|
En uzun koÅŸuysa elbet
Türkiye'de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koÅŸtu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak...
En hizlisiydi hepimizin,
En önce göÄŸusledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aÅŸk olsun sana çocuk, aÅŸk olsun
DENİZ GEZMİŞ
YaÅŸasın tam bağımsız Türkiye. YaÅŸasın...YaÅŸasın... YaÅŸasın...iÅŸçiler, köylüler kahrolsun emperyalizim.
YUSUF ASLAN
Ben ülkemin bağımsızlığı ve halkımın mutluluÄŸu için ÅŸerefimle bir defa ölüyorum, sizler bizi asanlar...
Biz halkın hizmetindeyiz. Sizler Amerika’nın hizmetindesiniz. YaÅŸasın devrimciler kahrolsun faÅŸizim.
HÜSEYİN İNAN
Ben ÅŸahsi hiç bir çıkar gözetmeden halkımın mutluluÄŸu ve bağımsızlığı için savaÅŸtım. Bu bayrağı bu ana kadar ÅŸerefimle taşıdım. Bundan sonra bu bayrağı Türk Halkı’na emenet ediyorum. YaÅŸasın iÅŸçiler,köylüler ve yaÅŸasın devrimciler. Kahrolsun faÅŸizim.
İdam sehpalarında onurlu insanların onursuzlara son haykırışları. Kim idda edebilir Deniz, Yusuf ve Hüseyin öldü. Evet fiziki olarak aramızda olmaya bilirler, ama onlar hep yaşıyorlar.
1968’lerde tüm Dünya’yı saran devrimci kasırga Türkiye’de de yansımasını buluyordu. Özellikle öÄŸrenci gençlilk bu yükselen mücadelede ki yeri önemliydi. Döneme damgasını vuran isimler Türkiye devrim tarihinde adeta bir çığır açmıştır. Deniz GezmiÅŸ, Yusuf Aslan ve Hüseyin İnan’da öÄŸrenci gençliÄŸin siyasal mücadelede yer alan dönemin yiÄŸit devrimci önderlerindendi. Devrimci saflardaki siyasi-ideolojik-örgütsel saflaÅŸmada milli demokratik devrim safında yer alan Deniz, Yusuf, Hüseyin THKO’yu kurdular.Giderek emperyalizme karşı silahlı mücadelenin gereÄŸini vuguladılar. Ve Türkiye’nin ilklerinden oldular. Åžehirlerdeki askeri çalışmalar 1972’lerde kır faaliyeti ile birlikte yürütüldü. Kaçırma, kamulaÅŸtırmalar, silahlı çatışmalar bir birini izledi. Bir çok devrimci çatışmalarda vurulurken Deniz GezmiÅŸ ve Yusuf Aslan Sivas Åžarkışla’da Hüseyin İnan Kayseri Pınarbaşı’nda tutsak düÅŸmeleri ile sonuçlanan süreç yaÅŸandı. 12 Mart faÅŸizmin mahkemeleri Deniz, Yusuf ve Hüseyin’i anayasayı ve devlet düzenini deÄŸiÅŸtirmek istadikleri iddası ile 9 Kasım 1971’de idam cezasına çarptıdı ve 6 Mayıs 1972 sabahı üç karanfil dar aÄŸacında idam sehpalarını tekmeleyerek sloganlarla ölümsüzleÅŸtiler. Bilincinize yüreÄŸinize, özünüze iÅŸlediÄŸiniz ışıkla yeni bir Türkiye yaratmak yeni bir yaÅŸam, yeni bir sevda için çıkmıştınız yola o sevdalar bugün Türk, Kürt, Laz, Çerkez ve çeÅŸitli miliyetlerde Türkiye halklarının onurlu gençliÄŸin elerinde bir bayrak, bir ışıksınız. İdam sehpasını kendi itecek kadar ölümden korkmayan cesur, kararlı, önder insanlarsınız. BaÅŸkan MAO diyorya ‘bazı ölümler varki kuÅŸ tüyünden hafiftir, bazı ölümler vardır ki Tay Dağı’ndan ağırdır’ İşte sizin gibiler için bu örnek verilmiÅŸtir. Sizin için en güzel sözü büyük üstad Can Yücel baba söylemiÅŸtir.
En uzun koÅŸuysa elbet
Türkiye'de de Devrim
O, onun en güzel yüz metresini koÅŸtu
En sekmez luverin namlusundan fırlayarak...
En hizlisiydi hepimizin,
En önce göÄŸusledi ipi...
Acıyorsam sana anam avradım olsun
Ama aÅŸk olsun sana çocuk, aÅŸk olsun
Deniz’i yazmaya kelimeler yetmez. Onu tanımayanlar için babasına yazdığı son mektubu okusunlar Deniz’i anlamaya yeter sanırım.
Baba,
Mektup elinize geçtiÄŸinde ben aranızdan ayrılmış bulunuyorum. Ben ne kadar üzülmeyin dersem yine de üzüleceÄŸinizi biliyorum. Fakat bu durumu metanetle karşılamanı istiyorum, insanlar doÄŸar, büyür, yaÅŸar, ölürler, önemli olan çok fazla yaÅŸamak deÄŸil, yaÅŸadığı süre içinde fazla ÅŸeyler yapabilmektir. Bu nedenle ben erken gitmeyi normal karşılıyorum. Ve kaldı ki benden evvel giden arkadaÅŸlarım hiçbir zaman ölüm karşısında tereddüt etmemiÅŸlerdir. Benim de düÅŸmeyeceÄŸimden ÅŸüphen olmasın, oÄŸlun, ölüm karşısında aciz ve çaresiz kalmış deÄŸildir, o bu yola bilerek girdi ve sonunun da bu olduÄŸunu biliyordu. Seninle düÅŸüncelerimiz ayrı ama beni anlayacağını tahmin ediyorum. Sadece senin deÄŸil Türkiye'de yaÅŸayan Kürt ve Türk halklarının da anlayacağına inanıyorum. Cenazem için avukatlarıma gerekli talimatı verdim. Ayrıca savcıya da bildireceÄŸim. Ankara'da 1969'da ölen arkadaşım Taylan Özgür'ün yanına gömülmek istiyorum. Onun için cenazemi İstanbul'a götürmeye kalkma, annemi teselli etmek sana düÅŸüyor, kitaplarımı küçük kardeÅŸime bırakıyorum. Kendisine özellikle tembih et. Onun bilim adamı olmasını istiyorum, bilimle uÄŸraÅŸsın ve unutmasın ki bilimle uÄŸraÅŸmak da bir yerde insanlığa hizmettir, son anda yaptıklarımdan en ufak piÅŸmanlık duymadığımı belirtir, seni, annemi, aÄŸabeyimi ve kardeÅŸimi devrimciliÄŸimin olanca ateÅŸi ile kucaklarım.
OÄŸlun Deniz GezmiÅŸ. Merkez Cezaevi
Ve diyorumki DENİZ, HÜSEYİN, YUSUF doÄŸmamış binlerce çocuÄŸa ad olmadılarmı.......
Önemli olan
Sıcak göz yaÅŸlarına
Gök kubbeye yayılan
Devrim adına
Ve peşi sıra
AlevlenmiÅŸ yeni kavgalara
Layık ölmek
Ve yeni doÄŸan çocuÄŸa
Ad olmaktır
Öylesine ölmektir ki
Öldürenleri
Öldürdüklerine
Bin piÅŸman etmektir
Ve ÅŸahidimizdir o yüce daÄŸlar her türlü silah üstünlüÄŸüne raÄŸmen kimlerin kağıttan kaplan olduklarına. Her savaÅŸ kendi yasalarını yaratıyor, bu yasaları en iyi bilen,kafasıyla teorisiyle bilinçli ve pratiÄŸi ile bu savaşın içinde olanlardır. Nihayet öyle oldu 38 yıldır sürdürdüÄŸünüz savaşın yasalarınıda en iyi bilen devrimcilerdir.
Siz ki canınızı verdiniz halkımız için
Siz ki herÅŸeyinizi verdiniz bu kavga uÄŸruna
GöÄŸsümüzde onurla dalgalanan kavganın bayrağına
Siz ki al rengini verdiniz
Ey ölümsüz halkımız için topraÄŸa düÅŸenlerimiz
IÅŸkence hanelerde direnenlerimiz
Nikah masasına gider gibi gülerek idama gidenler
Ey yüce oÄŸulları halkımızın
Gururla ve sabırla dinlenin şimdi
Kavganınızı sürdürüyor yoldaÅŸlarınız
BARIŞ AYDIN PARİS 30/04/2010
 |