Şah İsmail Hatayi 6 (Yola Kul Olmuş Bir Padişah-2)
NazımHikmet
Çarşamba, 09 Kasım 2011 19:55

 

Hatayi mahlasıyla yazılmış, gerek ÅŸah, gerek can, gerek miskin, gerek kul, gerekse benzeri baÅŸka bir ön sıfat eklenmiÅŸ, bütün ÅŸiirlerin Åžah İsmail Safevi’ye ait olduÄŸuna yemin edemem. Ancak ona ait olmayanların da çok olduÄŸunu iddia eden sayın ArslanoÄŸlu’nun kitabından bazı çeliÅŸkiler de gördüm onları da paylaÅŸmak istiyorum. (Åžah İsmail Hatayi ve Anadolu Hatayileri, İbrahim ArslanoÄŸlu, Der Yayınları İstanbul 1992, ISBN 975-353-013-7). Bu durum bana insan hakları sözleÅŸmesinde “her insan suçlu olduÄŸu ispatlanıncaya kadar, mahsumdur.” maddesini hatırlatıyor. Çünkü biz yıllardır bunlar Åžah İsmail’e aittir diye biliyorduk ve o kitabı okuduktan sonra da hala öyle biliyoruz. Nitekim Åžah İsmail’e ait olmadıkları iddia edilmiÅŸ, lakin ispatlanamamıştır. Yine daha önce vurgu yaptığım Kaknüs Yayınları tarafından yayınlanan

 “Åžah İsmail Hata’i Külliyatı”nda bütün nefesler o döneme ait orjinal dille yazılmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki, Åžah İsmail Erdebil Tekkesi’nin ve dolayısıyla o ocağın YOL sürücüsüydü, bu nedenle Anadolu’nun dört bir yanından akın akın insanlar ona gidip, niyaz oluyorlardı. Alevi YOL ve erkânını bilenler bilirleri ki, bu cem baÄŸlamak demektir, bu görgü demektir, bu semah demektir, bu gülbeng demektir, bu dua etmek demektir ve bu nefes okumak demektir. Pekiyi bu erenler meclisinin başında oturan, onları, deyimin tam anlamıyla söylemek gerekirse irÅŸad eden Hak Ereni, onlarla nasıl bir iletiÅŸim kurmuÅŸ? Bunlar Anadolu halk diliyle konuÅŸurken, Åžah onlara azeri türkçesiyle mi anlatacaklarını anlatmıştır? Hayır! Bu, anlaÅŸabilmek açısından bu ÅŸekil olabilecek birÅŸey deÄŸildir. Çünkü arada bir ikrar ve itikat varken, oldukça zayıf bir iletiÅŸimle bunun gerçekleÅŸtiÄŸini iddia etmek, bence abesle iÅŸtigaldir. Hem zaten kökleri yüzyıllara dayanan bir ikrar söz konusuyken, bunu düÅŸünmek de öyle pek mümkün deÄŸil. Åžah o dönem Anadolu’dan, Osmanlı PadiÅŸahı ve PaÅŸaları’nın engellemelerine karşın, kızılbaÅŸ ve diÄŸer alevi gruplarının akın akın geldikleri bir ziyaretgahdı. Buna karşın tutup bütün bunları unutup, Åžah’ın Hak’ka yürümesinden 11 sene sonra, 1535 yılında Safevi saray hattatlarından Åžah Mahmud el-NuÅŸaburi tarafından kaleme alınan en eski nüsha olan TaÅŸkent nüshasına takılmanın, burda kullanılan dile bakıp, diÄŸer nefeslerin Åžah’a ait olmadığını iddia etmenin doÄŸru ve bilimsel olmadığını düÅŸünüyorum. Çünkü Åžah  Anadolu dillerine de hakim bir padiÅŸahdı ve o inanan müminlere o dille nefesler okuyordu. Bu  nefesler de o irÅŸad olmuÅŸ kızılbaÅŸlar tarafından Anadolu ve Kürdistan bölgelerine taşınıyordu. Siz bu nefeslerin Åžah İsmail’e ait olmadığını ispatlamak istiyorsanız, önce bu durumun aksini ispatlamalı, yani Anadolu’ya ve Kürdistan’a Åžah’ın nefeslerinin taşınmadığını kanıtlamalısınız. Kaldı ki bugün en batısından en doÄŸusuna kadar Åžah Hatayi mahlasıyla yüzyıllardır (öyle bugünki gibi bir saÄŸlam iletiÅŸim olmadığı halde) okunan nefesler vardır. Åžah İsmail dışında bu nefeslere sahip baÅŸka bir Hatayi yada Hatayi’ler olsaydı, o Hatayi’nin yada Hatayi’lerin de en az Åžah İsmail kadar herkes tarafından iyi bilinen kendi başına bir eren yada erenler olarak bilinmesi gerekmez miydi? 

Åžah İsmail nefeslerinin bulunduÄŸu ikinci ve üçüncü nüshalar Paris Millet Kütüphanesi’nde bulunmaktadır. Mesela üçüncü nüshada bir de farsça bir nefes (gazel) bulunmaktadır. 

Dördüncüsü Britanya Müzesi’nde bulunmaktadır. 

BeÅŸincisi İran Müzesi’nde bulunmaktadır ve 1613 yılında Åžah Abbas döneminde, EyÅŸi adında bir hattata altın suyla yazdırılmıştır ve amacı Åžeyh Safi vakfiyesine kazandırmak olmuÅŸtur. Bunu Åžah Abbas kitabın önsözünde, gene ancak padiÅŸah da olsa bir kızılbaÅŸda var olan Ali YOLuna baÄŸlılığı anlatan aslı farsça olan ÅŸu sözlerle dile getirmiÅŸtir: “Hazreti Ali b. Ebu Talib aleyhiselam eÅŸiÄŸinin köpeÄŸi Abbas Safevi bu kitabı Åžah Sefi rahmetullahın mübarek türbesine vakıf etti ki isteyen alıp okusun. Bir koÅŸulla ki kitabı türbe dışına çıkarmasın. Her kimse bu kuralı çiÄŸnerse Hüseyin aleyhiselamın kanını dökenlere yardımcı olmuÅŸ sayılacaktır.” Ancak sonra bu yazma ordan alınıp İran Milli Müzesi’ne konmuÅŸtur. Åžah Abbas’a göre bunu yapanlar Hz. Hüseyin’in kanını dökenlere yardım edenlerden oluyor. 

Altıncı nüsha ise beÅŸincinin kopyası olan Erdebil Darü’l İrÅŸad Yazması’dır. 

Yedincisi Vatikan Apostol Kütüphanesi’nde bulunan 17. yy.da yazıldığı bilinen bir nüshadır. 

Sekizincisi Mezarı Åžerif Bahtar Müzesi’nde bulunan, yazmaların en kapsamlılarından kabul edilen, eski dil özelliklerini koruyan ve 17. yy. baÅŸlarında, yani 1615 yılından önceki bir tarihte yazılan bir nüshadır; çünkü bunu oluÅŸturan hattat Mir İmadettin Kazvini 1552-1615 yılları arasında yaÅŸamıştır. 

Dokuzuncusu İstanbul Millet Kütüphanesi’nde bulunan yazmadır. 

Onuncusu Berlin Kitaplığı DoÄŸu Yazmaları Bölümü’nde bulunan ve 1666 yılında yazıldığına dair tarih düÅŸülmüÅŸ olan bir yazmadır. 

Onbirincisi Tahran Eski ÅžahenÅŸah Kütüphanesi kayıtları arasında gösterilen Tahran Yazması  olarak bilinen 1677 tarihli bir yazmadır. 

Onikincisi Tebriz Sultan el-Gura-yi Yazması diye bilinen 1545 tarihli yazmadır. Bu nüshada diÄŸer nüshalarda bulunmayan ÅŸiirlere de yer verilmiÅŸtir. (Bunları okuyucu lütfen dikkatli okusun!) 

Onüçüncüsü  ise daha yeni sayılabilecek hicri 1237 (miladi 1821) tarihini gösteren bir nüsha. 

Ondördüncüsü Azerbaycan Yazmalar Fonu’nda bulunan ve 17. yy.a ait nüshanın kopyası olan bir yazmadır. Ancak bu nüshalar arasındaki dönem farklarıyla, aynı ÅŸiirlerin dillerinde de  deÄŸiÅŸiklikler olduÄŸu  biliniyor.

  Daha önce de vurgu yaptığım, sayın ArslanoÄŸlu’nun, TaÅŸkent Nüshası’nda bulunan nefeslerin divan edebiyatı ürünü olması, dilinin o zamanın azeri türkçesi olması, ancak diÄŸerlerindeki dilin farklarına vurgu yapması, ki hepsi için bu geçerli deÄŸildir çünkü diÄŸer nüshaların içinde de sayısı oldukça kabarık azeri türkçesiyle yazılmış ve aruz ölçüsüyle yazılmış nefesler mevcuttur, ki genellikle aynı nefeslerin zamanın dil özelliklerine uyarlanması söz konusudur, diÄŸerlerinin Åžah Hatayi İsmail’e ait olmadıklarına delil deÄŸildir.  Kaldı ki O nefeslerin büyük bir bölümü günümüz türkçesine uyarlanarak da kayıtlara geçebilmiÅŸtir. En kapsamlı nüshalardan biri olan ve 1545 tarihini taşıyan Tebriz Sultan el-Gura-yi Yazması baÅŸta olmak üzere, büyük çoÄŸunluÄŸu hemen o yüzyılda yada bir sonraki yüzyılın baÅŸlarında yazılmıştır. Teknik olarak da bu kadar kısa bir zaman içinde birçok Hatayi’lerin çıkıp nefesler okuyup bunları Tebriz ve benzeri bölgelere taşıyıp Åžah İsmail’e mal etmesi mümkün deÄŸildir. Bunun bilinçli yapılmış olması ise yalandır ve alevi edeb ve erkanına uymamasından dolayı mümkün deÄŸildir.

Kitabı okurken yapılan karşı savları üç bölümde deÄŸerlendirebildim. 

1. Birincisi Åžah İsmail’e deÄŸilde, mesela Kul Himmet yada Pir Sultan gibi diÄŸer Ulu Ozanlara ait olduÄŸunu bildiÄŸimiz, hiçbir divanda bulunmayan, fakat yazar tarafından da nerden Åžah İsmail’e aitmiÅŸ gibi söylendiÄŸi belirtilmemiÅŸ, kaynağı gösterilmemiÅŸ olan nefesler. 

2. İkincisi Åžah İsmail’e ait olduÄŸuna dair nefesin kendisinin de içinde ipuçları bulunduÄŸu halde, Åžah İsmail’e ait olmadığı, yada “ÅŸüpheliler” diye sınıflandırılmış, yine kaynağı belirtilmemiÅŸ nefesler. 

3. Üçüncüsü ise gerçekten baÅŸkasına ait olduÄŸu halde,  mahlası farklı olduÄŸu, yada hiç verilmediÄŸi halde içinde Hatayi kelimesi geçen nefesler. 

 

Bir de bunların dışında o kitapta bulunan sünni bir duruÅŸ sergileyen baÅŸka türlü Hatayi mahlaslı ÅŸiirlerle de karşılaÅŸtım, ki bunlar sünni ve mesela beÅŸ vakit namazı öven bir Hatayi portresi çiziyor. Ancak iÅŸin ilginç yanı, yine okuduÄŸum hiçbir divanda, böylesi ÅŸiirlerle karşılaÅŸmadım. Zaten bu mümkün bile deÄŸil. Çünkü bir taraftan mescidi ve zahidin göstermelik namazını yeren Åžah İsmail’in, öbür taraftan tutup beÅŸ vakit namazı övmesi saÄŸlıklı bir durum deÄŸildir, bu nedenle de mümkün deÄŸildir. Kim bilir belki de sayın Nejat BirdoÄŸan’ın varlığından bahsettiÄŸi gerçek adı “Ömer” olan Hatayi’ye aittir.

Birinci türden baÅŸlayalım. Burada bazı örnekler vermekle yetineceÄŸim. Çünkü hepsini tek tek buraya almak bu yazının hacmini oldukça artıracak, yüzlerce sayfayı bulacaktır. Mesela vereceÄŸim ilk örnek babamın (İbrahim Aldede’nin) arÅŸivinde de bulunan “İsmail” mahlasıyla söylenen ancak sayın ArslanoÄŸlu’nun kitabında biraz farklı bir biçimde “Åžah Hatayi” mahlasıyla yazılmış bir nefes, ki, bu “Anadolu Hatayileri” bölümünde verilmiÅŸtir. Yan yana yazıyorum. Dörtlüklerin başında parentez içinde verdiÄŸim numaralar babamın defterindeki dörtlük sırasını göstermektedir.

Kitaptan İbrahim Aldede’nin defterinden

Aynı cem olmuşlar divana karşı (1) Kırklar cem tutmuş didara karşı

Kalbi kallaş naşi olmuş olmamış Kalbi kara naşi gelmiş gelmemiş

Halim arzeyledim halden bilene Var halini bildir halden bilene

Beyhude halimden bilmiÅŸ bilmemiÅŸ Beyhude halinden bilmiÅŸ bilmemiÅŸ

 

Gözü çıksın kem bakanın yoluna (3) Kör olmuÅŸlar kec baÄŸlarlar yoluna (kec: tuzak. B.A)

Meyil verme her insanın kaline Dan ederler üstadına pirine

Bir baz konsa bir şaşkının koluna Bir baz konmuş bir şaşkının koluna

Yaban kuşu sanır konmuş konmamış Sanarki yabani kuştur konmuş konmamış

 

İçer meyin mestanelik suyunu Bu dörtlük babamın deferinde yok

Her nedense öÄŸrenmemiÅŸ huyunu

Cömert sofrasından alır payını

Nâkes nimetini almış almamış

 

Firavunluk etmiş yolundan kalmış (4) Firavun olmuş da yolundan azmış

İkrardan imandan dininden olmuÅŸ Terk edip ikrarın varından geçmiÅŸ

Hakikat abdestin almadan ölmüÅŸ Tarikat evinden abdestsiz göçmüÅŸ

Kılman cenazesin ölmüÅŸ ölmemiÅŸ Kılma cenaze namazın ölmüÅŸ ölmemiÅŸ

 

Kaynar aşk kazanı aşı taşmaya (2) Savur aşk kazanın taşıp pişmeye

Bir kulun yolsuza yolu düÅŸmeye Cevlan yolun yolsuzlara düÅŸmeye

Kabın almış gider kuru çeÅŸmeye Ahmak kabın alır gider kuru çeÅŸmeye

Anlamaz ki kabı dolmuş dolmamış Anlamazın kabı dolmuş dolmamış

 

İkrar iman yoktur ol Hakk’a asi Bu dörtlük de babamın deferinde yok

Odlu topuz yalancının cezası

Yetmez menziline yoktur sırası

Ha bir baykuş dağda kalmış kalmamış

 

Åžah Hatayi’m eyder derdim ziyade (5) İsmailem derki derdim ziyade

Yad ilen içilmez yârsız bu bade Vefasız yar elinden içemem bade

Yâr oldur mahÅŸerde ÅŸefaat ede Er odur ki burda ÅŸefaat ede

Yüze gülücü yar olmuÅŸ olmamış Yüze gülücü dostum olmuÅŸ olmamış

(a.g.e s. 493.494)

 

İsmail mahlasıyla yazılmış baÅŸka bir örneÄŸe de rahmetli İréne Mélikoff’un “Uyur idik Uyardılar” isimli kitabında rastladım, ki bu günümüzde yine Türkiye’de Pir Sultan mahlasıyla okunmuÅŸ olan “Ben Ali’yim Ali Benim” diye bilinen nefesin kendisidir. Oysa bu nefes İsmail mahlasıyla, Ehli Hak inancından olan İran azeri bölgesinden derlenmiÅŸ bir nefesdir. Ve ismi Tazekent olan, İréne Mélikoff’un dediÄŸine göre türk olan bir köyden derlenmiÅŸtir. Onlar’ın bildirdiÄŸine göre ise bu İsmail Åžah Hatayi’nin kendisidir.

İsmail’em geldim cihana

Yire göÄŸe dolanu menem

Bilmeyenler bilsün meni

Men Ali’yem Ali menem

 

Men Hakk’am Hakk’dan gelirem

On İki İmam’ın biriyem

Çahar köÅŸeyi men alıram

Zatı kudret Ali menem

(İréne Mélikoff, Uyur idik Uyardılar, Demos Yayınları 2. Baskı Mart 2009 ISBN: 9944-387-02-9 Sayfa 60-61)

 

Bir baÅŸka örnek de Babamın Defteri’nde Pir Sultan mahlasıyla bulunan, ancak Yazar’ın kitabında yine Åžah Hatayi mahlasıyla yazılmış ve hiçbir divanda bulunmayan bir nefes. Sadece mahlas dörtlüklerini buraya alıyorum.

... ...

Åžah Hatayi’m eydür aÅŸk yoldaşına Gaziler inanmayın aÅŸ yoldaşına

İnanman gaziler kaÅŸ yoldaşına Bir özü çürük kaÅŸ yoldaşına

Seri kurban verin baş yoldaşına Pir Sultan ser verdi sır yoldaşına

GerçeÄŸin nefesi bunda bell’oldu Mudara mundar darda bell’oldu

(a.g.e s. 494-495)

 

Yine cemlerde on iki hizmet sahiplerini çağırırken okunan Åžah Hatayi’ye ait nefesi de burdan karşılaÅŸtırmalı olarak veriyorum. Yukarda olduÄŸu gibi parantez içindeki numaralar Babamın Defteri’ndeki sırayı belirtmektedir.

 

 

Hak taalâdan nida geldi (1) Hakdan bize nida geldi

Pirim sana haber olsun Pirim sana beyan olsun

Åžahtan bize name geldi Åžah’dan bize nida geldi

Halifeye haber olsun Peyik sana haber olsun

 

Hak kuluna eyler nazar (3) Hak kuluna eyler nazar

Dert kalbimde âdem düzer Dört nesneden alem (adem) düzer

KallaÅŸ gelmiÅŸ cemi bozar KalleÅŸ gelir cemi bozar

Gözcüye haber olsun Gözcü sana haber olsun

 

Bu yola giden hacıdır (2) Bu yola giden hacıdır

Kırklar Güruhı Naci’dir (Hemi) Güruhu Nacidir

Mümin müslim bacıdır Cemin kilidi kapıcıdır

ÇavuÅŸuna haber olsun Kapıcıya haber olsun

 

Mü’mini çektiler meydana (5) Gelin gidek irfana

Tekbir okudular kurbana Mümin müslüm üryana

Münkiri saldılar gümana Tekbir verildi kurbana

Kurbancıya haber olsun Kurbancıya haber olsun

 

Mü’min yolun yakın ister (6) Mümin yolun yakın ister

Münkir ise sakın ister Münkirlerden sakın ister

Delil yanmaz yağ ister Delil yanmaz yağın ister

Delilciye haber olsun Delilciye haber olsun

 

Gel gidelim hakikata (4) Gelin gidek hakikate

Kulak verin tarikata Kulak verin marifete

Mü’min müslim itikata Mümin girmiÅŸ itikate

Tarıkçıya haber olsun Tarıkçıya haber olsun

 

 

Kitapta bu dörtlük yok (7) Fatima Ana cemde oturur

Kurbana çomçayı batırır

Cemiyete lokmayı yetirir

Nakip sana haber olsun

 

Kitapta bu dörtlük de yok (8) Mümini çektiler meydana

Münkir sürüldü zindana

Hizmet verildi Selman’a

Süpürgeciye haber olsun

 

Bu yola hasların hası (9) Yolunda hasların hası

Giymiş hakikat libası Silinsin kaplerin pası

Doldurun engûr tası Doldur(da) ver Engür Tası

Sakacıya haber olsun Sakacıya haber olsun

 

Zakirin zikri saz ile (10) Zakirin zikri saz ile

Kur’an okunur avaz ile Kuran okunur avaz ile

Mü’min müslim niyaz ile Mümin müslüm niyaz ile

Niyazcıya haber olsun Tazekara haber olsun

 

Åžah Hatayi’m nâre geldi (11) Åžah Hatayim vara geldi

Sefil bülbül zare geldi Hak’tan yine zara geldi

Cennetten tezakir geldi Pirden bize destur aldı

...................haber olsun İznikçiye haber olsun

(a.g.e s. 518-519)

Hem cemdeki akışı anlatması hemde bütünlüÄŸü ve orjinalliÄŸi açısından Babamın Deferi’ndekinin daha doÄŸru olduÄŸu aÅŸikar. 

Yine kitapta sayfa 532 de bulunan aruz ÅŸiir olarak sunulan, ancak babamın  arÅŸivinde dörtlükler ÅŸeklinde sunulan, hem de iki dörtlüÄŸü fazladan bulunmakla beraber Seyit Nesimi’ye ait olan bir nefes var ben burda sadece Mahlas kısmını vereceÄŸim.

 

... ...

Åžah Hatayi mecnunûyum derde tabip bulmadım Gel ha gel ha ey Nesimi

Derdimin dermanı derde dermân Mustafa Sen düÅŸürdün bu derde

(a.g.e s. 532) Dertlerin dermanı sensin

Derde derman Mustafa

 

Yine kitapta sayfa 511 de bulunan ve babamın arÅŸivinde de var olan, cemlerde okunan bir nefes var. Orda da çok fazla eksiklikler ve yanlışlar, hatta anlamını iyiden iyiye tersyüz eden hatalar  var. Onun için onun da tamamını burda vermeyi doÄŸru buluyorum.

Kimde kaldı bu pirlik (1) Kimde kaldı bu pirlik

Kalemdesin cemde benlik Kalmadı tende ilik

Bu cemde bu sürekte Bu demde bu sohbette

Ne hoÅŸ sürektir bu sürek HoÅŸ sürektir bu sürek

 

Pir Ali’dir salman piri (2) Pire Selman Pir Ali

Kadim kurdular bu yolu Kadim kurdular (bu) yolu

Kırkların cemindeki Şu kırkların ceminde

..............etti veli Kasaplık etti veli

 

İbadet İsrafil’de (3) Tercüman Cebrail’de

Gözcülük Mikail’de İbadet Mikail’de

O  nur kudretten indi Gözcülük İsrafil’de

Cümle alemi yaradan Tevhid kudretten indi

 

Bu dörtlük kitapta yok (4) Åžu alemi var eden

Delile yaÄŸ eriten

ÇıraÄŸmanın hizmeti

Cem olup insar eden

 

Çire aydın oluptur (5) Çıra aydın oluptur

Cem üstüne gelüptür Cem üstüne geliptir

Tarakçının hizmeti İreberin hizmeti

Cebrail’de kaluptur Cebrail’den kalıptır

 

Cebrail’de bu varlık (6) Cebrail’dedir varlık

Ululuk ihtiyarlık (Hem) ululuk (hem) ihtiyarlık

Muhammed’e yol kaldı Muhammed’den yol kaldı

Kırklara tezgâhdarlık Kırklara tazekarlık

 

Kırklar hep bir almadır (7) Kırklar hep bir elmadır

Hep kudretten gelmedir Hep kudretten gelmedir

Sakacının hizmeti Sakacının hizmeti

Hüseyin’de kalmadır Åžah Hüseyin’den kalmadır

 

İmamlar şehit oldu (8) İmamlar şehit oldu

Geleceğe yol kaldı Geleceğe yol kaldı

Öteberi çalmaya Suncarayı çalmiya

Saile Salman geldi Saile Selman geldi

 

Saile Salman geldi (9) Saile Selman geldi

Mülke Süleyman geldi Mülke Süleyman geldi

İznekcilik etmeÄŸe İznikçilik etmeye

Ali’yle Kanber geldi Ali’ye Kanber geldi

 

Kanber Hakk’a kul oldu (10) Kanber Hak’ka kul oldu

Onu hizmet tekmil oldu Oniki tekmil oldu

Peyikçilik etmeÄŸe Piyadelik etmeye

Hafiri devlet geldi Hızır devletli geldi

 

Hafiri devletidir (11) Muhammed peygamberdir

Fahri müÅŸki anberi Kokan miski anberdir

Kırklar ceminde şakıdır Şu kırkların ceminde

Çok cömerttir Kanber’i Saki cömert Kanber’dir

 

Åžah Hatayi tufail (12) Åžah Hatayim der fayil

Can bu yola duhail Can bu yola tufayil

Benden delil istersen Derde delil istersen

Delilim Şah İsmail Delildir Şah İsmail

(a.g.e s. 511-512)

 

“Öteberi çalmaya” gibi alevi düÅŸüncesiyle baÄŸdaÅŸmayan bariz yanlışların olduÄŸu bu kaynakta nefesin son kısmı “Delilim Åžah İsmail” diye bitiyor ve bu, “Åžah İsmail dışında  bir baÅŸka Hatayi tarafından yazılmış” fikrini güçlendirmeye de yarıyor. Oysa “Delildir Åžah İsmail” diye bittiÄŸinde böyle bir durum ortadan kalkmış oluyor.

 

Bir baÅŸka örnek yine Nesimi’nin “DerviÅŸlik halindan baÅŸka” mısrasıyla baÅŸalayan ve bu kitaptan baÅŸka hiçbir  yerde Åžah Hatayi mahlasıyla görmediÄŸim nefesidir. Ayrıca mahlas dörtlüÄŸünde üçüncü mısra eksik kalmıştır.

 

... ...

 

Åžah Hatayi’m der erlere Nesimi’yim der erlere

Yüzümü sürdüm yerlere Niyazım vardır pirlere

....................................... Dilin ile belalara

Bil mi dedim tâlip sana Gir mi dedim kardaÅŸ sana

(a.g.e s. 502-503)

 

Sayfa 471’de bulunan ve Pir Sultan’a ait olan, yine sadece bu kitapta “Åžah Hatayi” mahlasıyla gördüÄŸüm bir nefes; burdan yine sadece mahlas dörtlüÄŸünü ekliyorum:

 

... ...

Åžah Hatayim müslimleri yetirse Pir Sultanım hakikate yetirse

Yetirse de ayn-ı ceme getirse Dizi dize verip ha can otursa

Dizini dizine verip otursa Hak’kı seven canlarına murat yetirse

Doyunca yüzüne baksam ya Ali Doyulmaz darına dursam ya Ali 

(a.g.e s. 471)

Åžah Hatayi’ye ait olduÄŸu nefesin içindeki sözlerden de belli olan ancak sayın ArslanoÄŸlu tarafından ÅŸüpheliler kısmına eklenmiÅŸ olan nefeslerden de bir iki örnek verelim. “Muhammed Ali’yi candan sevenler / Yorulup yollarda kalmaz inÅŸallah / ...” mısralarıyla baÅŸlayan bir nefesi var Åžah Hatayi’nin mahlas kısmını buraya ekliyorum.

 

 

 

...

Åžah Hatayi bu pend bize yeter a

Özünü katagör ulu divana

Mehdi şevki şu cihanı tutar a

Åžah kuluna sitem olmaz inÅŸallah

(a.g.e s. 462-463)

 

Benim burda dikkatimi çeken nokta sonu aslında “Åžah oÄŸluna sitem olmaz inÅŸallah”  ÅŸeklinde olan mısra(lar) neden burda “Åžah kuluna sitem olmaz inÅŸallah” ÅŸeklinde yazılmış.

Bir baÅŸka örnekte de bazı anlam bozukluklarına sebebiyet veren yanlış yazımlar söz konusu, sadece bu yanlışlıkların olduÄŸu yerleri veriyorum:

 

Evvel baÅŸta Muhammed’e salavat Evvel baÅŸta Muhammed’e selavat

Duralım on iki imam aşkına Verelim Oniki İmam aşkına

... ...

 

Evliyalar bülbül olup yurdunda Evliyalar belli belli yurdundan

Dünü gün yüreÄŸim yanar derdinde Dünü günü yüreÄŸim yandı derdinden

Hasan Hüseyin’e olan derdinde Hasan Hüseyin evladının derdinden

Ağlayalım on iki imam aşkına Ağlayalım Oniki İmam aşkına

 

... ...

Mısır zenginleri sordu mafayı Meri zenginleri sürdü vefaya

... ...

 

(Bu dörtlük kitapta yok) Musa-i Kazım ÅŸu alemin doludur

İmam Rıza Hak’kın özge kuludur

Tastik gerçek aşıkların yoludur

Sürelim Oniki İmam aÅŸkına

 

Åžah Hatayi’m on iki imamı sayıp Åžah Hatayi’m Oniki İmam müsahip

Gerçek aşık olan can başın koyup Gerçek aşık olup can baÅŸa kıyıp

Medet mürvet deyip yüz yere vurup Medet mürvet deyip yüz yere koyup

Koyalım on iki imam aşkına Koyalım Oniki İmam aşkına

(a.g.e s. 456)

 

Yine bir baÅŸka örnek babamın defterinde Åžah Hatayi mahlasıyla bulunan, ancak kitapta hem biraz farklı, hem de Can Hatayi mahlasıyla bulunan bir nefes:

Diz çöküben zikr edelim (1) Diz çökelim canı dilden

Canı dilden illâllâh Hû Zikr edelim ol Allah’a

Yedi ceddin yarlıgamış Yedi ceddin yarlıganmış

Anınca illâllâh Hû Okuyunca İllallah

 

Bunda yanar imiÅŸ odlar (4) Burda olur her abatlar

Anda olurmuÅŸ heybetler Orda olur(muÅŸ) heybetler

Cehennem kapusun kilitler Cehennem kapısın kitler

Anınca illâllâh Hû Okuyunca İllallah

 

OkumuÅŸum dört kitabı (3) Dört kitabı okumuÅŸum

Âyet âyet ü harf be harf Ayet ayet harf be harf

Cümlesinden gürbüz erdir Cümlesinden ala imiÅŸ

Anınca illâllâh Hû Okuyunca İllallah

 

Başı yasdığa düÅŸünce (2) BaÅŸ yastığa düÅŸünce

Gezer imanın kastına Gelir iman üstüne

Şeytan ana zafer kılmaz Şeytan ona kar eylemez

Anınca illâllâh Hû Okuyunca İllallah

 

Can Hatayi’m hepisine (5) Åžah Hatayi’m hepisine

Andan ÅŸâhin tapusuna İndik Hak’kın tapusuna

Sekiz üçmak kapusuna Sekiz uçmak kapısına

Anınca illâllâh Hû Yazmışlardır İllallah

(a.g.e s. 431-432)

Karşılaştırıp hangsinin daha doğru ve orjinal olduğu konusundaki taktiri okuyucuya bırakıyorum.

 

Bu örneklerin bir baÅŸka türden olanı ise mahlası aslında “Hatayi olmadığı halde, Åžah Hatayi’ye ait olduÄŸu iddia ediliyormuÅŸ gibi sunulan nefesler. AÅŸağıda verilen bu türe bir örnektir:

...

Yücelerde olur ol huma kuÅŸu

Dostun muhabbettir aşıka işi

Pirim Hatayi’dir cümlenin başı

Didâr ile muhabbete aÅŸk olsun

(a.g.e s. 362)

Åžimdi bana da ilham olsa, bir nefes yazsam ve orda desem ki 

“pirimdir Åžah Hatayi”

Herhalde kimse çıkıpta “bu Åžah Hatayi’ninmiÅŸ gibi gösterilen, ancak baÅŸkasına ait bir nefestir” diyemez. Çünkü zaten baÅŸkasına aittir. Bunu, nefesin içinde zaten görüyoruz.

Yine baÅŸka bir nefeste de böyle bir durum söz konusu:

...

Hatayi lakabım Caferi ismim

Bir levh üzerine yazıldı resmim

Batın madeninden oluptur cismim

Hikmet-i Hüda’ya uÄŸradım geldim

(a.g.e s. 359-360)

Benim ismim Cafer ve lakabım (mahlasım) Hatayi olsaydı yukardaki gibi deÄŸil, ÅŸöyle yazardım: 

Hatayi lakabım Caferdir ismim

Bir levh üzerine yazıldı resmim

Batın madeninden oluptur cismim

Hikmet-i Hüda’ya uÄŸradım geldim

 

Belliki ozanın burda “Caferi ismim” demekle kastettiÄŸi ÅŸey, inancıdır. Onun için bu nefesin Åžah İsmail’e ait olduÄŸundan emin olamazsak da, Cafer adında var olmayan bir kiÅŸiye mal edilemez!

 

Yine Kul Himmet’e ait olduÄŸunu bildiÄŸimiz ve bu kitaptan baÅŸka hiçbir yerde Hatayi mahlasıyla görmediÄŸimiz nefesi de burdan karşılaÅŸtırmalı veriyorum:

 

Her sabah her sabah çığrışıp öten Divane gönlümüz geçmez güzelden

Mihrican ile handan yâ Ali Mehrin yer eyledi tende ya Ali

Benim ohumâğım sensin ezelden Benim arzumanım sensin ezelden

Çıkar mı cesetten candan yâ Ali Gitmez muhabbetin candan ya Ali

 

Seni candan sevenlerin cânısın Can içinden sevenlerin canısın

Aşıkları medh etmenin kânısın Aşıkları meth etmenin ÅŸanısın

Günahlara kalmaz cömert ganisin Noksana bakmazsın mürvet kanisin

Geçersin günahtan kandan ya Ali Geçersin günahtan kandan ya Ali

 

Sen mürÅŸidsin seçilmeyen müÅŸküle MüÅŸkülünü halledersin dostuna

Car deyince yetiÅŸirsin düÅŸküne Çağırdıkça eriÅŸirsin düÅŸküne

Kerbelâ’da yatan İmam aÅŸkına Kerbela’da yatan İmam aÅŸkına

İnayet umarım senden yâ Ali Åžefaat umarız senden ya Ali

 

Nice bin yıl evvel kandilde durdun Nice yüzbin yıllar kandilde durdun

Atanın belinden anadan geldin Atanın belinden anaya geldin

Cümle mahluku da gümana saldın Onun için halkı gümana saldın

BaÅŸ gösterdin binbir dondan yâ Ali Binbir dondan baÅŸ gösterdin ya Ali

 

Mârifet içinde bir ÅŸems-i kerim Tarikat içinde ÅŸemsi kamersin

Her sıfat ondadır hüsn-i kemâlin Hakikat içinde zat-ı kemalsin

İstemem cennetten göster cemalin İstemem cenneti göster cemalin

Hatayi geçince candan yâ Ali Kul Himmet geçemez bundan ya Ali

(a.g.e s. 353)

Bu ve buna benzer örnekler aslında o kadar çok ki, burdan hepsini vermem zaten yeterince uzun olan bu yazıyı kat be kat uzatacaktır ki, ben de bu yüzden burda göze en çok çarpan hatalardan örnekler seçtim. Ancak ÅŸunu da belirtmem gerek. Doksanlı yıllarda Nilüfer Akbal’ın “Miro” isimli albümünde “Gül Türküsü” adıyla ve  Dersim yöresinden derlendiÄŸi belirtilmiÅŸ, Hatayi mahlasıyla sunulan bir nefes vardı. Aslında Nesimi’ye ait olduÄŸunu bildiÄŸimiz bu nefesin neden Åžah Hatayi’ye mal edildiÄŸini bilemiyorum. Kaldı ki bu tür hataları derleyenler de yapmaktadır. Bununla ilgili bir kaç örneÄŸi daha önce yazdığım bir yazı olan “İnternet ve Copy&Paste Alışkanlığı” isimli yazımda vermiÅŸtim. Çünkü daha çok günümüzde yapılan dikkatsizlik ve titiz çalışmaktan uzak davranışların sebep olduÄŸu bu tür hatalar, o türden nefesleri yeni duyan dinleyiciler için sanki tarihsel bir çeliÅŸki gibi görünebiliyor. Burda tabiki sorumluluk adına yazarın duruÅŸu ve titizliÄŸi çok önemli. Ancak bununla birlikte okuyucunun da okurken dikkatli olması gerekmektedir.

 

Son olarak yazarın alevi duruÅŸuna ters düÅŸen bir iddiası var onu da burdan vermeden geçmemek gerektiÄŸini düÅŸünüyorum. Mende mahlası taşıyan bir ozanın ve Åžah Hatayi’nin aynı mısrayla biten nefeslerinin mahlas kısmını verdikten sonra, (ki ÅŸöyledir Åžah Hatayi’nin nefesi:

Åžah Hatayi’m muhabbete bakarım

Men doluyum men dolana akarım

Güzel pîrim bir dert vermiÅŸ çekerim

Bir derdim var bin dermana deÄŸiÅŸmem

(a.g.e s. 336)) 

yazar ÅŸöyle devam etmektedir:

“Åžah İsmail Hatayî hem pîr, hem de mürÅŸittir. Onun baÅŸka bir pîre intisabı düÅŸünülemez. Halbuki aÅŸağıdaki dörtlüklerde Kul Hatayî, Abdal Musa’nın, Can Hatayî de Balım Sultan’ın derviÅŸi olduklarını söylüyorlar:” (a.g.e s. 336)

 

Yazar bunları söyledikten sonra mahlas dörtlüklerini vermektedir. Bunların Åžah Hatayi’ye ait olup olamamaları bir yana, benim asıl dikkatimi çeken nokta “Onun baÅŸka bir pîre intisabı düÅŸünülemez.”  cümlesi olmuÅŸtur. Bu malesef yazarın alevi kızılbaÅŸ inancında var olan “El ele el Hak’ka” ilkesinden bihaber olduÄŸunu, yada büyük bir ihtimalle bildiÄŸi bu ilkeyi gözardı ettiÄŸini gösterir. Bizim inancımızda mürÅŸitsiz mümin olmaz! Her müminin bir mürÅŸidi olmalıdır. Bu ilkeyi Åžah İsmail’e ait olduÄŸunu kabul ettiÄŸiniz TaÅŸkent Nüshası’ndaki nefeslerde de görmek mümkün. Åžah Hatayi’nin pirsiz olduÄŸunu düÅŸünmek bir defa aleviliÄŸe aykırıdır. Muhammed Mustafa’nın mürÅŸidi vardı, ki o Cebrail’di. Hatta inancımızda belli bölgelerde mürÅŸit postunda oturan dedelerin darını görme iÅŸi kendi akrabaları olan baÅŸka mürÅŸitlerce gerçekleÅŸtirilmiÅŸtir. EÄŸer teknik olarak ulaÅŸmak mümkün olmamışsa, bu eksiklik, bu ÅŸekilde de olsa giderilmiÅŸtir.  

 

Åžah İsmail Hatayi yüzyıllardır inancımızdaki, gerek cem ainlerinde okunan dualarıyla  ve diÄŸer nefesleriyle, gerekse tarihe bıraktığı o yeri doldurulmaz haklı gerçekliÄŸiyle alevi yolu var olduÄŸu sürece var olacak, o kutsal yerini koruyacaktır. Bu cümleler ne duygusal bir haykırış ne de fanatik bir çırpınıştır. Bu, dünden bugüne gelen yolun, yarın nasıl devam edeceÄŸini bilme yeteneÄŸidir. 

 

Åžah Hatayi’ye ait olupta bugün piyasada bilinmeyen ancak bir yerlerde gizli hazine misali duran nice nefeslerin var olabileceÄŸine inanıyorum. Mesela ne sayın ArslanoÄŸlu’nun ne sayın BirdoÄŸan’ın ve ne de bahsettiÄŸim “Åžah İsmail Hata’i Külliyatı”nda bulunmayan, ancak babamın arÅŸivinde bulunan Åžah Hatayi nefesleri olduÄŸunu biliyorum. Bunlar gibi baÅŸka yerlerde de bu tür nefeslerin olabileceÄŸi ihtimali zayıf bir ihtimal deÄŸildir.

 

Sözü yine Åžah Hatayi’ye ait, (TaÅŸkent Nüshası’ndan) bir önceki bölümde de verdiÄŸim bir güzel nefesle bitirelim:

 

Yer yok iken gök yok iken ta ezelden var idim

Gevherin yekdanesinden ileri pergar idim

 

Gevheri ab eyledim tuttu cihanı ser be ser

Yeri göÄŸü arşı kürsü yaradan Settar idim

 

Gah Hüseyin’le bile postumu soydu kadılar

Gah ol Mansur donuna girdim “Enel Hak” dar idim

 

Girdim adem donuna kimseler bilmez sırrımı

Ben o Beytullah içinde ta ezelden var idim

 

Onsekizbin aleme ben gerdiÅŸ ile gelmiÅŸim

Ol sebepten Hak ile sırdar idim serdar idim

 

Dünyasından ben O’nun sırrın bilirdim o benim

Deryanın altındaki saç kızdıran al nar idim

 

Ben Hatayi’yem Hak’kı Hak tanımışam bigüman

Onun için o yarattı ben O’na derkar idim

 

Åžu güzelim nefesdeki kemaletin sırrına erebilenlere aÅŸk olsun!

 

Dostlukla...

 

Bülent ALDEDE

 

10 Aralık 2010

Yorumlar (0)add comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
 
renginzreklam
English French German Turkish

Radyo Dinle

radyo soÄŸucak dinle soÄŸucak facebook grubumuz

Destekleyenlerimiz

Soğucak Köyü Reklam

Ziyaret

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün595
mod_vvisit_counterDün931
mod_vvisit_counterBu Hafta6335
mod_vvisit_counterGeçen Hafta7724
mod_vvisit_counterBu Ay20272
mod_vvisit_counterGeçen Ay33837
mod_vvisit_counterToplam789514

Yol Tv Online İzle

Elbistan Yerel Haber