Hasret'in Zaman Aşımı Olurmu?
Yortana
Perşembe, 08 Aralık 2011 16:56

alt"Toplatılır yazılarım,

yakılır dizelerim,

kurutulur gözlerim,

geride genç ölüm kalır..."

Hasret Gültekin

Roni büyüdü, Hasret de, Yeter’in içindeki hasret de...
Hayat akıp gitti, zaman durdu
Kalp acıdı, kalp haykırdı, kalp isyan etti...

Kadın, vazgeçmedi...
Tamahkar dünyaya karşı, eşit ve özgür bir dünya büyüttü
Yeter, yoldaşına tutkun kadın,
eÅŸine olan özlemini anlatıyor: “Bugün hayatımızda açılan her kapıdan çıkıp gelecek kadar var Hasret ve hep var olmaya devam edecek“
ÅŸimdi muktedirler, “unutun zaman adaleti aÅŸtı“ diyor
Peki, ’Hasret’in “zamanaşımı“ olur mu?...
Yeter Gültekin. Madımak’ta katledilen sanatçı Hasret Gültekin’in eÅŸi...Hasret’ini anlattı.

Katliamın üzerinden 18 yıl geçti. Davanın seyri ortada. 6 Aralık’taki davada 6 firari sanık için zamanaşımı söz konusu. Siz gelinen bu süreci nasıl deÄŸerlendiriyorsunuz?

Daha ilk gün öldürülenler Sivas`a gitmekle suçlandı, adalet arayan bizler de en az yitirdiÄŸimiz sevdiklerimiz kadar suçlu görüldük. Caddeleri dolduran,kültür merkezinden baÅŸlayarak kendilerine benzemeyen herkese saldıran, heykeli deviren, yerlerde sürükleyen ve insanları diri diri ateÅŸe verenler ise maÄŸdur olarak gösterildi. Dönemin BaÅŸbakanı Tansu Çiller’in "halkımıza birÅŸey olmamıştır" açıklaması bizim halk olmadığımızı ilk günden belirtmiÅŸti. Bu söylemlerle Madımak Katliamı, sıradan adam öldürme gibi bile görülmedi, sanıklar kollandı, piÅŸmanlıklarını ifade etmeseler de hafifletici gerekçeler onlar için bulundu ve ödül gibi cezalar verildi. Sivas sanıkları hiç bir duruÅŸmada piÅŸmanlıktan söz etmediler. Aksine mahkeme salonlarında bile saldırgandılar, avukatlarımızın üzerine çakmak fırlatarak manidar mesajlar vermeye devam ettiler. Çok bilinçli organize edilmiÅŸ bu tetikçiler arkalarındaki güçlere güvenden alıyorlardı cesaretlerini.

18 yıldır iktidara gelen hiç bir parti Madımak Katliamı ile ilgili gerçekleri ortaya çıkarmayı ve asıl suçluları yargılamayı hedeflenmedi. Bu nedenle gelinen noktada zaten yakalanması istenmeyenler, yıllardır kollananlar, dahası masum ve maÄŸdur gösterilmeye çalışılanlar zamanaşımı ile aklanacaklar. 2 Temmuz 1993’te çocuk , yaÅŸlı savunmasız yurttaÅŸlarının saatlerce kuÅŸatılmasını ve diri diri yakılmasını seyredebilen devlet bugün de bizim taleplerimizi dinlemeyecek ve gereÄŸini yerine getirmek istemeyecektir!

Devlet güvenlik güçlerini, öldürülen eÅŸlerimizi, çocuklarımızı, kardeÅŸlerimizi anmaya gittiÄŸimizde bize karşı kullanıyor, yasaları da bizim anma yürüyüşlerimizde hatırlıyor. Katliamdan sonra itfaiye merdiveninden kurtulanlara saldıran Cafer Erçakmak`ı görmezden geliyor, kırmızı bültenle aranan bir sanığa emniyet ehliyet veriyor, belediye nikahını kıyıyor ve yine hakkında kesinleÅŸmiÅŸ kararlar olanlar pasaport alabiliyor, askerlik yapabiliyor...Bütün bunlar Türkiye’nin de imzasıyla kabul ettiÄŸi evrensel insan haklarına, uluslararası hukuka ve bugünün toplumlarının vicdanı ve adalet anlayışına karşı uygulamalardır! 1993’ten beri hangi parti iktidarda olursa olsun devletten ve yargıdan talebimiz Madımak Katliamı’nın insanlığa karsı iÅŸlenmiÅŸ bir suç olarak deÄŸerlendirilip, zamanaşımından dava dosyasının kapatılmamasıdır. Bugün de bu talebin muhattabı iktidarda olduÄŸu için AKP’dir.

Aksi takdirde 18 yıldır toplumun yüreğinde söndürülemeyen savunmasız insanları diri diri yakan Madımak yangını daha da harlanarak yanmaya devam edecektir.

Bulunmayan ya da bulunmak istenmeyen sanıklar, katliamın arkasındaki derin yapının çıkarılmaması, bu durumu nasıl değerlendiriyorsunuz?

18 yıldır iktidara gelen partiler düşünce suçlularına karşı en keskin önlemleri aldı, tutukladı, yargıladı veya yargılamadan yıllarca cezaevinde tuttu insanları. Ama bizim katlimizin sorumluları milletvekilliÄŸi dokunulmazlığı ile ödüllendirildi, tutuklu Sivas sanıkları cezaevinde ayrıcalıklı muamele gördüler. Hükümlülerden birinin eÅŸi hamile kalabildi ve doÄŸan çocuÄŸunun adını Hizbullah koymak istedi. Arananlardan biri Istanbul Büyüksehir Belediyesi’nde giÅŸe memuru olarak çalışabildi, bir diÄŸeri Sivas Altınyayla’da nikah kıyabildi. İlk tanınan zanlılardan Cafer Erçakmak 18 yıldır dünyanın heryerinde Interpol tarafindan kırmızı bültenle aranıp bulunamazken, Sivas’ta evindeymiÅŸ! Bu durum katliam heveslilerini cesaretlendirir. Toplum hukuka ve adalete inancını yitirirse cinayetlerin, katliamların sonu gelmez.

SİNDİRİLDİLER, UNUTTULAR
Devletin tutumu malum şaşırtıcı değil! Ancak bir röportajınızda, toplumun yanı sıra sivil toplum örgütleri de davaya tam olarak sahip çıkmadığını ve bu ilgisizlikten dolayı Madımak yangının daha da büyüdüğünü belirtiyorsunuz. Bu ilgisizliğin nedenini siz neye bağlıyorsunuz?

Bölünerek, ayrıştırılarak yönetilmiÅŸ, sindirilmiÅŸ insanların her anlamda yoksullaÅŸtırıldığı ve hem iktidar hem de muhalefet tarafından uydurulan gündeme bakmaktan gözünün önünü görememesi diyebiliriz. BelleÄŸi ve vicdanı kuÅŸatılmış, korkutularak sindirilmiÅŸ insanlar katledilerek yok edilen deÄŸerlerini ve yaÅŸanan vahÅŸetleri unutabiliyor. Bilinçli bir ÅŸekilde bilgisizleÅŸtirilen insanlar bireysel anlamda bile yüzleÅŸebilmeyi beceremezken, toplumsal geçmiÅŸle de yüzleÅŸmenin altından kalkamıyor. YüzleÅŸemeyen insanların tabuları da tahammül sınırlarını daraltıyor ve sorunlarına baÅŸka akılcı çözüm üretemediklerinden öldürerek ve yok ederek hedeflerine ulaÅŸmaya çalışıyorlar. İnsan olmak farkındalık ve vicdan sahibi olmaksa hiç olmazsa aydınlar ve sivil toplum kurumları Madımak Katliamı’na seyirci kalınmasaydı, Sivas duruÅŸmaları sürecinde hep birlikte adalet ve hukuk mücadelesi verilseydi, 2 Temmuz sonrasında iÅŸlenen cinayetler ve katliamların engellenebileceÄŸini neden fark etmiyorlar?


18 yıldır anlatmamıza raÄŸmen örneÄŸin İnsan Hakları DerneÄŸi neden tek bir Sivas duruÅŸmasına katılmadı, 2 Temmuz anma etkinlikleri neden aileler ve alevi kurumlarının görevi, diÄŸer kurumların ve insanların vitrini? Toplum tek tek faili meçhullerle baÅŸlayan bu kıyımları o kadar kanıksadı ki katiller artık yüzünü bile gizlemek ihtiyacı duymadan asker, polis umursamadan kameralar önünde, kendi çocuklarının da gözleri önünde katliam gerçekleÅŸtirebilir hale geldi. İnsanlar da bu cinayetleri ya susarak izliyor ya da “Sivas’a gitmeselerdi, Pir Sultanı anmasalardı“ gibi yanılsamalarla akıldan ve vicdandan uzaklaşıyor. Naklen izletilmesine raÄŸmen Madımak Katliamı nasıl yalanlanıyor, yanıltılıyor, çarpıtılıyor ve tarih de bu ÅŸekilde yazılabiliyor? Bunu yapanlar kimleri masumlaÅŸtırıyor, hatta kahramanlaÅŸtırıyor ve hangi zihniyete hizmet ediyor acaba? Bu nasıl görülmez?

Nitekim bu doÄŸru algılanamadığı için TRT de yayınlanan bir programda “MaraÅŸ Katliamı’nı da zaten solculardan filan isimler gerçekleÅŸtirmiÅŸti“ denilerek, katliamın faili olarak hüküm giyenler ve ceza alanlar aklanmaya çalışıldı.

Zamanaşımı kararı verilirse, bir sonraki aşamada ne yapmayı planlıyorsunuz?
Adalet aramaya devam edeceÄŸiz, bunu çocuklarımıza ve geleceÄŸimize borçluyuz. Türkiye’deki hukuk yolları tükendiÄŸinde uluslararası hukuk mercilerine taşıyacağız.

ÖZÜR İLE YANGIN SÖNMEZ
Dersim Katliamı son zamanlarda yeniden gündemde. BaÅŸbakan’ın özrünü nasıl yorumluyorsunuz?
Türkiye`de siyasilerin ve sözde gündem yaratanların büyük çoÄŸunluÄŸu samimi deÄŸil. Türkiye`de Cumhuriyet kurulduÄŸundan bugüne iktidar olmak tek hedef, iktidar olabilmek için de en gereksiz ÅŸey halk! Saltanat sırasını bekleyenlerin kendilerinden ibaret yapay dünyalarında halka ve halkın sorunlarına yer yok. Halkı uyutmak için yazılmış masal gibi hiç hatası olmayan bir övgü tarihi var. Yıllardır tüm siyasilerin seçim öncesi diline doladığı ama kimsenin gerçekten kaldırılmasını istemediÄŸi milletvekili dokunulmazlığı siyasilerin samimiyetsizliÄŸinin belgesidir. Dersim Katliamı ile ilgili özür dileyen AKP, Sivas Katliamı sanıklarına avukatlık edenleri bakan yapmış, yıllardır iktidar olmasına raÄŸmen hakkında kesinleÅŸmiÅŸ karar bulunan Vahit Kaynar gibi kırmızı bültenle aranan Sivas sanıklarının Almanya’dan ve Polonya’dan iadesi için görevini yapmamıştır. AKP iktidarı, TRT’de Sivas Katliamı’nı faili mechul ilan etmiÅŸ, kamulaÅŸtırılan Madımak Oteli’nde katilin adını ilk sıraya yazmıştır. İktidarda ve tüm yetkiler elinde iken katliamla ilgili görevini yapmayan siyasiler, 73 yıl önceki Dersim ile ilgili samimi olabilirler mi?

CHP’nin tavrı...?
CHP kurduÄŸunu iddia ettiÄŸi Cumhuriyeti halka anlatamamış, parti adında "halk" olan ama halktan uzaklaÅŸmış bir partidir. Dolayısıyla halkını ikna gücünü yitirmiÅŸ kendisi birÅŸeylere ikna edilir olmuÅŸ bir partidir. Hiç kimsenin de CHP’deki bu zihniyeti deÄŸiÅŸtirebileceÄŸini sanmıyorum ve ne yazık ki tek başına Kemal KılıçdaroÄŸlu ile de bu deÄŸiÅŸim mümkün deÄŸil. Aslında CHP’nin göremediÄŸi gerçek zamana ve hayata karşı durarak savunmaya çalıştığı ÅŸeye en büyük zararı kendi elleriyle vermesi.

Devletin Madımak’ta ailelerini kaybedenlerin yakınlarından da özür dilemesi gerekmez mi?
Tabii ki Madımak Katliamı ve diğer katliamlarla ilgili özür dilenmeli. Öncelikle de Madımak Katliamı sorumlularından Temel Karamollaoğlu, Sivas sanıklarına avukatlık eden eski Adalet Bakanı Şevket Kazan, Devlet Bakanı Hayati Yazıcı, Süleyman Demirel ve Tansu Çiller gibi dönemin bizzat katliam sorumluları özür dilemeli...Ama toplumun vicdanında yargılanmamış, tarihe doğru yazılmamış bir katliamla ilgili özür dilenmesi de hiç birşey ifade etmez. Bizim yüreğimizdeki yangının sönmesi mümkün değil, çünkü biz eksildik ve bu eksikliğin ortadan kaldırılması mümkün değil...Ancak adalet duygusu insanlığa güvenimizi, hukuka ve geleceğe inancımızı artırabilir, ülkemiz ve çocuklarımızla ilgili kaygılarımızı azaltabilir.

Madımak’ın müze olup olmayacağı hala netleÅŸmiÅŸ deÄŸil. Kamuoyu Madımak Otelinin müze olmasını istiyor. Hükümet ise bu talebe mesafeli.

Madımak kamulaÅŸtırıldı. Bir saldırganın adının baÅŸköşede yazıldığı, çocuk kütüphanesi ve Einstein’in resminin bulunduÄŸu Bilim ve Kültür Merkezi yapıldı. Hayati Yazıcı’nın devlet bakanı olduÄŸu bu iktidarın baÅŸka birÅŸey yapması da beklenemezdi zaten. Türkiye’de yaÅŸananlar, kamuoyu yani halk istediÄŸi için deÄŸil halka karşı ya da halka raÄŸmen yapılıyor.

BELGESEL OLANAKSIZLIÄžA TAKILDI
Hasret Gültekin ile ilgili bir belgesel çalışması yapmayı planlıyordunuz. Hatta bu konuda Can Dündar ile görüşmüştünüz. Hangi aşamaya gelindi?

Evet, Can Dündar ve ekibi ile 2008’ de Hasret Gültekin ve Madımak Katliamı belgeselleri için çekimler yapmaya baÅŸladık ama malesef uzaklık ve olanaksızlıklar nedeniyle tamamlayamadık. Ailelerden ve tanıklardan birkaç kiÅŸiyi de ne yazık ki kaybettik. Umarım bu calışmaları tamamlayabilecek olanakları saÄŸlayabiliriz.

AÇILAN HER KAPIDAN ÇIKIP GELECEK GİBİ
18 yıl oldu, Hasret Gültekin’in yokluÄŸunun üzerinden geçen…Bu geçen yıllar siz de nasıl izler bıraktı?

Bizim gibi yoldaş olan insanların yoldaşını yitirmesidir katlanması zor eksiklik duygusu, nerede olursanız olun ne yaparsanız yapın eksik olmak... Gözümün biri, elimin biri eksik, yüreğim yerinde değil gibi...

İstanbul’daysam Köln’de, Ankara’daysam İzmir’de olmam gerek, sanki Hasret orada bekliyor gibi, evimdeyken evimde deÄŸil gibi, olmam gereken yer o anda bulunduÄŸum yer deÄŸil gibi...
Hasreti oğluna anlatamamak, yeterince ifade edememek duygusu da bir başka çıkmaz...
Bugün hayatımızda açılan her kapıdan çıkıp gelebilecek kadar var Hasret ve hep var olmaya devam edecek... Hayalden çok ideallerimiz var bizim onların gerçekleşmesi için de her gün uğraşıyoruz. Savaşsız, adaletli, herkesin kendi kimliğiyle var olabildiği eşit ve özgür bir yaşam istiyoruz.

Oğlunuz neler düşünüyor, hayalleri, babasıyla ilgili hisleri neler?
Oğlum başarılı bir öğrenci. Amatör olarak müzik ve spor yapıyor. 1,5 yılı kaldı üniversiteye başlamasına. Hukuk okumak istiyor. Sanırım bu da yaşanan travma sonucu adalet arayışının yansıması...Babasıyla gurur duyuyor, en hazettiği sohbetler, farklı kişilerden babasıyla ilgili anılar dinlemek. 18 yıl Roni için de kolay geçmedi ama yaşanan tüm acılara rağmen huzurlu ve mutlu bir delikanlı oğlum. Çünkü biz çocuklarımızı kin ve nefretle büyütmüyoruz. Bizim yaşadığımız acıları da hiç kimseye reva görmüyoruz.

HASRET GÜLTEKİN KİMDİR?

1 Mayıs 1971’de Sivas’ın İmranlı kazasına baÄŸlı Han köyünde doÄŸdu. Altı yaşında saz çalmaya baÅŸladı. 11 yaşında sahneye çıktı. 1987’de ilk çalışması “Gün Olaydı“ 1989’da ise ikinci albümü “Gece ile Gündüz arasında“ yayınlandı. Müzik yönetmenliÄŸini üstlendiÄŸi resmi olarak ilk defa Kürtçe müzik yasağını delen Newroz adlı kaset 1990’da, önce enstrümantal olarak, sonra da Nilüfer Akbal ve Rıza Akkoç’un katılımıyla gerçekleÅŸtirildi. Üçüncü albümü Rüzgarın Kanatlarında 1991’de yayımlandı. Aynı yıl Yeter Fırtına ile evlendi. 2 Temmuz 1993’de Madımak Oteli’nde 22 yaşında 35 insanla birlikte katledildi. 13 Eylül 1993’te oÄŸlu Roni Hasret Gültekin dünyaya geldi. 

ELÇİN YILDIRAL/BİRGÜN

Bookmark and Share

Yorumlar (0)add comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
 
English French German Turkish

Radyo Dinle

radyo soÄŸucak dinle soÄŸucak facebook grubumuz

Destekleyenlerimiz

Soğucak Köyü Reklam

Ziyaret

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün2121
mod_vvisit_counterDün3353
mod_vvisit_counterBu Hafta10168
mod_vvisit_counterGeçen Hafta28384
mod_vvisit_counterBu Ay73959
mod_vvisit_counterGeçen Ay112905
mod_vvisit_counterToplam633595

Yol Tv Online İzle

Elbistan Yerel Haber