|
Her ramazanda bir yerlerden, sigara içenlere, su içenlere, yemek yiyenlere, kısacası aÄŸzını oynatanlara saldırılar olur. Bunları yapanlar da kendilerini dini bütün ve dinin koruyusu sanırlar. Mevzu aslında derin ve uzun... Bir taraftan inandığı için saf bir kalple bu orucu tutanları da kırmadan ve tarihi ayrıntılarıyla yazmak da mümkün ama, ben kısa ve öz bir iki alıntı yaparak anlatmakla yetineceÄŸim. Önce ÅŸunu hemen söylemeliyim: Bir kiÅŸi eÄŸer baÅŸka insanlara oruç tutmuyor diye saldırıyorsa, o müslüman deÄŸildir, tuttuÄŸu oruç oruç deÄŸildir ve cehennemliktir. Bu yazdığım fetva deÄŸildir, emir deÄŸildir, sadece ben fakirin görüÅŸüdür.
Hz. Ali’den naklen Hz. Muhammed diyor ki:
“Bir kulun imanı gönlü doÄŸru olmadıkça doÄŸru olmaz; gönlü de, dili doÄŸru olmadıkça doÄŸrulmaz.”
Hünkar Hacı Bektaşı Veli Diyor ki:
“Dinine dizlerinle deÄŸil, gönlünle baÄŸlan!”
Hünkar’ın söylediÄŸinde görüldüÄŸü gibi, Muhammed Mustafa’ya gönülden baÄŸlı olanın sözü O’nun sözüyle gönül yolunda bir olur.
Hz. Ali Diyor ki:
“Beden secdesi, yüzün en ÅŸerefli yerlerini topraÄŸa koymak, avuçlarıyla, dizleriyle, ayak parmaklarıyla, gönül alçaklığıyla ve halis niyetle topraÄŸa kapanmaktır. Gönül secdesiyse geçici ÅŸeyleri gönülden çıkarmak, varlığı yok olamayacak ÅŸeylere tam bir himmetle yönelmek, ululuÄŸu ve benliÄŸi bırakmak, dünya baÄŸlarını kesmek, peygamberlik huylarıyla huylanmaktır.”
Halis niyetle varılmayan secde olduktan sonra istersen bir ömür alnını yerden kaldırma nafile... Ama Åžahı Merdan gönül secdesinin daha da deÄŸerli olduÄŸuna vurgu yaparak, özellikle “varlığı yok olamayacak ÅŸeylere yönelme” ve “ululuÄŸu ve benliÄŸi” bırakmaya, bu yolla peygamber huylarıyla huylanmaya vurgu yapmakta, aslolanın bu olduÄŸunu söylemektedir.
Demek ÖZü SÖZü doÄŸru anlamak, doÄŸru yaÅŸamak gerek.
Hz. Ali Diyor ki:
“Bedenin orucu, irade ve ihtiyarla azaptan korkup sevaba girmeyi, ecre nail olmayı dileyerek yemekten kesilmektir. Nefsin orucu, beÅŸ duyguyu öbür suçlardan çekmek, kalbi de bütün ÅŸer sebeplerinden ayırmaktır. Kalbin orucu dil orucundan, dilin orucu karnın orucundan hayırlıdır.”
Demek ki kalbin orucu olmadan tutulan oruç, oruç deÄŸildir.
Bundan kaç yıl evvel Konya’da Selçuk Üniversitesi’nde kendini müslüman sanan ve sözde gündüz saatlerinde aç kalarak, geceleri tıka basa yemek yiyerek kendilerinin oruç tuttuÄŸunu sanan saldırgan bir grup öÄŸrenme yeteneÄŸinden yoksun barbar ve yobaz öÄŸrenci ramazanda satırlarla, bıçaklarla, sopalarla yemekhanede bulunan öÄŸrencilere saldırmış ve oruç tutmayan öÄŸrencileri büyük oranda tartaklamış ve Ebu Suud Efendi’ye yakışır müslüman(!) olmuÅŸlardı.
Ne demiÅŸti Neyzen Tevfik:
Ne arasın Allah ile aramda
Sen kimsin ki orucumu sorarsın
Hakikaten gözün yoksa haramda
BaÅŸ açığa niye türban sorarsın
...
Konuyu uzatmadan sözü Edip Harabi’nin ramazana dair bir nefesiyle bitirelim:
Oruç ayı deÄŸil ÅŸehri ramazan
Türlü türlü yemek yemek ayıdır
İbadet etmeye olmuyor imkan
Zira bir eÄŸlenmek gülmek ayıdır
Bu ayda gör nefse edilen hizmet
BaÅŸka ayda böyle edilmez gayret
Her türlü ta’ama olunur raÄŸbet
Kaymaklı baklava börek ayıdır
Bu mübarek ayda olan rezalet
Hiç bir vakit olmaz olan delalet
Herkes zevk ediyor nerde ibadet
Fazla fazla günah etmek ayıdır
Tiyatro, hokkabaz, cambaz, pehlivan
Her nerede varsa giderler hemen
Çalgılar çalınır açık her mekan
Hovardalık etmek gezmek ayıdır
Bu ahvali görüp almalı ibret
Fasıklara olsun sed hezar lanet
Teravihden sonra artar muhabbet
Sabaha dek güzel sevmek ayıdır
Ey Harabi bu ay günah edenler
Her zamandan fazla yemek yiyenler
Bu hal ile oruç tuttum diyenler
İnsan değil mutlak eşek ayıdır
Evet, ne kadar da güzel söylemiÅŸ Harabi Baba!
Anlayana büyük hisse
Anlamayana neyse ne
Bülent Aldede
10 AÄŸustos 2011
 |