KAPİTALİZM VE EKONOMİK KRİZ!...
Barış Aydın
Cuma, 11 Kasım 2011 21:04

Emperyalizmin genelekselleşen krizleri bitmek bilmiyor.

 Emperyalistlerdeki krizler sömürge, yarı-sömürge ülkelere kaydırarak krizi atlatmak istiyorlar. Şu anda emperyalistler krizi atlatabilmek için ise esas olarak dünyanın en büyük enerji yataklarının bulunduğu  kafkaslar, Orta Asya ve Ortadoğu’ya yoğunlaşmaktalar. Başta Amerika ve avrupa bu ülkelerdeki enerji yataklarından azami ölçüde yararlanabilmek için, bu bölgeye yakın ve enerji yataklarının bulunduğu ülkelere yaklaşmanın onlara uşaklık rolü biçmenin binbir yoluna başvurmaktalar. Bu ülkelere demokrasi getireceğiz söylemleriyle bu ülkelerin petrollerini kontrol altına almak istiyorlar.

 

Bu çıkar çatışmalarının politikanın farklı araçlarla sürdürülmesi (savaş) dolayısıyla dünya halklarının daha fazla acı çekmemesi en büyük dileğimizken, savaşın engellenmesi sorumluluğu da yine bizlere düşmektedir. Emperyalistler Libyadan sonra Suriye ve İrana saldırmak için Bu çıkar çatışmalarda Türkiye’ye uşaklık ve karakolluk görevi uygun görmüşlerdir. Libyada olduğu gibi. Bu çerçevede Türkiye  uşaklık rolüne uygun görülmüştür. En tehlikeliside Türkiye bu bölgede güçlü bir devlet olabilmesi için silahlanma yarışına sokulmaktadır.  Bugün haberleri izlediimde amerikan F16 savaş uçakların gizli kodlarını  dünyada ilk defa Türkiyeye verecekmiş.

Yani Türkiye emperyalizmin çıkarları ve direktifleri doğrultusunda her alanda (ekonomik, askeri, siyasi vb.) yeniden yapılandırılmak istenmektedir. Bu amaçlada emperyalistler yeniden ortadoğuya silah satacaklar. Amerikanın Küreciğe füze kalkanını yerleştirmenin altında yatan gerçek  budur.            Amerika Türkiyenin ekonomisini, siyasetini, askeri ilişkilerini bölge ülkeleriyle olan ilişkilerini yönlendirmektedir.

Önümüzdeki süreçte Amerika Türkiye’yi Suriye ve İran’la karşı karşıya getirecektir. Uzunvadede ise Türkiye’yi yeniden Yunanistanla karşıkarşıya getirerek Türkiye’yi parçalamak istemekteler. Türk egemenen sınıflarının ideologları ve siyasi temsilcileri istikrarı “istikrar,” “AB’ye uyum,” “demokratikleşme” ve bir de bu söylemleri destekleyen “Demokratik cumhuriyet” talepleriyle birleştirip, Türkiye halklarının bilincini bulandırmak istemekte; yalancı, sanal görüntüler yaratmak istemekteler.  Bu doğrultuda  Tayip erdoğan geçmişle yüzleşme adı altında faşist devletin kirli yüzünü temizlemek istiyormuş görüntüsü  yaratarak  emperyalistlerin  sözcüsü konumuna gelmiştir.

Ama “güneş balçıkla sıvanmaz.” Yalanları, altatmaları birbir kendi ağızlarından ortalığa saçılıyor.  Sahte Kürt ve Alevi açılımları ile Türkiye halkların önünde, bütün kurumlarıyla komik duruma düşüyorlar. Bugün Kürt halkına karşı açıktan kimyasal silahlarla saldırmaktadırlar. Çünkü başta Amerika olmak üzere bütün emperyalist ülkeler Ortadoğuyu dizayn etmek için TC. İle anlaşmışlardır. “bir de Türkiye enflasyonu yeniyor” diye bangır bangır bağırıyorlar.

Oysaki bugün dünyada en pahalı petrolü Türkiyede tüketiliyor. Hayvancılık tamamen yok edilmiştir. Tarım durma noktasına gelmiştir. Kamuya ait ne varsa satılmıştır. İşsizlik ala bildiğine çoğalmıştır. Van depremınde 50 bin cadır bulamayan hala açıkta yatan debremzedeler vardır.  Acıklanan rakamlar hiçte gerceği yansıtmamaktadır.  İçlerinde MGK sendikacılığı’nında olduğu yani işçilerin ekonomik demokratik haklarını savunsun diye seçtikleri sarı sendika ağalarının da katıldığı kampanyalarla. Bu söylemleri duyanlar gördüklerini essah (gerçek) zanneder. ama diğerleri gibi bununda aslı astarı yoktur.

Enflasyon yerinde duruyor söylemleri gerçekleri yansıtmıyor. bunun böyle olmadığını, utana sıkıla burjuva gazetelerin köşe yazarları itiraf ediyorlar. Türk egemen sınıfları son süreçte “istikrar” lı  bir politika tutturmuş görüntüsü yaratmaya çalışıyorlar. Ama görüntü içeriğe yenik düşme eğilimi gösteriyor. Aklama-paklama döneminde egemen sınıflar içerisindeki kliklerin çatışmaları su yüzüne çıktı. O çokça bahsedip dillerinden düşürmedikleri “istikrar” söylemi de dillerinde gümledi.

Bugünlerde egemen sınıfların satılık kalemşörleri yeni politikaların uygulanabilmesi için, yani emekçi halkın daha fazla sömürülebilmesi buna karşılık emekçi halkımızın bu sömürüye ses çıkarmaması için “hepimiz aynı teknedeyiz”diyorlar. Yunanistan gibi batalımmı söylemlerle, Türkiyenin yeraltı yerüstü kaynaklarını, emeğimiz emperyalistlere peşkeş çekilirken, birileri aç,  birileri lüks içinde yaşarken nasıl oluyorda aynı teknede oluyoruz.

Yerin yedi kat dibinde, tahta iskelelerle inşaatlarda, her an ölüm tehlikesiyle, her gün işsiz, ürettiği ürünü satamayan yada tefeci tüççara vermek zorunda kalan, sendikaya üye olduğu için işten atılan ve birde jandarma tarafından saldırılara uğrayan aldığı maaşla ayın sonunu getirmek için bilmem kaç bilinmeyenli denklemler kuran ezilenler, her gününü lüks içinde geçiren ve emperyalist tekellerle işbirliği içersindeki ezenler aynı teknede.                                       Bizler biliyoruzki bu teknede bir ezen ve birde ezilen sınıf ve bu sınıflar arasında uzlaşmaz karşıtlar vardır. Bu demektirki, bu iki sınıfın çıkarları birbirleriyle uyuşmaz. Uyuştuğunu savunan gericiler “ikinin bir olması” teorisini savunmaktadır. Bizler bu söylemin dünya halklarına kan kusturan her ülkedeki egemen sınıfların söylemi olduğunu biliyoruz.

Faşist TC. Devleti  Türkiye halklarına ve onların önderlerine amansızca saldırmaktadır. Özellikle bugünlerde  Kürt halkına karşı barbarca kimyasal silahlarla saldırmaktadır. Aleviler için şimdiden fetvalar verilmektdir. Bu da şunu gösteriyorki TC. Kürt ulusal hareketini  yok ettikten sonra alevilere yönelecektir. Fakat alevilerde bilgi kirliği yaşanmaktandır. Devlet, işbirlikçi Alevi bezirganları, aracılığıyla Alevi halkı, “Türklüğün özü Aleviliktir” “İslamın özü Aleviliktir” gibi söylemlerle Türk islam sentezini savunanlar alevileri kandırmaya  çalışıyorlar. Yeniden osmanlı oyunları tekrarlanıyor.

Yoksulluk sınırı altında yaşayan yüzbinlerce insan, ürününü tarlada bırakan yüzbinlerce köylü, ünüversite hayaliyla yaşayan 2 milyon genç (dersahanelere ödedikleri milyonlarca TL karşılığı) tahsilli tahsilsiz milyonlarca işsiz insan, çocuk yaşta en ağır koşullarda askeri üçretin altına çalışan binlercesi, sendikalı sendikasız   milyonlarca işçi, memur egemen sınıfların gününü dar etmek için bekliyorlar. Bunu gerçekleştirmek için devrimci güçlerin birlikte hareket etmesi bir zorunluluktur. Devrimci güçlerin birliği, Türkiye halklarına güven  ve umut verecektir. Halktan böyle bir beklenti vardır.

Bütün bunlar devrimin her zamankinden daha fazla olgunlaştığını gösteriyor. Nesnel durum böyle iken öznel durumda her geçen gün nesnel durumla buluşmak eğiliminde. Öznel durum yetermi?  Şu an değil.  Ancak daha atak, daha cesaretli, daha fedakarlık, daha daha fazla çabayla öznel gücümüzü nesnel koşullara uygun durumalara hazırlamalıyız.

Herkes elinden  geldiği kadar devrime, devrimin değerlerine, devrimcilere sahip çıkmalı, onlar gibi olmalıdır. Bunun için güçlerimizi birleştirmek zorundayız. Bulunduğumuz alanlarda bu bilinçle hareket etmeliyiz. Türkiye halkları faşist devletin Kürt ve Alevilere yönelik katliamlarını boşa çıkarmak için halklarla birlikte hareket etmelidirler. Öznel gücümüzün bir parçası olmak, özgür geleceğin yolu bundan geçmektedir.

Çok yakında devrimci bir dalgalanma olacaktır. Ülkemizin koşulları bunu zorluyor. Bütün sorun bu ayaklanmaları doğru bir rotaya aktarabilmektir. Bunu yapabilecek tek güç devrimci harekettir. Bu tarihi süreci iyi değerlendirmek zorundayız.

                                                                                                                                              Evet  çok yakında büyük gelişmeler olacaktır. dediğim zaman bazı kimselerin dediği gibi “gelmesi muhtemel” hayal mahsulü, ulaşılmaz, eylemde önemi olmayan  demokrasi birşeyden bahsetmiyorum. O, kıyıdan direklerinin tepesi görünen bir gemi, yüksek dağların tepeleri ardından pırıltılı ışınları süzülen sabah güneşi, doğmak üzere olan ve ana rahminde huzursuzca kıpırdayan bir cocuk gibidir.

“Tek bir kıvılcım bir yangın çıkarabilir”

                                                                                              BARIŞ AYDIN

Yorumlar (0)add comment

Yorum yaz
daha küçük | daha büyük

security image
Lütfen görüntülenen karakterleri yazınız


busy
 
renginzreklam
English French German Turkish

Radyo Dinle

radyo soğucak dinle soğucak facebook grubumuz

Destekleyenlerimiz

Soğucak Köyü Reklam

Ziyaret

mod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_countermod_vvisit_counter
mod_vvisit_counterBugün570
mod_vvisit_counterDün931
mod_vvisit_counterBu Hafta6310
mod_vvisit_counterGeçen Hafta7724
mod_vvisit_counterBu Ay20247
mod_vvisit_counterGeçen Ay33837
mod_vvisit_counterToplam789489

Yol Tv Online İzle

Elbistan Yerel Haber