|
EDEBle ilgili bu yazıya daha baÅŸlarken EDEPsizlik yapmamak adına ÅŸunu belirtmem gerek: AÅŸağıda EDEBi hem günlük yaÅŸamdaki ahlak hem de
Alevilikteki derin anlamıyla ele alırken, EDEB denen o koca deryadan sizlere bu
yazıda sunabileceğim olsa olsa ancak bir iki damla olabilir.
Bu dünyada ne olursanız olun, eÄŸer EDEPli deÄŸilseniz, aslında hiçbir ÅŸey
deÄŸilsinizdir. Çünkü EDEBden haberi olmayan insanların iktidarıdır bugün bu
dünyayı yaÅŸanmaz kılan,
EDEBin yitirilmiÅŸ unutulmuÅŸ olmasıdır bugünki bu
başı boş yaşama, bu keşmekeşliğe, onurdan izzeti nefisten uzak, insanların
toplum olmaktan çok yığın olduÄŸu anlamsız kalabalıklar olmamıza sebep
halimiz. Bakın Hak Ozanı Noksani bir nefesinin bir dörtlüÄŸünde nasıl söylüyor:
Varıp bir kamilden öÄŸren nefsini
Nefsini bildiysen bildin Rabb’ini
Varından geçerek yok et kendini
Åžeriattan edeb öÄŸren gel beri
Yine bir alevi ozanı olan Åževki (yada Åževkû) bunu ÅŸöyle dile getiriyor:
Aşkın kitabını aldım elime
Kısmetimiz gurbet ele düÅŸtü kal
Yaradan Mevla’dan üç dileÄŸim var
Biri edeb biri akıl bir kemal
Bunu kutbül arifin Hünkar Hacı Bektaşı Veli nasıl da öz ve kısa söylemiÅŸ:
“Eline Diline Beline Sahip Ol” (EDEB). Bu söz, söyleyip geçersen basit bir
cümledir beÅŸ dakika sonra unutacağın; söyleyip düÅŸünürsen koskoca bir
ummandır yaşamın boyunca kendine klavuz edeceğin.
Eline sahip olsaydı insanlar, rızasız hiçbir iÅŸ olmazdı bu dünyada. Bunu
yaÅŸamının temel üç prensibinden biri yapan kiÅŸi ne rızasız bir lokma yer, ne
hakkı olmayana el uzatır ne de böylesi hırslara köle olurdu. Sömürü denen çirkin
mekanizma bir defa ortadan kalkardı. Bu tip hırslar yüzünden dökülen onca kan
dökülmemiÅŸ olurdu. Eline sahip olmak, temiz ahlaktan uzak olanlara elbetteki
zordur. Çünkü insanlar yaptıkları herÅŸeye bir haklılık yakıştırmak isterler ve
bundan dolayı çirkin ÅŸeyler yaptıkça o çirkinliÄŸin içine daha da fazla batarlar.
Åžahi Merdan bunu ÅŸöyle dile getiriyor: “Nefis öyle birÅŸeydir ki, sen onu
kontrol edip terbiye ettikçe uysallaşır, güzelleÅŸir. Sen onu kontrol etmekten
vaz geçince de, o seni esir alır ve canavarlaşır.”
Diline sahip olsaydı insanlar, ne dedikodular, ne masum kişilere isnad
edilen suçlar, ne yalan yanlış yazılar, ne yalan yanlış vaatler ne de bunların
sonucu yalanı seven, onu kanıksamış toplumlar olurdu. Tarih insanların,
toplumların, halkların birbirlerine hakaretleriyle dolu. Dil bir iletişim aracı. Onu
iyiye yada kötüye kullanmaksa, kiÅŸilerin ahlakına ve niyetine baÄŸlıdır. Erenler
meclisinde Muhabbet ibadettir. BoÅŸa söylenecek tek bir kelime yoktur ve
söylenmesi gereken herÅŸey de eksiksiz söylenmelidir. Az konuÅŸmaktan kasıt
gerektiÄŸinde, gerektiÄŸi kadar konuÅŸmaktır. Amaç söylenecek sözü olanı
susturmak deÄŸildir. Erenler meclisinde konuÅŸulanlar hakikat ilminin incisi,
mercanı, lȃl û gevheridir. Alevi inancı (daha düne kadar aleviliÄŸe ve onun
ÅŸahsında dedelere saldıranların bugün islamdan uzaklaÅŸtırma, yozlaÅŸtırma ve
savurma çabalarına, buna sözde bilimsel araÅŸtırma isbat kılıfı uydurmalarına
raÄŸmen) islamın en temiz ve aÅŸkla yoÄŸrulmuÅŸ ÅŸeklidir, özüdür. Birçok kaynaktan
beslenmiÅŸ olabilir, ancak bu, bu gerçeÄŸi deÄŸiÅŸtirmez. Tarih birgün bunun böyle
olduÄŸunu herkese ispat edecektir. Bundan zerre kadar ÅŸüphem yoktur.
Muhabbet, yani dilin eylemi, alevi inancında Muhammed Mustafa’nın
mihracının merkezindedir. Allah ile doksanbin kelam konuşmuştur. Asla
pazarlık yapmamıştır. Bir peygamberin ibadet için Allah’la pazarlık yapması, bir
defa mümin olmaya aykırıdır. Allah’ın herÅŸeye kadir olması ilkesine aykırıdır ve
tüccarların ibadetinin uydurmasıdır.
Beline sahip ol! Eğer bu konuda insanlar EDEBini takınsaydı neler farklı
olurdu onu da tahmin etmek zor olmasa gerek. Hele hele bu konuda tarih
boyunca erkek cinsinin kadına yaptıkları kitaplara sığdırılamaz türden. Mesela
burda buna dair utanç deyimlerini sıralayacak olursak; aldatmak, saldırmak,
tecavüz, daÄŸa kaldırmak, diyardan diyara dolaÅŸtırmak, yoldan çıkarmak, törelere
kurban etmek, kapalı kapılar ardında olmadık zulümler yapıp sonra infaz etmek,
yüzüne kara çalmak, bedenlere yapılan akıl almaz saldırılar ve daha neler neler.
Hele savaÅŸlarda kadınlara, daha aÄŸzı süt kokan kız çocuklarına yapılanları
kendisine ben insanım diyen hiçbir insan kaldıramaz. Daha dün MaraÅŸ’ta
yapılan katliamda bunlar yapılmadı mı! Ölü kadına bile tecavüz edilmedi mi! Ve
hala kürtlere bu devletin askerleri bu zulümleri yapmıyor mu! Yakalanan gerilla
kadınların bedenlerine yapılan tecavüzleri o eyleme katılan askerlerin anıları
defalarca bize anlatmadı mı! Ama gözaltılarda yapılan tecavüzlerin adı
konmamıştır. Orda yapılan hakaretlerin zulümlerin haddi hesabı belli deÄŸil.
38’de Dersim’de yapılan katliamdaki tecavüzleri, acımasız uygulamarı daha
bilince getirmedikleri için üstü örtülmüÅŸ yaman bir çığlıktır hala. Bu tecavüzlere
uÄŸramamak için, bunu baÅŸarabilmiÅŸ birçok gelinin ve kızın kendini yüksek
uçurumlardan aÅŸağı atıp, ancak böylece kurtulabildikleri, her türlü engellemelere
ve örtme çabalarına raÄŸmen açığa çıkmıştır. Mesela 90’larda Özgür Gündem
gazetesinde Dersim Katliamı sırasında hamile bir kadının bedeninin
parçalanması sonucu, tesadüfen yaralı kurtulan bir kız bebeÄŸin yaÅŸadığının
çevredekiler tarafından fark edilmesi gizlenmesi korunması sonucu
yaÅŸayabildiÄŸi, annesinin karnında ayağından aldığı süngü darbesinin izini hala
taşıdığı ve o kadının hala yaşadığına dair bir haber okumuştum, bu devletin
yaptığı zulümlerden iÄŸrenti duyarak. EDEBsizlik sadece ÅŸahıslara tek tek
yüklenecek bir sorun deÄŸildir. O aynı zamanda devletlere ve sistemlere ait bir
sorundur da. Sistemlerin EDEBsizliÄŸini anlatmak deÄŸil asıl konumuz. Onun için
bu konuyu burda bırakıyorum.
Alevilerde cem baÄŸlanırken herÅŸeyden önce EDEB ERKAN üzere kendini
toparlaması gerekir katılanların. Çünkü doÄŸru ibadet, doÄŸru itikat ve akabinde
arzulanan Hak Yolu’nda ilerlemek EDEB olmadan olanaksızdır. KonuÅŸurken,
çalışırken, otururken, kalkarken, yerken, içerken, kısacası yaÅŸamın her alanında
içinde EDEB olmayana deÄŸer verilmez. Alevilikte bu böyledir. Ancak
günümüzde alevilerde (büyük çoÄŸunlukla) bu artık böyle deÄŸildir malesef.
AleviliÄŸi baltalamak adına (bunları bazıları bilinçsizce yapar, ancak bu onları
masum kılmaz) yapılan EDEPsizlikler bugün çığ gibi büyümüÅŸ ve daha da
büyümeye devam etmektedir. Zaman zaman gerek görsel gerek iÅŸitsel yayın
organlarında olsun, gerek katıldığımız organisazyonlarda olsun, birileri çıkıp,
alevilerin gözlerinin içine baka baka aleviliÄŸe koca darbeler vururken, kendine
ben aleviyim diyen kiÅŸilerde bunu bilinçli yada bilinçsizce alkışlayabiliyor.
Bunlara çokca ÅŸahit olduk. Ancak burda yapılan bu EDEPsizliÄŸin haddi hesabı
yoktur.
Bir taraftan resmi ideolojinin hakimiyeti sonucu Anadolu’da ÅŸamanizm
denen hurafe dinine baÄŸlama çabaları var ki, bu en etkili darbe yöntemi: Sebebi
belli: Daha Mustafa Kemal döneminde uyandırılan türk milliyetçiliÄŸinin
geliÅŸtirilmesi adına T.C. de bir taraftan yasaklanırken alevilik, öbür taraftan neyi
ispatlayacağı önceden kararlaÅŸtırılan “bilimsel” araÅŸtırmaların ne tesadüftür ki,
hepsi aleviliÄŸin ÅŸamanizmin uzantısı olduÄŸunu ispatlıyordu. Ve günümüzde bazı
çıkarları gereÄŸi aleviliÄŸi ÅŸamanizm uzantısı gibi göstermeye çalışanların
hepsinin referansları, alevilerin BektaÅŸi, YaÅŸar Nuri Öztürk gibi isimlerin hanefi,
kendine “ben sosyalist bir partiyim” diyen bazı grupların sosyalist, ordunun en
büyük asker, liberalin en büyük liberal, sosyal demokratım diyenin en büyük
sosyal demokrat ilan ettiÄŸi Mustafa Kemal döneminden kalma, O’nun ve O’nun
ekibinin emriyle bu çalışmaları yapan bilimin yüz karası kiÅŸilerin eserleridir. Bu
çok büyük bir EDEBsizliktir. Bunu yapan alevi kökenli kiÅŸi yol düÅŸkünüdür.
Nedeni belli: Çünkü o zihiniyeti taşıyan araÅŸtırmaların hepsine bakın
göreceÄŸiniz kısaca ÅŸöyle özetlenebilir: “Åžamanist türk boyları Anadolu’ya
gelirken, ÅŸamanist inancını yaÅŸamaktan vaz geçmedi. Bunu açıktan açığa
yapamadığı için islami terminolojiyi kendine kalkan yaptı. Bunun sonucu
alevilik denen inanç geliÅŸti. AleviliÄŸin, ehlibeyt sevgisi çıkarıldığında, islamla
hiçbir ilgisi yoktur...” vs. vs. İşte bunları yazan kiÅŸiler diyorlar ki, yıllardan bu
yana, ta bunca Erenlerden ve Evliyalardan bu yana söylenen onca söz, yapılan
onca mücadele, bu uÄŸurda dökülen onca kan, bu aÅŸka düÅŸüpte derisi yüzülen,
idam edilen, yakılan onca Hak Ozanı aslında şamanizmi yaşatma derdindelerdi.
İşte bu yapılabilecek en büyük hakaretlerden biridir. Bu EDEBsizliklerin en
büyüklerinden biridir. Çünkü bununla söylenen ÅŸey, bütünüyle alevi geçmiÅŸinin
bir yalandan ibaret olduğunu savunmaktır. Bunlara istinasız herkes inansa, en
fazla on sene sonra alevilik tamamiyle yok olup biter, gider. Ama çok ÅŸükür
azda olsa bunların yaptıklarına karşı duranlar var, her zamanda var olmaya
devam edecektir.
Bu türden saldırılarda bulunan baÅŸka bir grup daha var: O da bir zamanlar
dedeleri taÅŸlayarak sömürücü ilan eden, sonra zaten hiç elde edemediÄŸi devrimci
kimliğinden uzaklaşınca şimdi cem evlerinin başına oturmaya ve ordan alevilik
adına ahkam kesmeye çalışan, bu anlamda aleviliÄŸe saldıran grup. Bunlardan
bazılarının konuÅŸmalarına ÅŸahit oldum. Özetle söyledikleri ÅŸunlardır:
“AleviliÄŸin islamla yakından uzaktan bir ilgisi yok. Bize kimse islamı
yapıştırmaya bulaÅŸtırmaya çalışmasın. Biz ÅŸu an bile korkumuzdan islamdan
kendimizi tamamen kurtaramıyoruz. Onun için tarihteki alevilerin ve
ozanların nefeslerinde Allah Muhammed ve Ali’den basetmelerine ÅŸaÅŸmamak
gerek. Ancak artık zaman değişti. Bırakın artık şu yedi uluları. Bir dede gelip
de bize hala islam olduÄŸumuzu iddia edecekse hiç gelmesin. Bizim o dedeye
ihtiyacımız yok. O dede ceketini alıp evine gitsin. Biz kendimize dedemizi de
buluruz.” Tabi bu yazdıklarım kısacası. Hızını aldıkları zaman durmak da
bilmiyorlar. Ben bunlara ÅŸu ÅŸekilde cevap vereyim: Ehli Beyt’i ve Muhammed
Mustafa’yı korktukları için andıklarını iddia ediyorsunuz. EÄŸer bu ölmekten
korktukları için yaptıkları birÅŸeyse bunun bir faydasını görememiÅŸler. Hatta
tersine sırf alevi oldukları için öldürülmüÅŸler. Yani “Biz Ehli Beyt’i sevmiyoruz,
biz alevi deÄŸiliz” deseler yaÅŸayacaklar. Burdaki bu yalan/yanlışınız bu ÅŸekil
ortaya çıkıyor ya, ben daha da yazayım: Açın bakın! Hangi alevi ozanı olursa
olsun açın bir nefesine bakın! Orda göreceÄŸiniz Kuran’dır, orda göreceÄŸiniz
Muhammed Mustafa, Aliyel Murtaza, orda göreceÄŸiniz mümin olmaktır: Kısaca
orda göreceÄŸiniz AÅžKtır. AÅžK korkunun olduÄŸu yerde barınmaz. Hem alevi
olacağız, hem de yedi ululardan vaz geçeÄŸiz, bu hiç olmaz. Sen yapabiliyorsan
sen yap bunu! Biz yapamayız. Mesela Dertli Hz. Hüseyin’in yoluna, aşık bir
alevi, bir Hak Ozanıdır. Birgün bir berber Dertli’ye elindeki usturayı uzatıp
“Hep Ehli Beyt’i Hz. Hüseyin’i ne kadar sevdiÄŸini ve onların yoluna öleceÄŸini
söylüyorsun. Madem öyle al da ÅŸu usturayı kes gerdanını!” deyince Dertli
usturuyı aldığı gibi boynuna çalar. Niyetinin ciddi olduÄŸunu anlayıp elinden
usturayı geri almaya kalmadan, Dertli boynunu yaralamıştır. Bu yaradan sonra
kurtulur. Ancak niyetini ispatlamıştır. Peki hangi korku bunu yaptırır? Hangi
korku Pir Sultan’ı dara götürür? Hangi korku Nesimi’ye deri yüzdürür? Onun
için önce EDEBinizi takınıp ondan sonra geliyorsanız gelin. Yoksa mümkünse
gelmeyin.
Bunların yanı sıra bazı sol gruplar da (aslında hemen hemen hepsi)
alevilerin arasına kendine taraf bulmak için girip, ordan o ÅŸekilde beslenmek
istemektedir. Bu da bambaÅŸka bir konudur. Kendince Hz. Ali’nin
çözümlemesini yapıp bununla alevi kökenli gençlere aleviliÄŸin nerden geldiÄŸini
öÄŸretmeye çalışırlar, yada alevi kökenli ayaklanmaları sınıf perspektifinde
deÄŸerlendirirler. Sonuçta derler ki, “Alevilik ilkel bir sosyalizmdir”. Ancak orda
da unuttukları birçok ÅŸeyin yanı sıra, temelde unutulan ÅŸu önemli ayrıntıyı da hiç
akıllarına getirmezler: Gerek günümüzde gerekse geçmiÅŸte alevilerin sosyal
yaÅŸam içinde hakları gasbedilmiÅŸ ve bunun devamında birçok zulümler
yapılmıştır. Fakat bu alevilerin demokrasi ve yaÅŸamla ilgili sorunları ve çare
arayışıdır. Bu alevilik değildir. Alevinin demokrasi sorunuyla, alevinin
inancının ne olduÄŸunu birbirine karıştırmamalısınız. Bugün zaten odaklanılan
tek ÅŸey (o da sözde) alevinin demokrasi sorunudur. Yarın birgün bu sorun kazara
haledilecek olsa, alevi zaten inancını da unutmuşsa, bir boşlukta kalıp
savrulacaktır.
Bizim islamla ilgimizin olmadığını, alevilik islamın içinde mi, dışında mı,
sağında mı, solunda mı gibi gereksiz tartışmalar, ancak ve ancak “Diline Sahip
Olmamak” anlamına gelir ve EDEBsizliktir. Kimisi kendince aleviliÄŸe bakıp, bir
de günümüzde gördüÄŸü, fakat bilmediÄŸi islama bakıp, güzel olduÄŸuna inandığı
aleviliÄŸin islamla ilgisi olamayacağına inanıyor. Ama demiyor ki, benim bugün
gördüÄŸüm bu islamın gerçek islamla ne kadar ilgisi var? Bu soruları kendine
sormaktan aciz, ancak kendince bilimsel dayanaklara dayandırğını söyleyecek
kadar da kendinden emin! Bu da baÅŸka türlü bir EDEBsizlik! Bakın Hz. Ali
yaÅŸadığı o günden geleceÄŸe dair ne diyor:
“Bir zaman gelecek islamdan sadece isim, Kuran’dan sadece yazı ve
eser kalacaktır. O gün geldiÄŸinde mescidler mamurdur (görkemli, bakımlı)
yapı bakımından, ancak haraptır hidayet ve iman bakımından. İyi ve güzel
olan onlardan kötülük görecek; fitne ve kötülük onlar tarafından
korunacak, saklanacaktır...”
İnsan denen canlı iyilik ve kötülüÄŸün sınırında yürür; kimisi tercihini
iyilikden (bunların sayısı malesef azdır), kimisi de kötülükden yana koyar.
EDEBli olanın tercihi hep doğrudan yana olur. Başta da dediğim gibi konu
oldukça derin, bizdeyse bilgi yeterli deÄŸil.
Dilimiz döndüÄŸünce, elimiz yettiÄŸince...
Bülent Aldede
17.12.2009
 |