|
Kültür cephesinde savaÅŸmasak da olur mu?
Bu soruya ilk anda “pekâlâ olur” diye yanıt verebiliriz. DoÄŸrusu düÅŸmanı sanatla, edebiyatla, estetikle yenecek halimiz de yoktur. Sınıf mücadelesinin kızgın alanları ve hele savaÅŸ meydanları tiyatro sahnelerine hiç benzemez. Bu da doÄŸrudur. Nihayet, kültürel etkinlik göstermek için “sanatsal yeteneklere sahip olmak gerekliliÄŸini” de söyleyecek olursak kendimizi huzur içinde bir kenara çekebilir ve “bu iÅŸi aydınlar yürütsün diyebiliriz.
Ama kültür konusunda böyle bir mantık yürütme neye benzer?
Savaşı politikadan ayrı düÅŸünmeye ve “politik sorunlarla parti örgütleri uÄŸraÅŸsın” demeye!..
Evet, salt askeri bir yapı olmayan halk ordusunun devrimci savaÅŸçıları için politikayı önemsemezlik ve politik çalışmadan yan çizmek ne kadar yanlışsa, kültür olayını umursamazsızlık ve kültürel faaliyetten kendini geri tutmak da bir o kadar yanlıştır.
Çünkü politikasız savaÅŸ olmayacağı gibi, kültürsüz devrimde olmaz. Kültür cephesinde savaÅŸ verilmeden burjuvazi ve gericilik tam anlamıyla yenilemez.
Çünkü politika gibi, felsefe gibi, kültürde ideolojinin baÅŸlıca unsurlarından biri ve hatta diyebiliriz ki, geniÅŸ halk yığınları içinde her türden gericiliÄŸin kendi ideolojisini yaymasının ve sınıf hâkimiyetini üretim iliÅŸkilerinden ya da toplum düzeninden daha esaslı olarak insanların beyin kıvrımları içinde kurup sürdürmesinin en etkin aracıdır.
Bunun böyle olması neyle açıklanabilir?
Kültürün bir toplumun yaÅŸamı içindeki yeri ve kültür olaylarının politikaya uzak olan insanlar üzerindeki ideolojik etki gücü ile...
Åžöyle ki, kültür kapsamına giren ve hepsi de bir ruhi ÅŸekillenmenin aracı olan unsurlar; örneÄŸin dinsel ve ulusal gelenekler, ahlaki deÄŸer yargıları ve töreler, estetik ölçüler, folklorik özelikler, müzik-edebiyat ve her türlü sanat yoluyla iletiÅŸim içinde bulunan duygular, dil-üslup ve çeÅŸitli alışkanlıklarda somutlanan yaÅŸam tarzı ya da karakteristik davranış özelikleri, geniÅŸ halk yığınlarının her an her yerde dolaysız iliÅŸkiler içinde bulunduÄŸu, canlı ÅŸekilde yaÅŸadığı ve adeta hava gibi soluduÄŸu ÅŸeylerdir…
Bir anlamda, ideolojinin cisimleÅŸtiÄŸi ve somut biçimler kazandığı
Bir sosyal yaÅŸam alanıdır kültür. Bu nedenle, toplum üzerinde ideolojik hâkimiyet olayını önemseyen ve kitlelerin körü körüne de olsa kendi aÅŸağılık siyasetlerine desteÄŸini gözeten sömürücü hâkim sınıflar, halkın kültürel yaÅŸamına derinden nüfus etmeye çalışır; onu iÅŸine geldiÄŸi biçimde, kâh tevekkül, kâh köÅŸe dönme, kâh baÄŸnazlık, kâh özünü inkâr ve yabancılaÅŸma duyguları ile yoÄŸurur durur. Her türlüsü ile kendine güvensiz, kendi geleceÄŸini belirleme gücünden yoksun, akıntıya kapılmış giden ve koyun sürüsü gibi güdülen insan tipleri oluÅŸturmaya yönelir. Bu sayede kolayca hükmetmeyi amaçlar.
Emperyalizm bunu dünya ölçüsünde gerçekleÅŸtirmek ister. Bundan dolayıdır ki, bir kültür emperyalizminden bahsedilir.
Dünya ölçüsünde iletiÅŸim araçlarını ellerinde bulunduran, bir çeÅŸit medya krallığı oluÅŸturan ve uydu yayınları ile girmedikleri bir ülke ve hatta ücra bir köy evi bile bırakmayan emperyalist merkezlerin kültür bombardımanı, böylece bizim ÅŸehir yüzü görmemiÅŸ çocuklarımızı bile kendi doÄŸal yaÅŸantılarının sadeliÄŸinden alır. Rambo’ları Madona”ların yapay dünyasına götürür. Hayal âleminde gezdirir. Özenti batağında yüzdürür.
Emperyalist kültürün pençesinde kimliÄŸini yetirme, yabancılaÅŸtırma ve yozlaÅŸma için Avrupacı olmak bile gerekmez artık; en çarpıcı etkileriyle o kültür evinizin içinde ve bebelerinizin körpecik beyinlerine esaret zincirlerini vurma yolundadır.
Demek ki, kültür deyip geçmemeli kültürün gericisi insanlar için zararlıdır. İlerici ve devrimci kültür ise uyarıcı bir iksir!.. Her ikisi de politikanın hizmetindedir.
Åžu farkla ki, karşı-devrim kitlelerin bilinçsizce desteÄŸine ve kör itaatine dayanmak zorunda olduÄŸundan, onları toplumsal gerçeklerin ve kendi sınıf çıkarlarının ayrımına varmaktan uzak tutacak bir depolitizasyon tabi tutarken, devrimci kültür ise tam tersine bütün gücüyle kitleleri politize etmeye önem verir.
Kitlelerin politikayla ne kadar yakından ilgili olduÄŸunu önemli olduÄŸunu önemli ölçüde kültür düzeyi belirler.
Burjuva anlamda “çok kültürlü” olan birçok politik olmaz elbette. Bizim kültür düzeyinden anlamamız gereken fazla mürekkep yalamışlık deÄŸildir. Her konuda bilginin ve entelektüel birikimin de bir yerde önemi olmakla birlikte, daha anlamlı olan, kiÅŸilik bakımından insanı güçlü kılan ve insan olmanın gururunu yaÅŸatan erdemlerin belirlediÄŸi, ideolojik öze iliÅŸkin bir kültür formasyonudur.
İşte, devrimci kültür almış bir insandan söz edildiÄŸi zaman en baÅŸta anlaşılması gereken de bu öze iliÅŸkin deÄŸerler olmalıdır.
Buradan kültür cephesinde her türden gericilikle mücadelenin önemi kolayca bilince çıkar ve bu cephede savaÅŸmasak devrimin nasıl olanaksızlaÅŸacağı kendiliÄŸinden anlaşılır.
EÄŸer devrimi kitleler yapacaksa ve kitlelerin devrim yapması da onların ruhunda ciddi deÄŸiÅŸiklerin olmasına baÄŸlıysa; ideolojik-siyasi öncülük gibi kültürel yönlendirmenin de ÅŸart olduÄŸu ÅŸüphe götürmez bir ÅŸeydir. Tabi ki, kitlelerin ruhunda ve bilincindeki sıçramalı geliÅŸmeler, devrimci eylemin dışında yaÅŸanacak deÄŸildir. Kitlelerin en iyi kendi öz deneyimleri içinde eÄŸitilir. Ama bu doÄŸru anlayış da, düÅŸmana karşı politik-askeri savaÅŸ ile kültür savaşının iç içe yürütülmesi gereÄŸinden baÅŸka bir ÅŸeyi göstermez.
Devrimler kültür cephesinde de kıyasıya savaşı gerektirir.
Bu cephedeki savaşın kimin işi olduğuna gelince, istisnasız devrimcilerin işidir.
Sanat, edebiyat, müzik, folklor ve estetik konusu olan her türlü yetenek, kültürel etkinliÄŸe can katar, güç verir. Bu nedenle söz konusu yeteneklerin geliÅŸtirilmesi de önemlidir. Åžu ya da bu konuda uzmanlığı olması bile, her devrimcinin kendi çapında bir aydın olduÄŸu da unutulmamalıdır. Evet, proletaryanın ideolojisini özümsedikleri ölçüde devrimciler proleter aydınlardır ki; bu burjuva anlamda “aydın” olmaktan çok daha anlamlı ve insanlık için önemlidir. İnsanlığın aydınlık bilinci, onuru ve ÅŸuuru olmak demektir. Gerilla tipi devrimcilik ise, salon devrimciliÄŸinden farklı niteliÄŸi ve güçlü karakteri ile, kitleleri hem politik hem kültürel bakımdan seferber etmede büyük üstünlüÄŸe sahiptir Barış AYDIN
 |