insan haklarının gerektirdiÄŸi özgürlükler.
Bir de, pakette çok olumlu önermeler var, ancak yeterli deÄŸil. ÖrneÄŸin sanatçıyı koruyan hiçbir madde yok. Sansüre karşı, ifade özgürlüÄŸünden yana hiçbir güvence yok. Yine de evet/ hayır’ın partilerarası bir çekiÅŸme olması tatsız. Partilerüstü kalsaydı, AKP’ye raÄŸmen, ‘evet’ diyebilirdim.
ÅžAİR ÅžENNUR SEZER: 1961 Anayasası’nı geri istiyorum
Her ÅŸeyden önce bu anayasa taslağı, toplum temsilcilerine sorularak hazırlanmadı. İkincisi, 12 Eylül Anayasası’nı daha da kötüleÅŸtiriyor. Üçüncüsü bir kadın ve yazar olarak, hem kadınların durumunu hem çalışanların durumunu hem de fikir özgürlüÄŸü bakımından kötü koÅŸullar getiriyor. Fikir özgürlüÄŸü ve yasal baÅŸvuruların önüne engeller getiriyor, kadınların durumunu daha da kötüleÅŸtiriyor. En önemlisi, 1961 Anayasa’sının getirdiÄŸi –o dönemi yaÅŸadım– hiçbir özgürlüÄŸü getirmiyor.
Ben 1961 Anayasası’nı geri istiyorum. AKP Anayasası’nı çok fazla incelemeye gerek yok. Belli ifadeler, önümüze nasıl bir metnin konulduÄŸunu açıklıyor. ‘Kadın ve erkek fiziksel olarak eÅŸit deÄŸildir’ demek, eÅŸitlikten ne anlandığını gösteriyor. EÅŸitlik, aynılık demek deÄŸil. EÄŸer bir yönetici aynılıkla eÅŸitliÄŸi karıştırıyor ise önümüze nasıl bir yemek çıkacağı açık. Belli sayıda kadın çalışanın olduÄŸu yerlerde, kreÅŸlerin anlaÅŸma metinlerinde yer aldığı bir dönemi yaÅŸadım. KreÅŸin ve huzurevlerinin kaldırıldığı bir sistem geliyor ve bütün bunlar kadının sırtına yükleniyor. Bunların yanı sıra, örgütlenmeye getirilen sınırlanmalar. Aslında, anayasalar –ki 61 Anayasasında da bu belirtilmiÅŸti– sürekli teferruatlarla deÄŸiÅŸtirilmez, anayasalara göre yasalar çıkarılır ya da yasaların anayasaya uyup uymadığı tartışılır. Türkiye’de tersine bir durum var; herkesin ne kadar soluk alması gerektiÄŸi anayasa sınırlarıyla belirleniyor. Türkiye, altına imza attığı uluslararası anlaÅŸmalara uymamak için anayasalar çıkartıyorsa, terimleri deÄŸiÅŸtiriyorsa söylenecek çok fazla bir ÅŸey yok. Türkiye’de kadınların yönetimde alamadıkları payların “pozitif ayrımcılık”ın adı deÄŸiÅŸtirilip baÅŸka bir hale getiriliyorsa söylenecek fazla bir ÅŸey yok.
Toplumun okuduklarını kavramaması için, duyduklarını anlamaması için her türlü çaptırmanın, her türlü kışkırtmanın yaÅŸandığı bir toprak üstündeyiz. Yani ben artık bu toprak üstündeyiz için nitelendirme yapmak istemiyorum ÅŸair olarak. Çünkü bu nitelendirmeyi yaptığım zaman, gücümün yettiÄŸi, yetmediÄŸi çok daha büyük çılgınlığa sapmam lazım. Tahammül edilmez koÅŸullar zorlanıyor. Türkiye’de arkasına kalabalıkları taktıklarına inananlar, Türkiye’de yaÅŸayanlar adına çarpıtmalar oluÅŸturuyorlar. Asıl meseleler tartışılmıyor. Geçen gün, bir öÄŸrenci çalışırken iÅŸ cinayetine kurban gitti. Yani bir tek mesele yok. İş güvenliÄŸinin de tartışılması lazım, bir üniversite öÄŸrencisinin neden orada olduÄŸu da sorgulanmalı…
Tüm bunlar dururken, bütün nüfusun dünyanın paralı askerleri haline getirmenin hazırlıklarını yapıyoruz. Dünyanın jandarması olmanın yatırımı yapıyoruz. Ve bunu da yalancı bir eÅŸitlik adına yapıyoruz. O yüzden Türkiye’de anayasa metninin getireceÄŸi bütün açıklamalarda birtakım eksiklikler olacaktır. Ben bu deÄŸiÅŸikliÄŸe “hayır” diyorum.
Sabahat Akkiraz: Burada haksızlık var ve ben hayır diyorum
AKP hükümeti iÅŸbaşına geldiÄŸi günden beri her konuda bir akıl karışıklığı yaratıp sistemi kendi istediÄŸi konuma getirmeye çalışıyor. Kadın ve çocuk haklarının ve memurların toplusözleÅŸme talebinin içerisine yargı ve bağımsızlığını riskli bir konuma düÅŸüren maddeleri harmanlayıp oylatmaya çalışıyor. 26 soru sorup hepsine aynı cevabı almaya çalışmak gibi bir çıkmaza sürükleniyoruz. Memurlar için toplu sözleÅŸme hakkına grev hakkı tanımamak, kadınlara pozitif ayrımcılık yapmak yerine erkeklerle eÅŸit konuma getirmemek, çocukların istismarını sadece sosyolojik olarak algılayıp çocuk iÅŸçilik gibi konularda sömürülmelerinin önüne geçmemek, darbelerden bu ülkeyi kurtaracağız deyip kendi diktatoryalarını saÄŸlamlaÅŸtırmaya çalışmak ne yazık ki oylayacağımız konular. Hem eksik hem de aldatıcı.
12 Eylül ile hesaplaÅŸmak böyle olmaz ve 12 Eylül’ü bilmeyenlerle olmaz. 12 Eylül Anayasası’na ne oy verdiÄŸini bile açıklayamayan BaÅŸbakan’ın elinde her türlü imkânı varken ve Meclis’te bu konuda geniÅŸ bir mutabakat saÄŸlayıp darbecileri referanduma gerek kalmaksızın yargılayabileceÄŸi apaçıkken, alanlarda sanki bunu yapacağım havasına girmek halkı da bu hava ile oya tahvil etmek büyük bir kandırmacanın parçası. 12 Eylül ile hesaplaÅŸacağım nutukları atan BaÅŸbakan’a sormak gerek; daha Sivas katliamıyla yüzleÅŸemeyen, MaraÅŸ katliamını ve diÄŸer Alevi katliamlarını Ergenekon bilinmezine yüklemeye çalışan, konser yasaklarımızı ortadan kaldırmayan, albümlerimizde hâlâ denetim kıskacını hafifletmeyip TRT’de yayın yasağı ile karşı karşıya bırakan bir hükümet mi 12 Eylül ile hesaplaÅŸacak? HesaplaÅŸacakları tek ÅŸey sandıktan evet çıkana kadardır. Sonra aynı tas aynı hamam devam…
Demokratik bir ülke hepimizin en büyük dileÄŸi. Bugün türbanlı üniversite öÄŸrencileri için özgürlük isteyen bizlerin Amasya’da ya da Sivas’ta Alevi oldukları için okul deÄŸiÅŸtirmek ya da darp edilerek okuma hakları ellerinden alınan kızlar için aynı oranda üzülmesi doÄŸalken, hükümetin bu konularda sessiz ve daha önemlisi tepkisiz kalmaları onların demokrasi anlayışlarının sadece kendilerine demokrasi, kendileri gibi olmayan ve inanmayanlara ise sırt dönmenin ötesinde bir ÅŸey deÄŸildir. Referandumu bile demokratikleÅŸtiremeyen; taraf/bertaraf, sizden/bizden soy/boy tartışmasına endeksli bir referandum hem düzey hem de içerik olarak baÅŸtan sakat deÄŸil midir?
Son sözüm ise ÅŸu: Bir yargı sembolü vardır: Gözü baÄŸlı bir kadın, bir elinde kılıç ve bir elinde terazi olan. Ben bu kadının gözlerinin açılmasını istemiyorum. Yani senin ya da benim yargım deÄŸil herkese aynı bakan ve gözleriyle ve taraftarlığıyla deÄŸil, vicdanı ile hak ile hukuk ile karar veren bir yargı istiyorum.
Bu referandum evet olarak sonuçlanırsa dün YÖK’te yaÅŸananlar yargıda da olacak ve yargı göbekten baÄŸlı bir kuruma, yandaÅŸ organa dönüÅŸecektir.
Hz. Ali diyor ki, “haksızlığa boyun eÄŸer ya da tarafsız kalırsanız haksızlığı yapanlar kadar suçlusunuz”. Burada haksızlık var ve ben “hayır” diyorum.
Kaynak : http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1283085489&year=2010&month=08&day=29
 |