TÜRKİYE EKONOMİSİ NEREYE GİDİYOR!
Barış Aydın
Cuma, 20 Ocak 2012 21:25

Son dönemlerde, ülke ekonomisinde, çok hızlı deÄŸiÅŸimler yaÅŸanıyor, yaÅŸanmakta. Bu deÄŸiÅŸimleri takip etmek, deÄŸerlendirmek ve karşı politikalar üretmek devrimcilerin ve özelikle komünistlerin önünde bulunulan zorunlu bir görevdir. Ki özelikle dönemin yoÄŸun çeliÅŸkileri, görevi hem karmaşıklaÅŸtırmakta ve hem de daha deÄŸerli kılmaktadır.

 

            2012’in ilk günlerinde, beklenilmiyormuÅŸ gibi önce bir zam furyası, ardından ‘’ekonomimiz krizlerden etkilenmez’’ diye açıklamalar yapılıyor.  Egemenler kelimenin tam anlamıyla kendilerinin de, kabul ettiÄŸi büyük bir kriz yaşıyorlar. Bu  beklenilmeyen bir kriz deÄŸildir. Tam tersi TC’nin her alanda, baÅŸta Kürt ve Alevi sorununda olduÄŸu gibi, açmazı uzun zamandır yaÅŸadığı bunalımının derinleÅŸmesinin kendisini artık gizlemeyip gerçeklerin ortaya çıkma durumudur. TC  Tarihinin en büyük açmazı ile karşı karşıya. Uygulanan savaÅŸ politikası sonucu   2011 de 78,8 milyar dolar cari açık vermiÅŸtir.  Bütçe açığı devam etmektedir. 2012 tahminleri 90 milyar dolar olarak açıklandı.  Bu cari açık  egemenlerin, emperyalistlerin çıkarları doÄŸrultusunda yürütmüÅŸ oldukları savaÅŸ   politikalarının  sonucudur.

            Egemenlerin özelikle Kürt sorununu kanla bastırmak için, emperyalistlerin desteÄŸini alma çabaları, onları daha büyük tavizlere itmiÅŸ, TC’nin bugünkü borcu AKP döneminde 80 yıllık cumhuriyet dönemini ikiye katlamıştır. Aynı zamanda Türkiye’nin neyi var neyi yok özeleÅŸtirme adı altında yabancılara peÅŸkeÅŸ çekilmektedir. Egemenler bir taraftan da ‘’Türkiye dünyanın büyüyen ekonomisine sahiptir,’’  propagandası yaparak 1957’lerde aynı politikayı Menderes hükümetine uygulamıştı. Bugün Türkiye ekonomisi büyük bir açmazdadır. Amerika ve Avrupa bugün nasıl  AKP ve Tayibi övüyorlarsa 1957-1958’lerde Menderesi de öyle övüyorlardı. Biliyoruz ki bu övgüler halkın dikkatlerini baÅŸka yerlere çekmek içindir. Ve bu övgüler hayra alamet deÄŸildir.

            Bugün hükümettin önünde yeni ekonomik istikrar paketleri duruyor.  İş çevreleri paketi olumlu bulduklarını belirterek, ihracat ve yatırımları teÅŸvik etmek gibi eksiklerin de görülmesi ve giderilmesini isteyerek hükümete açık desteÄŸini sundular. ÖzelleÅŸtirmenin sürdürülmesi vurgulanarak, emekçilerden neler istediklerini  açık açık dile getiriyorlar. Yapılan zamlarla, zaten beli kırılan emekçi halk, arkasından iÅŸinden de olacaktır. Krizler bahane gösterilerek maaÅŸlar sabitlendirilecektir. Bugün ki devletin iÅŸsizlik rakamları hiçte gerçekleri yansıtmamaktadır.

              ABD 1950’lerde Menderesleri, kullanarak Türkiye’yi borçlandırmış sonra Nato’ya almış, ardından Kore, Yemen baÅŸta   olmak üzere Türkiye’yi savaÅŸa zorlamıştı. Bugün ise emperyalistler  AKP’yi kullanarak Türkiye’yi borçlandırmış, sonrada Libya’da olduÄŸu gibi savaÅŸa sürüklemiÅŸtir. Bu sürüklenme devam edecektir. Türkiye’nin BaÅŸka çaresi  yoktur. Bugün TC’in merkez bankasında 65 milyar dolar hazır parası var. Ama ödenmesi gereken kısa vadeli 120 milyar dolar dış  borcu vardır. Yani borcu borçla kapatan sürekli acık veren bir ülke.

  AKP Hükümeti’nin ekonomik politikası, demokrasi’sine de yansımaktadır. Demokrasi, adına neler yaptıkları açık seçik ortadadır. Bir taraftan ‘’Suriye’de demokrasi,’’ yoktur   deyip ABD’in,  çıkarları uÄŸruna Türkiye’yi savaÅŸa sürüklemesi, diÄŸer taraftan bırak Demokrasi’nin ‘d’ si hala kadınların araba dahi kullanması yasak olan dünyanın en gerici ve ÅŸeriatçı faÅŸist ülkesi Suudi Arabistan, İran,   Kuveyt, Katar, Somali, Arap emirlikleri gibi ülkelerle dost olması, AKP’nin açıkça kime hizmet ettiÄŸi açık seçik ortadadır. Bir taraftan özgürlüklerden dem vuran Tayyip ErdoÄŸan diÄŸer taraftan da Hitler faÅŸizmini aratmayacak uygulamalarla ülke’yi bir Nazi toplama kampına dönüÅŸtürmüÅŸtür.

             Emperyalistlerin ve iÅŸbirlikçi uÅŸakların sanki bunca zulüm ve katliamların sorumlusu deÄŸilmiÅŸler,  “Suriye’de halka yapılan zulüm”den bahsetmeleri tamda bir alçaklıktır. Halka zulmeden halkı katledenler emperyalistlerin kendileridir. Çünkü onlar halkların baÅŸ düÅŸmanlarıdır.  Emperyalizm OrtadoÄŸu halklarının düÅŸmanıdır. Ve bugün Kürt ve Alevi sorunu, çözülemiyorsa yine bunun esas sorumlusu emperyalistlerdir.

            Amerika OrtadoÄŸu’daki planlarını gerçekleÅŸtirmek için AKP hükümetine  tam destek vermektedir. AKP hükümeti ise karşılığında PKK’yı tasfiye etmek için Amerika’da sınırsız destek istemektedir. Bugün Kürt hareketinin tasfiyesinde ABD emperyalizmin rolünün basit bir alışveriÅŸ karşılığı olmadığı da ortaya çıkmaktadır. Emperyalistler ise ÅŸimdilik bu desteÄŸi Türkiye’ye sunuyor. Ama Amerika yarın ne  yapacağı  belli olmaz. 1958’lerden Menderesi göklere çıkaran Amerika iÅŸi bittiÄŸinde de kaldırıp bir kenara fırlatmıştır.

            TC devletinin tüm kurumları yıpranmış durumdadır. Ekonomik ve siyasi kriz büyümektedir. Bu durumda patron-aÄŸaların düzenlerini yenilemek zorunda kalacakları açıktır. Onlar çıkarları için, yapamayacakları hiç bir ÅŸey yoktur. Sermaye böyledir. Kullanır iÅŸi bittimi, eski genelkurmay baÅŸkanı, (BaÅŸbuÄŸ olayında olduÄŸu gibi), bozuk para gibi harcamasını da bilirler. Bugün  Sermayeyi temsil edenler birlikte hareket etmektedirler. Her gün emekçilerin hakları kısıldıkça kısılmaktadır.

            Tüm bunlara karşın emekçi sınıfların gasp edilen haklarının korunması yönünde,  yaÅŸanan bunalımın gerçek sorumlularının, teÅŸhir edilmesi için emekçileri harekete geçirecek olan,  devrimci güçlerinin bugün ki dağınık  duruÅŸu, egemenlerin ekmeÄŸini yaÄŸ sürmekten baÅŸka bir iÅŸe yaramamaktadır. Bu dağınıklığın giderilmesi için de devrimci güçler özel bir çabada gösterilmemektedir. 

            Kitlelerin düzenden kopuÅŸ eÄŸilimlerinin alabildiÄŸine yoÄŸunlaÅŸtığı bu koÅŸullarda kitlelerin karşısına, onları kucaklayabilecek, dönüÅŸtürebilecek bir alternatifle çıkabilmek gerekiyor. Yoksa kitleleri dönüÅŸtürebilmek için kendimizi yenilemediÄŸimiz müddetçe kaçırdığımız fırsatlara yanar dururuz. Ve sınıf mücadelesi ile geliÅŸimimiz için, çok önemli böylesi fırsatları da her zaman sunmaz.

            İşte bu sömürü ve soygun ortamında devrimci gençliÄŸe düÅŸen en büyük görev gençlik yığınlarını bu sömürüye karşı seferber etmek ve bunun örgütlülüÄŸüne en geniÅŸ bir ÅŸekilde yapmaktır. GeniÅŸ emekçi yığınlarını olduÄŸu gibi halk gençliÄŸini de ağır biçimde  sarsacak olan bu zam furyası, devrimci gençliÄŸe kitlelere ulaÅŸmanın yolunu daha bir açarak, güçlenme zeminini daha bir artıracaktır. O zaman, bu süreci doÄŸru ele alıp üzerinde yoÄŸunlaÅŸarak, saÄŸlıklı politikalar üretmeliyiz. Bu temelde yükselen bir devrimci faaliyet yeteri düzeyde baÅŸarıyı beraberinde getirecektir.

Bugün dünya,  1968’lerde olduÄŸu gibi   devrimlere gebedir. Ülkemizde ise bunun koÅŸulları vardır. Onun içindir ki tarihi fırsatlar her dönem kolay yakalanmaz. Bu günkü koÅŸulları ve bu tarihi fırsatı proletaryanın ve halkların yararına dönüÅŸtürmek için komünist hareket güçlerini birleÅŸtirmek zorunda. Aksi takdirde 1980’lerde nasıl ki komünist hareket tarihi fırsatları kaçırıp ağır bedeller  ödemiÅŸse,   ikinci sefere tarihi fırsatları kaçırma  lüksüne sahip deÄŸildir. Bu anlamıyla Komünist hareket hem halka hem de tarihe karşı sorumludur.

                                                                                  BARIÅž AYDIN

Yorumlar (0)add comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
 
renginzreklam
English French German Turkish

Radyo Dinle

radyo soÄŸucak dinle soÄŸucak facebook grubumuz

Destekleyenlerimiz

Soğucak Köyü Reklam

Ziyaret

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün573
mod_vvisit_counterDün931
mod_vvisit_counterBu Hafta6313
mod_vvisit_counterGeçen Hafta7724
mod_vvisit_counterBu Ay20250
mod_vvisit_counterGeçen Ay33837
mod_vvisit_counterToplam789492

Yol Tv Online İzle

Elbistan Yerel Haber