|

Yıllardır hep aynı haberleri izliyoruz, Ak Deniz’de, Avrupa ülkelerine kaçak göçmen götüren gemilerin, alabora olduğunu, onlarca insan boğularak, öldüğünü izleriz. İçimiz burkulur, üzülürüz hele küçüçük çocukların, kadınların, denizde şişmiş bedenlerini izleyince doğal olarak kendimizde geçer hayıflanırız, kahroluruz. Yıkılırız, kimimiz gözyaşlarımızı tutamayız için için ağlarız. Bu çağda böylesi insanlık dıramı yaşanır mı?
Özelikle Asya ve Afrika’dan müslüman ülkelerinden Avrupa ülkelerine yoğun bir göç yaşanmaktadır.
Müslümanlar, müslüman ülkelerinden kaçıyorlar. Son 50 yılda islam ülkelerinden 50 milyon müslüman Avrupa ülkelerine sığınmış ve geri dönmemişler. Ne hikmetse hepside daha düne kadar, gavur dedikleri ülkelere sığınıyorlar ve bu yazıyı kaleme aldığımda İtalya sahil güvenlik güçleri uluslar arası sularda İtalya kara sularına girmeye çalışan, kaçak göçmen dolu, iki gemiyi geri çevirerek, uluslararası sulara geri gönderdiler. Bu insanlar günlerdir aç susuz denizin ortasında sığınacak bir liman arıyorlar.
Bunların tamamı Ortadoğu ülkelerini, terk eden göçmenlerdir. Bugün okyanuslarda özelikle Ak Deniz’de müslüman ülkelerinden kaçarak, Avrupa ülkelerine sığınmaya, çalışan kaçak göçmenlerle doludur. Hani derlerya yakında kıyamet kopacak. Evet yakında kıyamet kopacak, kıyamet günü dedikleri Kuranı-Kerim’in miyadını doldurduğu gündür. Kuran’daki işaret ettiği ahiret günü dünyanın sonu değildir, islamiyetin sonudur.
Bu gün islam ülkelerinde ve Kuran’ın ayetleri ile yönetilen ülkelerin durumuna baktığımızda, bunu daha iyi anlarız. İslami kurallarla yönetilen ülkelerde zulüm vardır, kan vardır, ölüm vardır savaş vardır. Açlık vardır. Yoksulluk vardır. Din ve tanrı adına adam öldürmek vardır. Erkek egemenliği vardır. Birden çok evlilikler vardır. Küçüçük kız cocukların zorla evlendirmeleri vardır. Başlık parası vardır. Kadınlarda seçme ve seçilme hakları yoktur. Bu ülkelerin tamamında insanlık dramı var.
İslamiyeti, bize ballandıra ballandıra anlatanlar, bugün islam ülkelerin içinde bulundukları durumu ve gelişen olayları, diktatörlülükler yıkılıyor gibi safsatalarla, açıklamayamazlar. Çünkü bu diktatörlükleri islamiyetin kendisi yaratmaktadır .yıkılan islamiyettir. ve bugün haberlerde izledim, Arabistan yönetimi artık kadınların araba kullanmalarına izin vermiş. Kuran’la yani şeriatla yönetilen bu ülkerlerde, şeriat deliniyor. İslamiyet çatırtıyor. İslamiyet ağır bir darbe alıyor. Hemde şeytan olarak gördükleri kadınlar, tarafından. Şeriatla yönetilen ülkeler de insanca bir yaşam yoktur. Demokrasi yoktur. (Demokrasi dediğimde, halk demokrasisi değil, burjuva demokrasisi) bu ülkelerde, İnsanların, hiç bir değeri yoktur. Hala kılıçla, insanlar kesiliyor. Sokak ortasında vinçle çağdışı bir yöntemle insanlar idam ediliyor. Taşlanarak insanlar öldürülüyor. Bunlar yapılırken kuran baz alınıyor. ve insanlar islamdan uzaklaşıyorlar. Müslaman ülkelerde, insanlar, kendi ülkelerini, neden terk ederler. Bunun ekonomik olarakta izahattı da çok zordur. Çünkü her biri Avrupa ülkelerine, gelebilmeleri için, adeta bir servet harcamaktadırlar. Zaten ekonomık durumu iyi olanlar avrupa ve amerikada yaşiyorlar. Fransa’da sohbet ettiğim bir Pakistan’lı komşum var, Fransa’ya 2010 yılında gelmiş. Pakistan’dan, Fransa’ya gelmek için tam altı ay uğraşmış. Pakistan’dan İran’a geçmiş, oradan Irak’a Irak’tan Türkiye, Türkiye’den Malta Ada’larına Malta’dan İtalya’ya İtalya’dan Fransa’ya gelmiş ve tam 25 bin dolar harcamış yani bir servet, Pakistan da 25 bin dolarla çok güzel bir iş yeri açabilirsiniz.
Bugün müslüman ülkelerinde, yıkılan diktatörlüklere baktığımızda bu diktatörlüklerin, tamamı Kuran’ın kanunlarına (ayetlerine) göre yönetilmektedir yani şeriatla. Kimse bana diyemez ki, Saudi Arabistan ve İran islamiyeti yaşamıyor. Arabistan ve İran’da hayat tamamen Kuran’ın yasalarına göre şekillenmiştir. Bu ülkeler petrolden dolayı ekonomik olarak da bir çok Avrupa ülkelerinden daha da ileridirler. Ne yazıkki islamın çok iyi olduğunu söyleyen islami yazarlar, bu ülkelere gitmezler. Hep gavur dedikleri ülkelere kaçarlar ve sığınırlar.
Fettullah Gülen’in 1990’da bir kasetini izlemiştim. Vaaz verirken konuşmasında şöyle diyordu. “Bir kola almak, ona para vermek, onu içmek, islama ihanet etmektir” Fettullah Gülen islamı savunuyor. Müslüman olduğunu söylüyor, acaba Amerika, İran ve Saudi Arabistan’dan daha mı müslüman neden müslüman ülkelerine değilde, fettullah gülen Amerika’ya yerleşti. Doğal olarak Fettullah Gülen’e sormak lazım, şeriat çok güzelse, şeriattla yönetilen ülkelerde özgürlük, demokrasi, insan hakları daha iyi ise neden şeriat’la yönetilen müslüman ülkelerine değilde, bugüne kadar gavur dediğiniz, Amerika veya Avrupa’da siyasi sığınma talebinde bulunuyorsunuz.
Fransa’da yaşayanlar daha iyi bilir. Özelikle Paris ve Parizen bölgelerindeki valiliklerin önü, Her sabah siyasi sığınma talebinden bulunan göçmen ilticacılar, yüzlerce metre kuyruklar oluşturuyorlar. İnsanlar, vatanlarını terk etmiş sığınma talebinde bulunmaları için, akşamdan sıraya girerler. Sıra alabilmeleri için, yatmazlar bazıları sıra alamadıkları için ikinci gün, bazen de üçüncü gün ancak sıra kendisine gelir. Çünkü her gün o kadar çok insan Fransa’da siyasi sığınma talebinde bulunuyorki, valiliklerin önünde insanlık dramı yaşanmaktadır. Siyasi sığınma talebinde bulunanlar Horlanırlar, dıştalanırlar, üçüncü sınıf insan muamelesi görürler. Yinede ses çıkarmazlar. Oturum, alabilmeleri için her türlü zorluklara göğüs gererler.
Bu insanlar genelde Asya ve Afrika’dan yani müslüman ülkelerinden, ülkelerini, terk eden, şeriat yasalarını benimsemedikleri, için bin bir güçlükle geldikleri Avrupa’da, kalabilmeleri için, siyasi sığınma talebinde bulunurlar. Neden hep müslüman ülkelerinde insanlar kaçar.Tabiki asırlardır emperyalist, ülkelerin Ortadoğu’daki politikaları ve onların uşakları olan gerici işbirlikci, islami şeriatcı yönetimlerle işbirliği yaparak halkların kanına girerek bu sonucu doğurdular. Daha dün Libya’da olduğu gibi. Kaddafi döneminde bu ülkenin bir tek kuruş borcu yoktu buda emperyalistleri rahatsız etti. Emperyalistler Tayib’i kullanarak Libya’ya savaş açarak kan, barut, göz yaşı, yoksulluk, kardeş kavgası ve Orta doğu halklarına yoksulluk getirdiler. Ve bugün Libya halkı iç savaşa maruz bırakılmıştır şimdiden emperyalistler Libya halkını 70 milyar dolar borçlandırmışlardır.
Asırlardır bize islamı yani, şeriatı, övenler şeriatla yönetilen bu ülkelerdeki olan biteni görmezlikten gelirler, sorgulamazlar. Bazıları yönetenleri, eleştirir gibi yapar, ama nedenlerine girmezler. Sorduğunda, bu ülkelerde şeriata yani kurana uygun davranılmiyor derler. Yani riyakarlık yaparlar. Doğruları söylemezler. Halkı kandırırlar. Sorunların temel kaynağı islamiyetin kendisi olduğunu söylemezler. Kuran’ı eleştirmezler, ama onu uygulayanı eleştirirler. Kuran’ı baz alan ve şeriatla yönetilen, ülkelerde demokrasi olurmu, kadın erkek eşitliği olabilirmi? “Zengin malının kırk’ta birini zekat olarak dağıtmalı” diyen bir anlayışta eşitlik olabilirmi. Kuranla bir ülke yönetilebilir mi? Kuran yani şeriat insanlık için güzel birşey mi? 21. Asırda şeriat uygulanabilir mi? İslamiyet ve şeriat insanlığın önünü açabilir mi? Kadın erkek eşitliği’nin olmadığı bir yerde insan haklarından söz edebilirmiyiz. Kuran’da eşitlik var mı? Bakara 2:228; Erkeklerin kadınlar üzerinde(ki hakları), bir derece daha fazladır. Bakara 2:282; Eğer iki erkek yoksa…şahitlerden bir erkek, iki kadın (şahitliketsin)
Nisa 4:11; Allah Erkeğe kadının payının iki mislini tavsiye eder. Nisa 4:34; Erkekler kadınlar üzerinde yöneticidirler. Çünkü Allah, kimini kiminden üstün kılmıştır. Buna benzer yüzlerce ayetler vardır.
Bu ayetlerde hiç eşitlik var mı? Bu ayetlerin uygulandığı bir yerde demokrasi olur mu? İnsan haklarında bahsedebilirmiyiz. Bu ayetlerin uygulandığı bir yerde özgürlük olabilirmi. Televizyonlarda Kuran’ı anlatırken göz yaşlarını tutamayanlar, Kuran’ın Türkçe okunmasına neden karşı çıkarlar. Çünkü; Türkçe okundumu ne anlama geldiğini insanlar öğrenir ve bu çağda kimse bu ayetleri savunmaz ve karşı çıkarlar. Onun içindir ki Kuran’ın Türkçe okunmasına da islamiyet adına karşı çıkarlar.
Bugün Ortadoğu’da yıkılan diktatörlüklerin, tamamı islami kurallarla, yönetilen rejimlerdir. Sorgulanan islamiyettir, yıkılan islamiyettir. İslam faşizmidir. Evet yakında kıyamet kopacak. insanlık Kuran’ın bu çarpık zihniyetini kaldırp tarihin çöplüğüne, atacaktır ve Bu gün Orta doğuda yaşanılan budur.
Peki müslüman ülkelerinde, müslümanlar ölümü göze alarak, müslümanlıktan ve şeriattan, kaçarken, kim Anadolu alevilerini, neden ve nasıl kimler tarafından, hiç bir ortak yani olmamasına rağmen, islamın içine çekmek istiyor. Neden alevilik islamın özüdür diyorlar.
İnsanı merkezine oturtan, kadın erkek eşitliğini savunan, her şey insanla başlar insanla biter diyen, ‘Enel Hak’ deyip Tanrı’yı insandan gören, doğayı koruyan, her türlü eşitsizliğe karşı çıkan "Yarin yanağından gayrı herşeyde ortaklık", "Tanrı ve doğa; bir, aynı şeydir" diyen bilime inanan her türü eşitsizliği ret eden. Sular insanlık için eşit, ortak bir kullanım malzemesi ise dünyadaki bütün toprak ve bitkiler eşit olmalıdır diyen. insan sevgisini tanrı sevgisinde üstün kılan insanca bir yaşam biçimini savunan emeğe değer veren, islamla taban tabana zıt olan bir inancı kimler neden bin yıldır islamın içine çekmeye çalışırlar. Kim bu aslını inkar eden haramzadeler... Burada alevi gençliğine önemli görevler düşmektedir. Kendi tarihiyle ve kendi inancınızla yüzleşmek zorundasınız. Bugün inancınıza sahip çıkmak istiyorsanız hurafeciler’le tamamen bağınızı koparmak zorundasınız. Hurafeciler aslını inkar eden haramzadeler’dir. Alevilik islamın özüdir diyenler alevileri sünnileştirmek için içimize sızmış, başkası adına çalışan masonlardır. Çünkü aleviliğin, islamla hiç bir ortak yanı, yoktur. Alevilik ayrı bir din’dir.
Aleviliği doğru algılayan, alevilik bilinci ile donatılmış, kendi tarihi ile yüzleşen, hurafelerden arınmış, Pir Sultanlara ihtiyaç vardır. Bugün islam ülkelerinde yaşanılan ve sorgulanan islamın kendisidir. İslamiyet adım adım tarihe karışacak. Önümizdeki yüz yıl alevilik yılı olacak alevi inancı, kardeşliği, özgürlüğü, demokrasiyi, insan haklarına saygıyı, ve eşitliği esas alır. alevilik aynı zaman’da kapitalizme karşıdır eşitlikten ve halkların kardeşliğinden yanadır.
Tanrı, dünyayı yarattı, insanlara bağışladı. Erzak, giyim, kuşam, sürüler, arazi ve bütün toprak, ürünleriyle insanların ortak malıdır. İnsanlar yaratılış ve yaşayışta eşittirler. Birinin servet toplayıp biriktirmesiyle ötekilerin ekmeğe muhtaç kalması insani amaca aykırıdır. Beni kara toprakta değil, hakikatı anlamış insanların yüreklerinde arayın!..Şeyh Bedrettin...
BARIŞ AYDIN
 |