|
UÄŸraÅŸ dolu yollardan geldik
Kimilerimiz birer dal gibi devrildi
Mayıs çiceklerini görmeden
OkÅŸamadan Dermeden
Özlemleriyle gömdük ölülerimizi
Dumanlı dağların doruklarında
Buz mağralarına
Ve,
Mezarlarına basarak yolumuza devam ettik
...
Tarih düÅŸünce ve isteklerini iktisadi geliÅŸimine, en ileri, sınıfın ihtiyaçlarına denk düÅŸen ve bunları doÄŸru biçimde dile getiren nice kahramanlar, önderler yaratmıştır.
Birey ve toplum, önderlik ve kitleler arasındaki çeliÅŸkide belirleyici olan toplum ve kitleler üzerinde etkisi vardır ve bu etki belirli koÅŸullarda belirleyici bir rol oynar. Üretici güçlerin geliÅŸim aÅŸamasının proleteryayı en ilerici sınıf olarak tarih sahnesine çıkardığı dönemde bu belirleyici rol kendiliÄŸinden gelme hareketin deÄŸil bilimsel bilgiden kominist ideoljinin formüle edilmesi ve sınıf müdahalesi pratiÄŸine sokulmasıdır.
Tüm dünyada devrim dalgasını kabartan büyük PLORETER KÜLTÜR DEVRİMİ’nin rüzgarı ve Marksizim, Leninizim ve Maoizmin Türkiye’ye giriÅŸinde 1972’ye deÄŸin yaÅŸanan süreç çeÅŸitli milliyetlerden Türkiye proleteryasının kaderi ile ilgili bu belirleyici görevi baÅŸarıyla yerine getiren bir koministi. Marksizim, Leninizim ve Maoizmin bilimini özümseyerek bunun topraklarımıza yansıması olan tezleri ortaya koyan ‘bilim ve kitlelerin kendiÄŸinden hareketi arasında organik bir köprü vazifesi gören Kominist Partiyi’ inÅŸa eden bir önderdi.
İbrahim Kaypakkaya’yı yarattı. Kemalizme ‘‘Anti emperyalist’’ ‘‘ ilerici’’ misyonlarının yüklenerek tabulaÅŸtırtığı bir dönemde İbrahim Kaypakkaya Kemalizmin doÄŸru bir sınıfsal tahlilini yaparak onun faÅŸist özünü gözler önüne serdi emperyalizmin Türkiye’deki sömürücü ve iÅŸ birlikçi uzantısından baÅŸka birÅŸey olmadığını çarpıtılmaz bir biçimde açığa çıkardı. Kürt Ulusunun bir ulus olduÄŸunu bilimsel bir ÅŸekilde ispatlayarak, ulusların kendi kaderini tayin hakkının tavizsiz savundu. Sorunu proleteryanın çıkarları açısından ele alarak ortak örgütlenme ve mücadele konusunda somut bir anlayış koydu. Bir taraftan Cumhuriyet tarihinin parlak bir tahlili ile bu tezlerini perçinledi, dönemi aydınlattı.
Mao Zedung’un bilime yaptığı nitel katkıların ışığında, tüm bunlardan yola çıkarak, halkın düÅŸmanı yenmedeki üç silahına subjektivisizmden, revizyonizmden ve doÄŸmatizmden arınmış kitlelerle kaynaÅŸmış, teoriyi, pratiÄŸi birleÅŸtiren, öz eleÅŸtiri yöntemini uygulayan, çelik disiplinli bir kominist partisi; böyle bir partinin önderliÄŸinde halk silahlı kuvvetleri yine böyle bir partinin önderliÄŸinde halkın birleÅŸik cephesine dikkati çekerek çeÅŸitli milliyetlerden emekçi halkı, ülkemizdeki iktidarı almadaki biricik silah olan HALK SAVAÅžI teorisi ile silahlandırdı.
Ülkemizde modern revizyonizme ve sosyal emperyalizme karşı ilk olarak mücadele bayrağını açan İbrahim Kaypakkaya, Türkiye proleteryasının Maoizmin sosyalizmde sınıflar mücadelesi ve devrimin proleterya diktatörlüÄŸü altında sürdürmesi konusundaki görüÅŸlerini özümsemesini saÄŸladı.
Onun yıllar önce tartışmasız bilimsel tahlillere dayandırarak ortaya koyduÄŸu bu görüÅŸler gelinen aÅŸamada ve dünyada yaÅŸanan toplumsal pratik tarafından doÄŸrulandı, doÄŸrulanıyor. İnsanlığı altın çaÄŸa götürecek olan proleteryanın iÅŸine yarayan ne bu yüzden sadece, çıkarken proleteryanın çıkarlarına denk düÅŸen komünistler tarafından bütünlüklü olarak savunula gelen bu görüÅŸlerin pek çoÄŸu, toplumsal pratiÄŸin dayanılması yüzünden ucundan kıyısından; özde deÄŸil ama biçimsel olarak farklı sınıfların temsilcileri tarafından da; kah onun adı anılmadan, kah halkımızın ona duyduÄŸu güvende sömürülmeye çalışarak savunulmaya çalışıyor. Bu da, bu programatik görüÅŸlerin hayatta karşılığını bulan etki gücünü gösteriyor.
Sadece revizyonizme ve etkilerine karşı mücadelede sistemleÅŸen bu görüÅŸlerini ortaya koymakla kalmayan İbrahim Kaypakkaya can bedeli bir fedakarlık ve komünist bir azimle bu görüÅŸlerini hayata geçirmeye bozkırı kuru yerlerden tutuÅŸturmaya ‘‘giriÅŸmiÅŸtir’’ ve düÅŸman tarafından esir alındığında da düÅŸüncelerinden soyutlanmış bir yiÄŸitlik tavrıyla deÄŸil, tamda proleteryanın çıkarlarını gerçekten savunanların yaptığı gibi düÅŸmana onu ölüme mahkum edecek kadar korku salan düÅŸüncelerini dolaysız haykırarak karşılık verir ‘‘bilmiyorum’’ demez, ‘‘biliyorum, söylemem’’ der, direnmenin tüm benliÄŸine yayılmış doÄŸallığı; kendisine ve düÅŸüncelerine olan güveni ve kiniyle, öfkesiyle, coÅŸkusuyla onun iÅŸkence hanelerdeki ser verip sır vermeme tavrı, ‘‘YAÅžASIN HALK SAVAÅžI’’ diyen YaÅŸasın Marksizm, Leninizm ve Maoizm diyen tavizsiz savaÅŸan proleter çizginin bir parçasıdır.
Bugün proleterya ideolojisi önderliÄŸinde ezilen halkların emperyalizme ve yerli uÅŸaklarına karşı yürütüÄŸü halk savaÅŸları yükselmeye devam ediyor. Yeryüzü proleterya önderliÄŸinde insanlığın altın çaÄŸa doÄŸru fırtınalı yürüyüÅŸüne tanık oluyor. ÇeÅŸitli milliyetlerden Türkiye proleteryası dünya devriminin bir parçası olan devrimimizin klavuzuna ve öncü örgütüne sahiptir. KurtuluÅŸ İbrahim Kaypakkaya’nın formüle ettiÄŸi bu programatik görüÅŸlerin pratiÄŸe, geçirilerek zenginleÅŸtirilmesinden geçmektedir.
Ey sabır
YüreÄŸimin mihenk taşı
Sen bilirsin yüreÄŸimi
Sen tanırsın beni
Ben halkımın
Kanar güllerinden biriyim
Kahkahalarım ÅŸeker uçuÅŸur
Namluda, sehpada, mahpusta
Kan kırmızı yüreÄŸim duyulur
Insana sevginin türküsü
Ve öfkenin keskini
Ben halkımın çocuÄŸuyum
Yaşama sımsıkı sarılmış
Esir ama yürekli
BARIÅž AYDIN
 |