|

Devrim şehitleri bize, nereye gitmemiz gerektiğini ve nasıl gidebileceğimizi öğretiyorlar. Nasıl savaşılacağını öğretiyorlar. SUZAN ZENGİN ve şehitlerimiz’de bireysel çıkarlardan arındırılmış bir yaşamın nasıl gercekleştirilebileceğini, kendini feda etme ruhunun ne anlama geldiğini ve nasıl gösterildiğini, halka ve devrime bağlılığı, özverinin sınırının olmayacağını, kararlılığı, azmi, cesareti, komünist yaratıcılığının nelere kadir olduğunu, kavganın nasıl kahramanca verilebileceğini, ilkelerden tavizsiz olmayi, kendi gücümüzü tanımayı ve ona güven duymayı, emekçilere sonsuz sevginin nasıl duyulabileceğini, ölümsüzleşebilmenin yolunu, komünist irade karşısıda dayanabilecek hiç bir baraj olmiyacağını, zaferin kacınılmaz olarak, mutlak ama mutlak, bizim olacağını öğreniyoruz.
Şehitlerimizi anmayi önümüze özel görev olarak koyduğumuz bu günlerde, en bilinçli, en doğru,en yararlı ve onları en cok mutlu edecek anmanın, onlardan öğrenip, onlar gibi davranmak olduğunu unutmayalım. Yoksa, içlerini boşaltıp, düşüncelerini rededen “Şehit tacirleri”nden hiç bir farkımız kalmaz
SUZAN ZENGİ’CE YAŞAMAK
Onlardan öğrenmek demek, ustaların izinden yürüyen, İBRAHİM KAYPAKKAYA yoldaş gibi tahlilci olabilmek, revizyonizme karşı mücadele tavizsiz olabilmek, karşı devrime derin bir sınıf kini besleyerek uzlaşmaz olmak, bilimsel dünya görüşünü yaşamın her anında kendine rehper edinmek, yoldaşlarına ve halka karşı sonsuz sevgi duyabilmek. O’nun gibi yaşamın her anını devrime adayıp, ölümü karşılarken gülümseyebilmek, işkencede direniş geleneğini yaratmak demektir.
Sınıf mücadelesinin her zor dönemeci, zorluklarla mücadelede proleteryaya önemli deneyim ve bağışıklıklar kazandırır. Bu dönemlerin somut sonuçlarının zemini üzerinde inşa edilen proleterya kalesi, bu türden gelebilecek saldırılara karşı daha dayanıklı olacaktır. Sınıf mücadelesi kızıştıkça da, “degeri” bilinmeyen önderler, “doğmatizm kahraman”ları, proleterya mücadelesinin yenilgisi için burjuva cephesinde gönüllü savaşcı olarak yer alacaklardır. Ancak bunlar bizleri yIldırmamalıdır. Önümüzdeki süreç yeni oluşum ve ayrışımları hızlandırırken, proleterya mevzilerini de sağlamlaştıracak nüvelere sahiptir. Buna şimdiden hazırlanmak, savaş mevzilerini sağlamlaştırmak,daha da bir önem kazanmaktadır.
Herkes bunun bilincinde olarak kendisini hazırlamalıdır. Karamsarlığa, nemalazımcılığa prim vermeden, tarihin bize yüklediği görevin bilincinde, öte yandan sınıfsız bir toplum yaratmada biricik anahtar olan Marksizm-Leninizm ve Maoizm bilimine sıkı sıkıya sarılarak kalıcı başarılar için seferber olmalıyız.
“Çok çalışmak gerekecektir; kacınılmaz olarak hataya düşülecektir; yolboyunca bir çok engel ve güçlükle karşılacaktır. Milyonlarca insan arasında şimdiye dek yürütülen işin bundan böyle daha örgütlü, uyuşumlu ve sistemli bir biçimde yöneltilmesini sağlıyacak pratik ilkeleri gösterip ortaya koymak temel görev olmalıdır”. Lenin
Şehitlerimizi ve SUZAN ZENGİN yoldaşı anmak, onlardan öğrenmek, ve onları kavgamız içersinde yaşatmaktır. Bunu bilince çıkararak ve buna uygun hareket etmektir. Şehitlerimizi anmak, karşı-devrim güçlerine, faşist cellatlara korkulu düşler yaratmak, devrim güçlerini birleştirip, hareketa geçirip onlara yaraşır bir duruş sergilemektir. Bu görevi en iyi şekilde hayata geçirdiğimiz oranda şehitlerimize karşı, üstümüze düşenleri yerine getirmiş olacağız. Biz biliyoruz ki, şehitlerimizi anmak, ve onlara sahip çıkmak ve onları kavgamızda yaşatmanın biricik temel ölçütü pratik mücadeledir. Marksist-Leninist-Maoist bilimi silahı ile donanmış öncünün ideolojik-siyasal hattının hayata gecirilmesidir.
“SUZAN ZENGİN’i anmak demek her türden geriçiliğe karşı güç birliği yaparak savaşmaktır” İlkesinden, hareketle çalışmalarımıza ve yaşamımıza yön vermektir. Sınıflar mücadelesi devam ettiği sürece tarih, devrim şehitlerini yazmaya devam edecektir. Şehitlerimizi anmak onlara sahip çıkmak ve onları yaşatmak, bir erdemdir.
Şehitlerin kararlılıkları, millitan ruh yapıları, öncüye, halka ve devrime olan inançları, devrimci erdemlerimizin, devrimci kültürümüzün, ve yaşam tarzımızın, köşe taşlarını oluşturmaya devam edecektir.
Onlar her biri, bire yüz, bire bin verecek bereketli bir tohum gibi düştüler Anadolu topraklarına. Her biri halkımızın ve yoldaşlarının yüreğine gömüldü. Her birinin adı oya gibi işlenecek dağlara, şehirlere, ovalara, gökyüzüne. Bir çığlık oldular sonsuzluğa. Zulme karşı isyanda en önde yürüdüler. On’lar, devrimci düşünceleriyle yüreğimizde, bilincimizde ve vicdanımızda yaşadılar, yaşıyorlar. SUZAN ZENGİN Halklarımızın kurtuluş mücadelesinde devrim ve sosyalizm şiarını kanlarıyla yazdılar. Eylem insanı olmayla önder olmanın bir ve aynı şey olduğunu öğrettiler bize. Devrimci kuşakların yaşamlarına bir fırtına gibi girdiler. Yüreklerden meydanlara, sokaklara akan, sosyalizme koşan bir ırmak oldular.
Devrim Şehitlerinin, kızıl kanlarıyla, sulanmış bu ülke topraklarında yaşayan yoksul ve emekçi halkların kurtuluşu ancak, proleterya partisi önderliğinde, hiç bir özveriden kaçmadan kendi iç devimimizin ateşiyle mümkün olacaktır. hayatın her alanında mücadelemizi yaygınlaştırarak ve yeri geldiğinde ölümsüzler kervanına katılmaktan çekinmemektir.
SUZAN ZENGİN’İ ve Şehitlerimizi anmak, yaşam tarzının felsefesini yapan idealist ahmaklara yaşamımızla, pratiğimizle Marksist’lere yakışan proleter donanımlı bilinçlerle cevap günüdür. Devrime, sınıfımıza olan inanç ve bağlılıkla, Marksist biliminin ışığında son nefesimize kadar görüngemizi var eden bilinçimizle yaşam emeğin olacak.
‘‘Bu mücadele sınıflar mücadelesidir. Burada el titremesine, tereddüte ve kararsızlığa yer yoktur. Sınıflar mücadelesinde proleterya yoldaşlığının dışında feodal ve ataerkil ilişkilere yer yoktur.’’Mahir Çayan.
Önemli olan
Sıcak gözyaşlarına
Gök kubbeye yayılan
Devrim adına
Ve peşisıra
Alevlenmi yeni kavgalara
Layık ölmek
Ve yeni doğan çocuğa
Ad olmaktır.
Öylesine ölmektir ki
Öldürülenleri
Öldürdüklerine
Türkiye halkı sizlerle gurur duydu, gurur duyuyor özgürlük uğruna elde silah dağda şehit düşenler. Harladığınız devrim meşalesi daha da alevleniyor. Rahat uyuyun, gözünüz arkada kalmasın. .
SUZAN ZENGİN YOLSAŞ ÖLÜMSİZDÜR..
BARIŞ AYDIN
 |