|
Onlar...
Onlar bizim analarımız Karadenizde çay yükü altında doÄŸuran, fındıktan beÅŸik yayıp sallayan bebesini. Yemeyip yediren, bir fidan yetiÅŸtirir gibi özenle büyüten rüzgardan dahi sakınan Türkiye Kürdistan’ında asker dipciÄŸinin önüne kendini atan, koruyup kollayan, gözeten analarımız, Çukurova’da pamuk tarlalarında kızgın güneÅŸten sıtmadan korumak için yavrusunu dört dönen. Ege’de zeytinde, tütünde çilesini büyüten analarımız. Habire boÅŸ memelerini emzirten kıtlıkta ve kaplan kesilir evladına zarar geldiÄŸinde.
Onlar öyle saldırır düÅŸmanın üzerine gözü karadır. Korku nedir bilmez o an korku gömülür, sonsuz ana sevgisinin karsısında tarihin çöplülüne. Onlar Galata Saray Lisesi’nin önünde filizlenen kayıpların sesiydi. Onlar Cumartesi Annelariydi ÅŸimdi çığlık oldular. ANALARIN ÖFKESİ KATİLLERİ BOÄžACAK diye tekrar suluyorlar, can oluyorlar, kan oluyorlar evlatlarına onlar. BoÄŸazı sıkılarak, nefesiz bırakılarak gözaltına alınanlar. BeyoÄŸlu’nda ‘‘ Tesadüfen geçiyordum buradan deÄŸil mi?’’ savcıya diyen hırşımla. ‘‘Hayır, hücrelere karşı olduÄŸum için oradaydım.’’ diyenler onlar. Bergama zindanın önünde gaz bombalarının, silahların, kepçelerin gürültüsüne dayanamayıp jandarma arabasının önüne atarak kendini ‘‘ Önce beni öldürün.’’ diyenler onlar. Bu meydanı unutmayın. DüÅŸmanın karşısında aÄŸlamayan, sızlamayan dimdik duran ve ‘‘Alacağımız var devletten.’’ diyen yine analar. Halepçe’de yavrusu zehirlenmesin diye kendini siper eden onlar deÄŸil mi. Onlar bizim analarımız. Elleri nasırlı, saçları erken beyazlaÅŸmış gözlerinde acı ve kin harmanı onlar kabına sığmayan, öfkeli bir yanardaÄŸ gibi patlamaya hazır. Yürekleri yangın onların ve ÅŸimdi bileniyor öfkeleri her saldırıda kinleri derya olup koparıyor. Çünkü evlatları katlediliyor, kolları kopartılıyor, kafaları parçalanıyor, tecavüze uÄŸruyor, delik deÅŸik ediliyor, zehirlenmeye çalışılıyor. Öfke alanlarda ÅŸimdi, analar alanlarda. Ana olmak yürek istiyor ÅŸimdi. Koruyan, gözeten ana, ana olmak yürek ister. ‘‘ Önce ben’’ diyebilmek silahlı düÅŸmana yürekleri yangın olur analarının ve sarar dört bir yanı Latin Amerika’dan Türkiye’ye haykırır. Tüm yürekler bir olup ANALARIN ÖFKESİ KATİLLERİ BOÄžACAK.
Anaların öfkesi katilleri yakacak diye. Evet anneler günü yine bir anneler gününü geride bırakıyoruz. Annelerin göz yaÅŸlarının dökülmediÄŸi bir dünya için.
Nazım’dan analara bir ÅŸiir armaÄŸan ediyorum.
KADINLARIMIZ
Toprak öyle bitip tükenmez,
daÄŸlar öyle uzakta,
sanki gidenler hiçbir zaman
hiçbir menzile eriÅŸemeyecekti.
KaÄŸnılar yürüyordu yekpare meÅŸaleden tekerlekleriyle
Ve onlar
ayın altında dönen ilk tekerlekti.
Ayın altında öküzler
baÅŸka ve çok küçük bir dünyadan gelmiÅŸler gibi
ufacık kısacıktılar
ve pırıltılar vardı hasta kırık boynuzlarında
ve ayakları altından akan
toprak,
toprak,
ve topraktı.
Gece aydınlık ve sıcak
ve kağnılarda tahta yataklarında
oyu mavi humbaralar çırılçıplaktı.
Ve kadınlar
birbirlerinden gizleyerek
bakıyorlardı ayın altında
geçmiÅŸ kafilelerden kalan öküz ve tekerlek ölülerine.
Ve kadınlar
bizim kadınlarımız:
korkunç ve mübarek elleri
ince, küçük çeneleri, kocaman gözleriyle
anamız, avradımız, yarimiz
ve sanki hiç yaÅŸanmamış gibi ölen
ve soframızdaki yeri
öküzümüzden sonra gelen
ve daÄŸlara kaçırıp uÄŸrunda hapis yattığımız
ve ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki
ve kara sabana koşulan ve ağıllarda
ışıltısında yere saplı bıçakların
oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan
kadınlar,
bizim kadınlarımız
şimdi ayın altında
kaÄŸnıların ve hartuçların peÅŸinde
harman yerine kehriban baÅŸlı sap çeker gibi
aynı yürek ferahlığı,
aynı yorgun alışkanlık içindeydiler.
Ve onbeÅŸlik ÅŸaraplenin çeliÄŸinde
ince boyunlu çocuklar uyuyordu.
Ve ayın altında kağnılar
yürüyordu AkÅŸehir üzerinden Afyon`a doÄŸru.
06/05/2010 BARIÅž AYDIN
 |