ÅžEYH HASAN OCAÄžI VE SİNEMİNLİ OYMAÄžI ÜZERİNE YENİ BİLGİLER
ÖZET
AraÅŸtırma Dergimizin daha önceki sayılarında Åžeyh Hasan Ocağı ile ilgili elimize ulaÅŸan bilgileri ve deÄŸerli yazarların yazılarını yayınlamıştık. Bu sayımızda elimize ulaÅŸan yeni belgeleri siz okuyucularımıza sunmaktayız. Bu belgeler Åžecere, İcazetname ve Mahkeme Tutanaklarından oluÅŸmaktadır.
Belgeler, Tunceli Cemevi Dedesi Mustafa DoÄŸanoÄŸlundan AraÅŸtırma Merkezimize verilmiÅŸtir. Belgelerin en önemli özelliÄŸi, Åžeyh Hasan Ocağı ile direkt bilgi olmasa bile Åžeyh Hasan aÅŸireti ile ilgili baÄŸlantıları ortaya koymasıdır. Ayrıca Sineminli aÅŸireti ile ilgili ayrıntılı bilgi veriyor olması, belgelerin deÄŸerini artıran baÅŸka bir özelliÄŸidir.
ABSTRACT
In the previous issues of our Research Quarterly, we have published both the documents that we have received about Sheikh Hasan Family and the writings of estimable authors.In this issue also we are presenting you new documents that we have received. These documents consist of Pedigree, İcazetname, and Court Records.
These documents were donated to our Research Center by Mustafa DoÄŸanoÄŸlu who was the Grandfather of Tunceli CemHouse. The most important feature of the documents is that despite not presenting information directly about Sheikh Hasan Family, they present important connections with Sheikh Hasan Clan. Another feature that increases the value of the documents is that they present detailed data about Sineminli Clan.
Anahtar Kelimeler: Şeyh Hasan Ocağı, Şecere, İcazetname, Mustafa Doğanoğlu, Sineminli Ocağı
Key Words: Sheikh Hasan Family, Pedigree, icazetname, Mustafa DoÄŸanoÄŸlu, Sineminli Clan.
SunuÅŸ
Dergimizin bu sayısında yayımlayacağımız belgeler, Tunceli cemevi dedesi Hasan DoÄŸanoÄŸlu tarafından AraÅŸtırma Merkezimize verilmiÅŸ 15 belgeden oluÅŸmaktadır. Bunlar arasında bir kısmı mahkeme kayıtları ve bazı tutanaklardan oluÅŸmakta bir kısmı ise icazetname ve ÅŸecerelerden oluÅŸmaktadır. Elimize geçen belgelerin en önemli özelliklerinden birisi Sineminli aÅŸiretine ait olması ve Åžeyh Hasan Ocağına baÄŸlı bir dedenin elinde bulunmasıdır. Bu, aklımıza bazı temel varsayımları getirmektedir. Bunlar arasında birincisi, Sineminli oymağının Åžeyh Hasan Konfederasyonu içinde yer alıyor olması ve zaman içinde icazetname ve ÅŸecerenin sonradan Kerbela Dergâhı’nda tasdik ettirilmesidir. İkincisi ise, belgelerin ÅŸeyh Hasan ocağı ile hiçbir ilgisi olmadığı halde tamamen Sineminli aÅŸiretine ait belgeler olması ve Åžeyh Hasan Ocağı dedelerinin eline sonradan geçmiÅŸ olmasıdır. Her iki olasılıkta da Åžeyh Hasan Ocağı ile Sineminli oymağı arasındaki iliÅŸki belgelenmiÅŸ olmaktadır. Elimizdeki belgelerin bir baÅŸka önemli özelliÄŸi, merkezi Harput olmak üzere, Erzincan, MaraÅŸ, Malatya, Tunceli ve hatta baÄŸlantıları ile düÅŸünülürse Kayseri ve Adana ve çevresinde yaygın bir biçimde yaÅŸayan baÅŸka oymak ve toplulukları, onların mezralarını da içine almasıdır. Åžecerelerde geçen Seyit BektaÅŸ’ın 1530 tarihli Defter-i Hakani’deki kayıtlarda bulunan yer adları ve cemaat adları ile karşılaÅŸtırılması sonucunda Sineminli aÅŸiretinin baÄŸlantıları ve orijini ile ilgili kesin bilgilere de ulaÅŸmaktayız.
Elimizde bulunan ve aÅŸağıda okuyacağınız belgeler arasında III. Ahmet dönemine ait Ferman ve Buyruldular bugün artık yerini bile tam olarak bilemediÄŸimiz Harput’ta bir Minli Tekkesi’nin bulunduÄŸunu, bu tekkeye ait geniÅŸ bir vakıf ve vakıf arazilerinin bulunduÄŸunu göstermektedir. Böylece Sineminli aÅŸiretinin de bütün Güney DoÄŸu bölgemizde yaygın Minli aÅŸiretinin ocağını oluÅŸturduÄŸu rahatlıkla görülmektedir. Belgelerin ve fermanların 1700’lü yılların başında verilmiÅŸ olması, Anadolu’da henüz bozulmanın tam olarak baÅŸlamadığı ve belgelerin rüÅŸvetle ve hatır baÄŸlantısı ile alınmasının tam yaygınlaÅŸmadığı döneme rastlaması da çok önemli bir baÄŸlantıyı ortaya koymaktadır. Bu belgelerden anlaşıldığına göre, Sineminli Oymağı’nın temsilcileri geniÅŸ bir vakıf arazileri bulunan Harput’taki Minli Tekkesinin mütevellisi olan bir ailedir. Mütevelli, askerlik ve vergiden muaf tutulmuÅŸtur. Nitekim III. Ahmet’in gönderdiÄŸi fermandan açıkça anlaşıldığına göre bilinmeden tahsil edilen verginin tekrar iade edilmesi istenmektedir.
İcazetname ve ÅŸecerelere gelince; anlaşılan aile, vakıf mütevellisi olarak ailenin kimliÄŸini yeniden belgeleme ihtiyacı duymuÅŸ ve bunun içinde bir heyet halinde Kerbela’ya giderek kendilerinin İmam Zeynel Abidin soyundan geldiÄŸini belgelemeye çalışmıştır. Kendilerine buradan verilen ÅŸecereyi ise daha sonra Harput Kadısından tasdik ettirmiÅŸler ve elinde belge bulunan bir ailenin bu belgesinin Ehl-i Beyt soyundan geldiklerini kanıtlamaya yeterli olduÄŸunu bir fetva ile de pekiÅŸtirmiÅŸlerdir. Ancak burada bir noktayı vurgulamamız gerekmektedir. Daha önce yayınladığımız belgelerde de olduÄŸu gibi Erdebil Dergâhı’nın, Kerbela Dergâhı’nın, İstanbul’da bulunan ve sadece seyitlik belgelerini inceleyerek yenileyen Nakibü’l EÅŸraflık kurumunun ve Hacı BektaÅŸ Çelebilerinin 16. yüzyıldan sonra verdikleri ÅŸecere ve icazetlerin gerçekliÄŸine kuÅŸku ile bakmamız gerekmektedir. Çünkü bu belgelerin düzenlenmesi sırasında gereken titizliÄŸe bu tarihlerden sonra fazlaca uyulmadığı, hatta her gelen ve talep edene bu belgelerin verildiÄŸini görüyoruz. Bu yüzden ele geçirilen belgelerin
mutlaka baÅŸka kaynaklarla desteklenmesi ve belgelenmesi gerekmektedir. Elimizdeki belgeler bize ailenin kültürlü ve çevresinde etkin bir aile olduÄŸunu göstermektedir. Ayrıca belgelerde sözü edilen yer adları ve baÄŸlantıları ile Sineminli AÅŸireti’nin alt grupları arasındaki baÄŸlantı bu belgelerden yaklaşık 150 sene önce düzenlenmiÅŸ olan Osmanlı Defter-i Hakanisinde de yer almaktadır. Bu yüzden yayınladığımız belgelerin bilimsel araÅŸtırmalar için çok dikkat çekici bir malzeme olduÄŸu gözden uzak tutulmamalıdır. Ancak buradaki temel sorunlardan biri ailenin Åžeyh Hasan Ocağı ile baÄŸlantıları konusundadır. Her ne kadar Hacı BektaÅŸ Çelebileri tarafından böyle bir belge verilmiÅŸse de daha önce de sık sık belirttiÄŸimiz gibi bu uygulama geleneÄŸe aykırı olarak yapılmıştır. Çünkü Anadolu’da bulanan ocakların tamamı birbirlerine “El Ele El Hakka” ilkesine göre bir hiyerarÅŸik yapı ile baÄŸlıdır. Hiçbir ocak doÄŸrudan Hacı BektaÅŸ Dergâhı’na baÄŸlanmamıştır. 18. yüzyılın ortalarından baÅŸlayarak Hacı BektaÅŸ Çelebilerinin verdikleri icazetname ve ÅŸecerelerin bu ilkelere baÄŸlı olmadığını görüyoruz. Bundan önceki yazılarımızda da altını çizdiÄŸimiz bu gerçeÄŸin bazı gerekçeleri de bulunmaktadır. Bunları ÅŸöyle sıralayabiliriz:
a. Ocaklara baÄŸlı köylerin ve yerleÅŸim yerlerinin birbirinden çok uzak olmaları, önceleri yol güvenliÄŸi ve kalkınmışlık düzeyinin yüksek olması sebebiyle dedeler bütün bu köylerde düzenlenen cem törenlerine katılıyorlardı. Ancak yol güvenliÄŸinin olmaması sebebiyle dedeler cem ve görgüye gidemez oldular. Bazı köyler ve ocaklar da buna bir çözüm olarak Hacı BektaÅŸ Çelebilerinden icazet alma yoluna gittiler.
b. Bazı ocaklar, dedeleri, sayıları ve birbirleri ile baÄŸlantıları sebebiyle yeterli olamadılar. Bu yüzden düzenlenen cemlere katılamadılar. Bunu da iki biçimde çözdüler: Birincisi dikme ad verilen, dede yerine vekaleten görev yürütenler. İkincisi ise Hacı BektaÅŸ Çelebilerinin verdikleri icazetname ve ÅŸecerelere baÄŸlı olarak.
c. Son olarak da, Çelebilerin Anadolu’da ocakları kontrol etmelerini daha da kolaylaÅŸtıran bir merkezî yapı oluÅŸturmak amacına yöneliktir. Bazı ocakların baÄŸlantılarının kopması üzerine kendilerine baÄŸlı olan kimselerin talepleriyle böyle bir belgenin verilmesidir.
Bu yüzden Åžeyh Hasan Ocağı’na baÄŸlı olarak Hacı BektaÅŸ Çelebisinin verdiÄŸi icazetnameyi baÅŸka belgelerle tam olarak doÄŸrulayamadığımız için kuÅŸkuyla bakmak gerekmektedir.
Bu belgelerin incelenmesi sonucunda ortaya çıkan bir baÅŸka nokta ise daha önce yayımladığımız belgelerde olduÄŸu gibi Anadolu kırsal alanının sanıldığı kadar kültürel düzeyi düÅŸük bir bölge olmadığı, aksine döneminin hukuk sistemini izleyecek kadar güçlü bir bilgi birikiminin oluÅŸtuÄŸu da gözlenmektedir. Buna baÄŸlı olarak mezralar, köyler ve ilçeler arasında olduÄŸu gibi iller arasında da sıkı bir haberleÅŸme ve bilgi akışının göz önünüde tutulması gerektiÄŸidir.
MaraÅŸ’ın Bostan kasabasından gelen bu belgenin Åžeyh Hasanan Ocağı’na ait olup olmadığını kesin olarak bilmiyoruz. Ancak bu belgeyi bize ulaÅŸtıran Mahmut DoÄŸanoÄŸlu Dede, Åžeyh Hasan Ocağı’na baÄŸlı bir dededir ve onun ifadesinden çıkılarak Åžeyh Hasan Ocağı’na ait
olması olasılığı üzerinde duruyoruz. Kendisinin ifadesine göre ailesi daha önce Elazığ’a baÄŸlı Şıh Hasan köyünden Tunceli’ye gelip yerleÅŸmiÅŸtir. Ellerinde çok sayıda belge bulunduÄŸunu ancak bunların bir kısmının göç sırasında kaybolduÄŸunu söylemektedir. Belgelerin üzerindeki tüm bilgiler gözden geçirildiÄŸi zaman geniÅŸ bir coÄŸrafya parçasına yayılmış olan Sinemilli oymağının temsilcileri olan bir aile ortaya çıkmaktadır. Bu ailenin baÄŸlı olduÄŸu oba veya alt birim olarak da yine Osmanlı Vergi kayıt defterlerinde daha kesin bilgilere ulaÅŸma olasalığı ortaya çıkmaktadır.
Elimizde bulanan belgelerden kimisi, Åžeyh Hasan’ın soyunu ya da tarikat yolunu Zeynel Abidin’e, kimisi oÄŸlu Ali’ye veya Zeyd’e, kimisi Muhammed Hanifi’ye veya Musa-i Kazım’a, kimisi Hz. Ali’nin oÄŸlu Celal Abbas’a çıkarmaktadır. Bizim gördüÄŸümüz belgelerin bir kısmı beÅŸ yerden alınmış farklı vesikalardır. Tarihi gerçeÄŸe en yakın olan Tunceli köylerindeki bazı vesikalar ile Åžeyh Hasan ve Onar köyüne ne ait mezar taÅŸları daha önce yayımlanmıştı. Burada:
“MaraÅŸ’ın Bostan kasabasında oturan Seyyid Kalender oÄŸlu Hamza oÄŸlu Seyyid Mustafa oÄŸlu Seyyid Ali oÄŸlu Seyyid BektaÅŸ, Kerbela’da bulunan Divan nikabetini 1107/1695 yılında ziyaret ederek intisab etmiÅŸ olup, yanında bulunan ve kendi memleketinin halkının çoÄŸu da bu baÄŸlılığa ÅŸahit olmuÅŸlardır. Bunlar dini bütün ve adaletlerine güvenilen kimselerdir. İsimleri ÅŸunlardır: Seyyid Hasan oÄŸlu BektaÅŸ, Molla Hasan oÄŸlu Seyyid Veli. Bunların soylarının temiz olduÄŸu ve kendilerinin ebe ecdaddan seyyid oldukları ÅŸüphe götürmez bir gerçektir.” denilmektedir.
Burada memleketinin halkının çoÄŸunluÄŸu da ÅŸahit olmuÅŸlardır, denilmekte ve bunu kanıtlamak için ise güvenilir iki tanık gösterilmektedir. Anlaşıldığına göre bu iki tanık, Bostan ilçesi halkının Seyyid BektaÅŸ’ı Seyyid olarak tanıdıklarını söylemiÅŸlerdir. Ancak ifadeden sanki ilçenin tamamının gelerek tanıklık ettiÄŸi anlamı çıkmaktadır. Bu bakımdan böyle verilmiÅŸ bir çok soy ÅŸeceresi ve buna baÄŸlı icazetnamelerin güvenilirlikleri yukarıda da belirttiÄŸimiz gibi kuÅŸkuludur. Ne var ki belgenin üzerindeki tarih 1695 yılıdır. Bu yıllarda Kerbela Dergâhından verilen belgelerin güvenilirliÄŸi konusunda kesin bir yargıya varamadığımızı da belirtelim. Ancak 18. yüzyıl baÅŸlarından itibaren verilen belgelerin önemli bir kısmına kuÅŸkuyla bakmamız gerekmektedir. Bu durum sosyal-siyasal-ekonomik ortama baÄŸlı olarak ÅŸekillenmiÅŸtir.
Seyyit BektaÅŸ’a verilen Åžecere’nin tarihi milâdî 1695’tir. AÅŸağıda tam metinini ve günümüz Türkçesi ile açıklamasını bulacağınız mahkeme tutanağı ise, 1709 tarihini taşımaktadır. Her iki belgenin de aynı aileden gelmesi, bize Seyit BektaÅŸ’la Seyyit İbrahim arasında bir akrabalık bağının bulunduÄŸunu ortaya koymaktadır. Yine ÅŸecerede Seyyit BektaÅŸ’ın iki kardeÅŸinden olan yeÄŸeninin adları da Seyyid İbrahim’dir. Bu iki Seyyit İbrahim’den birinin Harput Kadısı olduÄŸunu düÅŸünebiliriz. EÄŸer ailenin ileri gelenleri o sırada Harput Kadılığı görevini yapıyorsa, bu da onların eÄŸitimli ve bölgede geniÅŸ yetkilere sahip bir aile olduÄŸunu gösterir. Belgenin bize Tunceli’den gelmesi, Tunceli’nin o dönemde daha çok Harput’a baÄŸlı olması ve bütün resmî iÅŸlerin buradan yürütülmesi sebebiyle ailenin Tunceli, MaraÅŸ bölgesinde tanınan bir aile olduÄŸunu göstermektedir. Buna yayımladığımız padiÅŸah fermanlarındaki bilgileri de eklediÄŸimiz zaman Minli Tekkesi mütevellisi olan aile olduÄŸu anlaşılmaktadır.
Belgede adı geçen Bostan, MaraÅŸ’a baÄŸlı bir kasaba olarak gösterilmektedir. Oysa 998 Numaralı Defter-i Hakani’nin MaraÅŸ’la ilgili kısmında Bostancı mezrasına rastlanmaktadır. (998 Numaralı Defter-i Hakani, 199:120) Bu da belgede adı geçen Seyyit BektaÅŸ’ın bir ilçe merkezinde yerleÅŸmiÅŸ olmadığını göstermektedir. Yine aynı defterdeki kiÅŸi ve cemaat adlarına baktığımız zaman bölgede Seyyid Zeynelabidin soyundan gelen Seyyid Ahmed ismine rastlıyoruz ki bu seyyid grubu “Küreciyan Taifesi” olarak belirtilmektedir. (Defter-i Hakani, 1999:83)
Küreciyan Taifesi, yine aynı defterin cemaat adları bölümünde gözden geçirildiÄŸi zaman BektaÅŸlu Cemaati kaydı bulunmaktadır. (Defter-i Hakani, 1999: 71) “Yörükan-ı MaraÅŸ” olarak adlandırılan birden fazla BektaÅŸlu Cemaati bulunmaktadır. Seyyid BektaÅŸ’ın bu cemaatlere mensup olması kuvvetle düÅŸünülebilir. Ancak elbette ki elimizdeki belgelerden yaklaşık 150 yıl daha eski olan Defteri Hakani kayıtları (1530) buna bir kesinlik kazandırmaz. EÄŸer aralarında bir ilgi olduÄŸunu düÅŸünürsek, Bostancı mezrasının Sineminli oymağının beyobası olduÄŸu yargısına da varabiliriz.
Elimizde bulunan diÄŸer belgelerin tamamı da yine bu ailenin çeÅŸitli hukukî sorunları ile ilgili olarak gerçekleÅŸmiÅŸ mahkeme tutanakları, senet ve benzeri belgelerdir. Ancak bu belgelerin hiç kuÅŸku götürmeyen bir boyutu varsa o da:
1. Ailenin sadattan ve saygı duyulan bir aile olduÄŸunu Osmanlı padiÅŸahı III. Ahmet’in verdiÄŸi bir fermandan anlıyoruz.
2. Elimizdeki en eski belgeden, ailenin 1695 yılında MaraÅŸ’ın Bostancı mezrasında yaÅŸadığı ve buranın da Sineminli Oymağının beyobası, yani aÅŸiret merkezi olduÄŸunu göstermektedir.
3. Aileye ait MaraÅŸ, Darende, Elbistan, Pınarbaşı, Tunceli (Piran), Erzincan (Karyoz), Malatya ve Elazığ’da köy mezra ve vakıf arazilerinin olduÄŸu görülmektedir.
4. Ailenin, bölgenin bürokratları arasında yetiÅŸmiÅŸ mensupları bulunduÄŸu anlaşılmaktadır.
DiÄŸer belgelerin de gelmesiyle birlikte sanıyoruz ki Sineminli oymağı ile Åžeyh Hasan Ocağı arasındaki ilgiliyi güçlendirecek yeni bilgiler ortaya çıkacaktır. Ancak Ali Abbas Ocağının belgelerini yayımladığımız sayımızda Milli AÅŸiretinin bir Türk oymağı olarak zikredildiÄŸini biliyoruz. Buradan ortaya çıkan belgeler de bize göstermektedir ki Harput’ta bulanan tekke de dahil olmak üzere Milli AÅŸiretinin bir üst kolu olan Sineminli aÅŸireti için Osmanlı kayıtları, Yörükan-ı MaraÅŸ ve Cemaat-i BektaÅŸlu kayıtlarını düÅŸmektedir.
Belge 1
Åžecere
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdülillahillezi menne aleyna bil bati vaiyetün ve efkarin sakiyetün safiyetün nüÅŸahidü biha esâran sagiran fi mahlukatihi ve nütaliu ma besse mine’l-efdaliyyeti fi arzıhi ve semavatihi ve neÅŸkürü ma meneha bihi zürriyete Adem aleyhisselam mine’l-menaihi’l-celiyyat ve vehebehüm mine’l-hibati’l-cezile felehü’l-hamdü kesiran ve lehü’l-mennü gaziran ve’s-salatü ve’s-selamü ala men hakkakat bi’n-nasri a’lamihi ve natakat bi’l-hikmeti hukkamuhu ma’denü’l-ilmi ve’l-fesahati ve’l-keremi ve’s-semahati Muhammed hatemü’r-risaleti ve menahicü’s-sebdi ve zakiyü’l-kavli merza’l-amed ve ala alihi’l-lezine kânû envaran fi külli sulbin ÅŸamihin ve’l-erhamü’l- mutahhareti elleti beÅŸÅŸerehâ bazihun ve ala ashabihi kadeti’l-cehafil ve ehli’t-teravihi ve’n-nevafili kalellahü subhanehu ve teala azze min kailin: “Ya eyyühennas inna haleknaküm min zekerin ve ünsa ve cealnaküm ÅŸuûben ve kabaile li tearafû” ve kale resulullah sallallahü aleyhi ve sellem: “Teallemu ensabeküm li tesilu erhameküm la siyyema nesebe ila resulillah aleyhi ve sellem livucubi tevcihihim bil iclali ve’l-a’zami” kema vadaha fihi’l-burhani ve edelle aleyhi’l-hadis ve’l-Kur’an ve keyfe la ve hüm hiyretüllahilleti ihtaraha ve rafa’a fi’l-ibadi ve’l-biladi menaraha ve kalellahü teala: “Kul ma es’elüküm aleyhi ecran ille’l-meveddeti fi’l-kurba” ve kale resulullah sallallahü aleyhi ve sellem: “Meselü ehli beytî ke meseli sefineti Nuhin men rakibeha neca ve men tehallefe anha garika” ve kale sallallahü aleyhi ve sellem: “Küllü hasebin ve neseb yenkati’u yevme’l kıyameti illa hasebî ve nesebî” kale sallallahü aleyhi ve sellem: “Küllü sebebin ve nesebin munkatiun yevme’l kıyameti illa sebebî ve nesebî innehüma ye’tiyani yevme’l-kıyameti ve yeÅŸfiyani li sahibihima” ve kane resulullah sallallahü aleyhi ve sellem yekulü: “Küllü beni adem yentemune ila beni usbetihim illa Fatıma fe inni ene ebuhum ve cedduhum ve asabetuhum men huliku min tineti veylün lil mükezzibin bi (bifazli ve) bi fazlihim men ehabbehüm ehabbellahü ve men ebgadahüm ebgadallahü” ve kale sallallahü aleyhi ve sellem: “Ene erbeatün lehüm; ÅŸefiun yevme’l-kıyameti ve lucen ebed li nevbi ehli’d-dünya elmükrimu li zürriyyeti ve’l-kazi lehüm hevaicehüm ve’s-saî lehüm fi umurihim ve’l-muhibbü lehüm bi kalbin ve lisanin saddakin”
Emma ba’d fe’l-muktediy li tahriri hazihi’l-kelimat ve’l-mukeddemat ve’l-garaz min tenmiki zi’l-ahadis ve’r-rivayat hüve ennehu kad hazara divanu’n-nikabeti ve’n-nakiyyeti ve’l-mersiyeti’l-galiyyeti’s-seniyyet bi kerbelai’l-müÅŸerrefeti fi ÅŸehri rebii’s-sani sene essabi ba’de’l-mieteyn ve elf mine’l- hicreti’n- nebeviyyeti’l- Mustafaviyye racülün garibetü’d-diyari sakinü arzı nuri’l-hak fi kasabati Bostan min kasabâti MaraÅŸ ve kad intesebe ve zekere enne ismehu es Seyyid BektaÅŸ b. es seyyid Ali ibni es Seyyid Hamza ibni Seyyid Mustafa ibni es Seyyid Hamza ibni es Seyyid Kalender ve kad ÅŸehede cemaatün min ehli biladihi ve men yakrib ileyha mimmen yusiku biha dinehüm ve ya’temidü ala adaletihim minhüm es Seyyid BektaÅŸ ibni Seyyid Hasan ve’s-seyyid Veli ibni Molla Hasan bi enne siyadete ve’n-nesebe’l-mezkuran ve marufetan ve meÅŸhuratan hünake eben ba’de eb ve cedden ba’de ced ve enne nisbetehüm yettesilü ala ma hüve marufun ve meÅŸhurun beyne’l-ahali bil imami’l-hümam zi’l-measir ve elf kasaid ve’l-menakıb ve’l-mefahir ebi’l-Hasan Ali ibni Zeyne’l-Abidin ibni İmamü’l-hümam sıbtu’r-risale ve fatimü’n-nübüvve beytü’l-‘ısmet beni Abdullah el İmam Hüseyn eÅŸ-ÅŸehid b. el imamü’l-hümam farisü’l-meÅŸarik ve’l-megarib esedullahi’l-galib beni
leys ve galibü küllü galib ve matlubu küllü talib ebi’l-Hasaneyn Ali b. Ebi Talib b. Ebi Talib b. Abdülmuttalib b. HaÅŸim b. Abdü(l) menaf b. Kusay b. Külab b. Murre b. Ka’b b. Lüey(luy) b. Galib b. Fehr b. Malik en Nadr b. Kinane b. Huzeyme b. Müdrike b. İlyas b. Mudar b. Nizar b. Ma’d b. Adnan b. Ad b. Azer b. Elyesa b. el Hümeysa b. Sülaman b. Nebt b. Haml b. Kayder b. İsmail aleyhisselam b. İbrahim aleyhisselam b. Taryh b. Cevad b. RuÅŸa’ b. Ergu b. Falyh b. Abir aleyhisselam b. Åžalyh b. ErfahÅŸt b. Sam b. Nuh aleyhisselam b. Melik b. MüteveÅŸÅŸilh b. Ahnoh aleyhisselam b. Dalyad b. Mehlasil b. Kusan b. AnuÅŸ b. Åžid aleyhisselam b. Adem aleyhisselam fıtratüllahi’s-safi ve halifetü rabbi’l-alemin ve kad zekere es Seyyid BektaÅŸ el merkum bi ÅŸahedeti’ÅŸ- ÅŸuhudi’l-merkumin enne ındehu selase ihvetün mevcudine ve lehüm Seyyid Muhammed ve’s-Seyyid Hamza ve’s-Seyyid Hüseyn, li’s-Seyyid Muhammed veledani ve hüma hüm Seyyid İbrahim ve’s-Seyyid Muhammed, ve li’s-Seyyid Hamza veledani es-Seyyid BektaÅŸ ve’s-Seyyid İbrahim ve evladi ehihil merhum es Seyyid İbrahim hum(bu bölümde el yazısı deÄŸiÅŸmiÅŸtir.) es Seyyid Ali ve’s-Seyyid Muhammed ve’s-Seyyid Süleyman.
Mühür: Haydar.
TekkeniÅŸin-i İmam Hüseyin
El Abdullah Kalender Dede
Abdülgafur TekkeniÅŸin-i Bostan(?)
Temme kad ÅŸehide’l-ÅŸuhudu’l-mezkurun yeÅŸau enne’l- mezkura ala ma hüve muharrer ve mukarrer ve enel ekallü mürteza bi’l-müvesseva(?) el Hüseyni min evladı Nebi AliÅŸan bi Kerbela el-müÅŸerref(?) (İmlanın çok bozuk olması sebebiyle bazı bölümler açık bir biçimde okunamamıştır.)
Mühür: Okunmuyor.
(Belgenin yan tarafında ÅŸu isimler yazılıdır) : ÅŸuhud-ı Müsliminden esmaihim
…Seyyid BektaÅŸ
Seyyid Hamza nesebuhu meÅŸhurun
İmamü’l hümam ebu Muhammed
Ali b. Hüseyin müstedafu (okunamıyor)Hasan b. Mehmed el-Hüseynî
el mukaddemetüsselam en nisabe
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Åžecere
Esirgeyen ve Bağışlayan Allah’ın adıyla
Bizlere temiz ve arı düÅŸünceleri veren, bizleri ÅŸuurlu ve akıllı kılan yüce Allah’a ÅŸükürler olsun. Bize verdiÄŸi bu akılla bizler onun yarattıklarını bilir, onları tanır ve yerde ve gökte bizim için ibret olarak yoktan var ettiÄŸi her ÅŸeye ÅŸahit oluruz. Bizler Adem peygambere ve onun zürriyetine verdiÄŸi ihsanlardan dolayı Allah’a ÅŸükür ve minnet ederiz. Hamd onadır, sonsuz ÅŸükür ve övgü o yüce yaratıcıyadır.
Selat ü selam ve dua ise, en doÄŸruyu bize getiren, hikmetin kaynağı yüce peygamber Hazreti Muhammed ve onun temiz, pak, eÅŸsiz evlatlarına, torunlarına ve onun soyundan gelen herkesin üzerine olsun. Onlar ki, o yüce soy ki ibadetin en güzelini, nafilenin en fazlasını, farzların en iyisini yapmıştır.
Allah Teala buyurdu ki; “Ey insanlar biz sizi bir erkek ve bir diÅŸiden yarattım. Ve sizleri tanışıp, biliÅŸesiniz diye kabilelere ayırdım.”[1] Peygamber efendimiz buyurmuÅŸtur ki: “Yakınlarınıza ulaÅŸmak ve onları bilmek için neseblerinizi, soyunuzu öÄŸreniniz. Özellikle peygamber soyuna mensup olanlar bunu yapsın çünkü onlar Allah nazarında seçilmiÅŸ bir soyun mensuplarıdır.” Onların soyunun büyüklüÄŸüne hem kuran ve hem de hadis ÅŸahittir. Åžöyle ki; Kuran’da Allah celle celalühu buyurmuÅŸtur ki; “Ey Muhammed de ki; ben sizden yaptığım hizmete (tebliÄŸe) karşılık herhangi bir ücret istemiyorum. Ancak yakınlarıma sevgi beslemenizi ve onları sevmenizi istiyorum.”[2] Yine efendimiz buyurdular ki; “Benim Ehl-i Beytim Nuh’un gemisi gibidir. Kim o gemiye binerse kurtulur kim binemezse boÄŸulur.” Peygamberimiz yine buyurdular: “Kıyamet gününde benim ki hariç bütün soylar kesilecek ve bitecektir.” BaÅŸka bir hadis-i ÅŸerifte buyurdular ki: “Kıyamette bütün soylar yok olup bitecek ancak benim ki baki kalacaktır. Onlar kıyamete kadar gelecekler ve kendilerinden olanlara ve Müslümanlara ÅŸefaat edeceklerdir.” Peygamber yine ÅŸöyle buyurdu: “Her insan babasının soyuna baÄŸlıdır. Fatıma’nın çocukları böyle deÄŸildir. Çünkü onların babası ve dedesi benim. Benim soyumdan olmadığı halde bana baÄŸlı gibi görünenlere yazıklar olsun. Her kim benim soyumdan olanları severse Allah da onları sever kim onlara buÄŸzederse Allah da onlara buÄŸzeder.” Peygamberimizi efendimiz buyurdular ki: “Benim onlara dört faydam var; birincisi ben kıyamet gününde onlara ÅŸefaatçiyim, ikincisi, onlar için bir sığınağım. Üçüncüsü, onların ihtiyaçlarını yerine getiren bir hacet kapısıyım. Dördüncüsü, onların iÅŸlerine koÅŸan ve onlara kalpten ve ta yürekten seven biriyim.”
Evet, bundan sonrasına gelince(Ey kardeÅŸler), bu belgenin ve bu bilgilerin yazılmasının sebebi, MaraÅŸ’ın Bostan kasabasında oturan Seyyid Kalender oÄŸlu Hamza oÄŸlu seyyid Mustafa oÄŸlu Seyyid Ali oÄŸlu Seyyid BektaÅŸ, Kerbela’da bulunan Divan nikabetini 1107/1695 yılında ziyaret ederek intisab etmiÅŸ olup yanında bulunan ve kendi memleketinin halkının çoÄŸu da bu baÄŸlılığa ÅŸahit olmuÅŸlardır. Bunlar dini bütün ve adaletlerine güvenilen kimselerdir. İsimleri ÅŸunlardır: Seyyid Hasan oÄŸlu BektaÅŸ, Molla Hasan oÄŸlu Seyyid Veli. Bunların soylarının temiz olduÄŸu ve kendilerinin ebe ecdaddan seyyid oldukları ÅŸüphe götürmez bir gerçektir. Kendi memleketlerinde de soylarıyla ünlüdürler. Onların soy ÅŸecereleri ÅŸöyledir:
Ali onun babası Zeyne’l-Abidin onun babası İmam Hüseyn eÅŸ-ÅŸehid onun babası imam Ali onun babası Ebi Talib onun babası Abdülmuttalib onun babası HaÅŸim onun babası Abdü menaf onun babası Kusay onun babası Kilab onun babası Murre onun babası Ka’b onun babası Lüey(luy) onun babası Galib onun babası Fehr onun babası Malik en Nadr onun babası Kinane onun babası Huzeyme onun babası Müdrike onun babası İlyas onun babası Mudar onun babası Nizar onun babası Ma’d onun babası Adnan onun babası Ad onun babası Azer onun babası Elyesa onun babası el Hümeys onun babası Süleyman onun babası Nebt onun babası Haml onun babası Kayder onun babası İsmail aleyhisselam onun babası İbrahim aleyhisselam onun babası Taryh onun babası Cevad onun babası RuÅŸa’ onun babası ErÄŸo onun babası FaliÄŸ onun babası Abir aleyhisselam onun babası ÅžaliÄŸ onun babası ErfahÅŸt onun babası Sam onun babası Nuh aleyhisselam onun babası Melik onun babası MüteveÅŸÅŸilh onun babası Ahnoh aleyhisselam onun babası Dalyad onun babası Mehlasil onun babası Fitan(Kusan) onun babası Anus onun babası Åžid aleyhisselam onun babası Adem aleyhisselam.
Seyyid BektaÅŸ, kendisinin de üç kardeÅŸi olduÄŸunu söyledi. Bunlar: seyyid Muhammed Seyyid Hamza ve Seyyid Hüseyin. Bunlardan Seyyid Muhammed’in iki çocuÄŸu vardır: Seyyid İbrahim ve Seyyid Muhammed. Seyyid Hamza’nın da iki çocuÄŸu vardır: Seyyid BektaÅŸ ve Seyyid İbrahim. Ayrıca Seyyid BektaÅŸ’ın ölmüÅŸ olan kardeÅŸi es Seyyid İbrahim’in oÄŸulları da ÅŸunlardır: es Seyyid Ali ve Seyyid Muhammed ve Seyyid Süleyman.
Mühür: …..TekkeniÅŸin İmam Hüseyin
El Abdü Kalender Dede Abdülgafur TekkeniÅŸin-i Bostan(?)
Bu belge Kerbela’da yazılmıştır.
Mühür: Okunmuyor.
(Belgenin yan tarafında şu isimler yazılıdır) :
Åžahitler
…seyyid BektaÅŸ
seyyid Hamza
imamül hümam ebu Muhammed
Ali b. Hüseyin
….Hasan b. Mehmed el-Hüseynî
Belge 4’teki ek yazı:
Nesebi ÅŸecere-i ÅŸerife ile Zeyne’l-Abidin’e ba’dehu hazret-i Fatıma radıyallahü anhaya sened ile vasıl olub ve yedinde nakibu’l-eÅŸraftan tezkeresi bulunan kimesneleri siyadetleri sahiha ve mutebere olur mu?
El Cevab= Olur.
Ketebehü’l-fakir müfti
es-seyyid Mürsel üfiye anhü
Soyu, ÅŸecere-i ÅŸerife ile Zeyne’l-Abidin’e daha sonra da Hazret-i Fatıma radıyallahü teala anhaya sened ile ulaşıp ve elinde nakibu’l-eÅŸraftan(Osmanlıda seyyidlerin soy iÅŸlerine bakan makam) tezkeresi bulunan kimselerin seyyitlikleri doÄŸru ve muteber olur mu?
Cevab=Allah iyisini bilir ya, olur.
Bunu yazan müfti
Seyyid Mürsel -günahları bağışlansın-
Li kavlihi aleyhisselatü vesselam küllü’l-evlad yentesibune âbâüha illa evladü Fatıma feinnehüm yentesibune ileyye ve ene ebuhum
Nisari
Türkçesi: Peygamber efendimiz buyurdu ki; Her çocuÄŸun soyu babasına dayanır. Fatıma’nın çocuklarını soyu ise bana dayanır, ben onların babasıyım.
Mecmua-i Nisari
Mecmua-i Nisari
Rahimehüllahü
Belge 2
Mahkeme Tutanağı
El emrü kema nemmakahü Es-Seyyid İbrahim el-Kadı bi Medrese Harput(Mühür)
Medine-i Harput mülhakatından Piran nam karye sakinlerinden Mahmud Koca nam kimesne meclis-i ÅŸeriat-ı garra ve mahfel-i din-i münif-i zehrada iÅŸbu hafızü’l-vesika Ahmed Çelebi ibn-i el-Hac Hüseyin muvacehesinde bi’t-tav’ ve’r-rıza takrir-i kelam ve bast-ı meram idüb karye-i mezbure sakinlerinden Musa ve Halil ve İbrahim ve Ali ve Hasan nam kimesnelere vali-i vilayet tarafından bila sebeb getirdiÄŸim mübaÅŸire, mezbur Ahmed Çelebi elli kuruÅŸ mezburlar için hizmet namında cerime vermiÅŸ: “Ben sebeb olduÄŸum için meblaÄŸ-ı mezbur benim deynimdir eda ideyim takririm zabt olunub yedine i’ta olunsun” didikde gıbbe’l-kabul ma vaka ketb olundu fi’l-yevmi’l-aÅŸir min ÅŸehr-i ramazan el-mübarek li sene ihda ve ışrîn ve mie ve elf.
Harput’a baÄŸlı Piran adlı köyün ahalisinden Mahmut Koca isimli kiÅŸi, mahkemede maÄŸdur taraf olan Hacı Hüseyin oÄŸlu Ahmed Çelebi’nin de hazır bulunduÄŸu mahkemede baskı altında kalmadan ve kendi rızasıyla ifade verip ÅŸöyle konuÅŸtu: Adı geçen köyün halkından olan Halil, İbrahim, Musa, Ali ve Hasan ismindeki kimseler için vilayetten getirdiÄŸim mübaÅŸire adı geçen Ahmed Çelebi, adını saydığım kiÅŸilere hizmet ettiÄŸi için elli kuruÅŸ vermiÅŸ olup, “Bu para esasen benim borcumdur onları ben getirdiÄŸim için onun deÄŸil benim ödemem lazımdır gereÄŸi yapılıp zabta geçirilerek ben bu parayı kendisine ödeyim,” dediÄŸinde bu teklifi Ahmet Çelebi de kabul edip kayıtlara geçirildi. Ramazının onuncu günü, yıl 1121/1709
Åžahitler:
Hacı Ahmet Oğlu Hacı Mustafa
Mehmet AÄŸa OÄŸlu Zekeriya
Ve baÅŸkaları….
Belge 3
Berat
Vech-i tahrir-i huruf oldur ki
Bin yüz elli sekiz senesinde berat-ı padiÅŸahî ile mutasarrıf olduÄŸumuz tımarımız aklamından Arpacı Koru dimekle ma’ruf sulanan…nam tarlasına yaylası ve yatağıynan tapu temessüki virilmiÅŸdir ve tarafımızdan ve taraf-ı ahardan bir kimesne müdahale eylemeye.
Åžuhudu’l-Hal
Dede Kamber AÄŸa
İsmail Ağa
Cuma Bey-İmza
El-Hac Abbas oÄŸlu Zikri
Halil Ağa-İmza
Cuma Bey-imza
Bir karyede katlini müÅŸir nesne yoÄŸiken zeyd ÄŸaib ve na-bedid oldukda veresesi veya ahar kimesne karye-i mezbur ahalisinden dem ve reyte taleb ve davasına kadir olurlar mı?
El Cevab=Åžer’an ve kanunen olmazlar
Keza fi fetava-yı Åžeyhülislam
Üfiye anhü
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Berat
Bu belgenin yazılmasının sebebi şudur:
1158/1745 senesinde padiÅŸah beratı ile mutasarrıf(kullanıcı)olduÄŸum tımarımızdan olan Arpacı Koru adıyla bilinen tarlanın tapusu Sinana’a verilmiÅŸtir. Bundan sonra gerek bizim tarafımızdan ve gerekse bir baÅŸkası tarafından kimse kendisine müdahele etmesin.
Åžahitler:
Dede Kamber AÄŸa
İsmail Ağa
Cuma Bey-İmza
Hacı Abbas oğlu Zikri
Halil Ağa-İmza
(Belgenin yan tarafında)
BaÅŸka bir köyde, öldürülmesini gerektirecek bir durum yok iken bir kiÅŸi birdenbire kaybolursa ölen kiÅŸinin mirasçıları veya baÅŸka bir kimse öldürülen köyün halkından kan parası almak için davacı olabilir mi?
Cevap: Åžer’an ve kanunen olmazlar.
Åžeyhülislamın fetvasında da böyledir.
Belge 4
Mahkeme Tutanağı
Bais-i nemkı budur ki,
İşbu 1239 senesinden mahal-i ardıçtan bizim aldığımız Gorenli kervanını Gorenli Kara Molla’nın oÄŸlunun malı olarak bir paralığı milli kalemileri ibra ve iska verdiÄŸi dedenin oÄŸlu …verdigi ebunun omağından maada dedenin oÄŸlanları o mülakattan bir pare bir hibe kalmadı ibra iska aldım ödeÅŸdim davam yok
Molla oğlu Hacı Hasan
Åžuhudu’l-Hal(Yan tarafta)
Reyhanlı AÅŸiretinden Ali Fakı’nın oÄŸlu Mehmed
Gani oÄŸlu Emir Ali
Dilbekli Ahmed oÄŸlu Ömer
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Mahkeme Tutanağı
Bu belgenin yazılış sebebi şudur:
1239/1823 senesinden Ardıç isimli yerden bizim aldığımız Körenli kervanını Körenli Kara Molla’nın oÄŸlu Åžükrü alarak Milli aÅŸireti kayıtlarına geçirdiÄŸini ifade eder ve aramızda herhangi bir alacak ve verecek kalmadı üleÅŸtim davam yoktur.
Molla oğlu Hacı Hasan
Şahitler(Belgenin yan tarafında):
Reyhanî? AÅŸiretinden Ali Fakı’nın oÄŸlu Mehmed
Gani oÄŸlu Emir Ali
Delbekli Ahmed oÄŸlu Ömer
Belge 5
Åžecere
Kad tesebbete’n-nisbetü ve’n-nesebüü’ÅŸ-ÅŸamihü ala hüve mukarrerün ve muharrerun fi
hakki’l-merkum es-seyyid BektaÅŸ ledel hac es seyyid murteza min âli Verah nakibu’l-eÅŸraf bi Kerbela el MüÅŸerref.
Ni’me tebeyyene subutul ÅŸahedatil el mezkure kema zeyyene ve harara meclisin--nikabetü’s-seniyye bi ittilail mukarrer ve ene’l-fakiru es seyyid Hüseyin en-nessabete gülzar-ı(?) seyyidina el Hüseyin radıyallahü anh.
Mühür(seyyid Hüseyin….)
Hüve ennehü kad hassa fi divani’n-nikabeti’s-seniyyeti bi kasabati Kerbela el-MüÅŸerref (silik) es seyyid BektaÅŸ bin es seyyid Ali bin es seyyid Hazma bin es seyyid Mustafa ibni es seyyid Hamza bin es seyyid Kalender min ahaliyi âl-i bustan min i’madi Mar’aÅŸ ve eddeî bi ennehu seyyidun meÅŸhurun marufun beyne akvamihi ve ehli biladihi ve kezalik âbâuhu’l-merkumune mensubun ile’l-imamü’l-hümam Zeyne’l-Abidin ve esbete zalike leda fahrü’n-nükebai’l-izam ve’s-sâdati’l-kirami’l-mevkı fi i’le’l--kitab tubi ileyhi ve hüsn-i meab bi ÅŸahadeti ehl-i bilâdihi ve bi eyyihim ve hüm es seyyid BektaÅŸ bin es seyyid Hasan ve’s-seyyid Veli bin Molla Hasan ve li ecl-i zalike kütibe lehu haza kelimati’r-rayika li tekune bi yedi rafiiha’l-merkum seneden bi yedihi li vakti’l-hace hurrira fi’r-rabi aÅŸer min ÅŸehri rebiül ahir. Sene 1207
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Åžecere
Onun yani BektaÅŸ Dede’nin suyunu ve yüce ÅŸeceresini Kerbela nakibul eÅŸrafı verah ailesinden seyyid Murtaza tesbit etmiÅŸtir.
Bu yüce soyun ne güzel açıklaması ve ne güzel yazılmasıdır ki bunu ben fakir soy kütüklerini yazan seyyid Hüseyin yazmıştır.
Kerbela kasabasında soy kütüÄŸü yazan divanın tesbit ettiÄŸi o mübarek soy ÅŸöyledir: Seyyid Bektaşın babası es-Seyyid Ali onun babası es Seyyid Hamza onun babası es Seyyid Mustafa onun babası es Seyyid Hamza onun babası bostan ailesinden ve Maraşın ileri gelenlerinden es Seyyid Galender ki kendisi o civarda meÅŸhur bir kiÅŸidir. Ve kendisi gibi adı geçen dedelerinin hepsi de İmam Zeynel Abidine baÄŸlıdır. Bu yüce ÅŸecere Nakibul EÅŸrafın huzurunda en yüce yere yazılmış olup buna o beldenin halkı ÅŸahit olmuÅŸtur. Yine diÄŸer bir ÅŸecere de ÅŸöyledir: es-Seyyid BektaÅŸ onun babası es-Seyyid Hasan ve es-Seyyid Veli onun babası Molla Hasan
Bütün bunlar yazılıp kendisine verildi ki elinde bulunsun ve gerektiÄŸi zaman bunu kullana bilsin. Rebiyyü’l evvel ayının 10 cu günü yıl 1207/1792
Belge 6
İcazetname
Elhamdülillahillezi ceale kulubel ârifin hazineten bi zinetil ulumil mahzuneti ve kane sebebu tahriri sahifei muhabbet-i ÄŸayat ve bais-i tastir-i vesika sıhhat-ayat oldur ki, ayet-i vafiyi’l-hidayet “ve in lev istekamu ale’t-tarikati le estekaynahüm maen ÄŸadaÄŸa” veliyyihi ve hadisü’n-nebeviyyüÅŸ-ÅŸeriati akvalî ve’t-tarikatü efalî muktezasıyla piran-ı tarikat ve mürÅŸidan-ı rah-ı hakikat onların emr-i fermanlarına munkad ve sözlerine tabi olandan maada her vecihle muhalefet yolunu mesdud idub akval u efaline tabi olmak tarikat mucibince farz-ı ayn ve ayn-ı farz bilmek içün kaide-i hasene ve kavanin-i müstahsene bil fi’l es seyyid BektaÅŸ ibni seyyid Ali nam kimesne İmam Hüseyin Veli Dergahına gelüb ve ziyaret idüb ve Hacı BektaÅŸ Veli kaddesallahü sırrahül aziz tekyesinde olunan erkanı üzere halife kazanı kaynatup ve fukara-yı babullah hayır dua ve senasının alub yüzü ak ve eli açık ve günahını afv bilesiz. Malum oluna imdi gerek onda olan müridan-ı ba ihlas ve muhibbiyan-ı ba ihtisas ve müminan-ı pak-ı din ve muhlisan-ı ba yakin ve sair erbab-ı tarikat ve mürÅŸidin hazretlerinin huzur-ı mevfuru’s-surur ve lazımu’l-huburları savblarına aÅŸk u niyazdan sonra inha-yı derviÅŸana ve ebna-yı fakirane budur ki, ol canibde olan kıdvetü’l- meÅŸayihil kiram zübdetü’s- sülahai’l- izam halife seyyid BektaÅŸ Dede ibn-i seyyid Ali hak zatında piran-ı tarikat olanlar ve mürÅŸidan-ı rah-ı hakikat ve ocak sahibleri olmakla gerektir ki mürid-i muhabbet olanları ocakların ocak bilub nefislerin nefis bilub ve nefsinden asla bir vechile muhalefet göstermeyesiz piran u murÅŸidan u ocak sahiplerinin rızalarını ele getüresiz ve ol tarafta olan mümin kardaÅŸlar ve mümin bacılar kendiye inkıyad idesiz tahrir cemazi evvel, evvel gününde sene 138
Dede Haydar TekyeniÅŸin imam Hüseyin Veli (Mühür)
Dede Halil Seyr-i Delil TekyeniÅŸin-i Åžahbaba
Dede AbdulÄŸafur TekyeniÅŸin İmam Ali(mühür)
Günümüz Türkçesine Çevirisi
İcazetname
Gizli ilimlerle ariflerin kalbini ilim hazinesi olarak dolduran Allah’a ÅŸükürler olsun.
Bu belgenin yazılmasının sebebi ÅŸudur ki, “ ve eÄŸer onlar o yol üzerinde dost doÄŸru gitselerdi kendilerine bol bol su içirirdik.”[3] ayeti kerimesi ve “Åžeriat sözlerim tarikat fiillerim” mealindeki hadisi ÅŸerifi gereÄŸince tarikat pirleri ve hakikat yolunun mürÅŸitlerinin emirlerine boyun eÄŸip ve sözlerine itaat ettikten sonra hiçbir ÅŸekilde onlara muhalefet etmeden tabi
olmak tarikatta farzı ayn olup, bütün bu gerekleri yerine getiren Seyyid Ali oÄŸlu Seyyid BektaÅŸ efendi imam Hüseyn Veli dergahına gelmiÅŸ, ziyaret etmiÅŸlerdir. Hacı BektaÅŸ Veli tekkesinde kendisi için tören yapılmış olup, halife kazanı kaynatmış, fakirlerin duasını almış, alnı açık yüzü ak ve günahı af olmuÅŸ olarak kendisine icazet verilmiÅŸtir. Åžimdi bilinsin ki gerek kendine baÄŸlı salih ve temiz insanlar ve gerek diÄŸer tarikatlara mensup mürÅŸitler kendisini ziyaret etsinler ve aÅŸkı niyazda bulunsunlar. DerviÅŸlerine söyleyeceÄŸim ÅŸudur ki, o tarafta olan büyük meÅŸayih Seyit Ali oÄŸlu Seyit BektaÅŸ Dedeyi tanıyıp, pirani tarikat olanlar ve mürÅŸitlerle ocak sahipleri onların ocaklarını ocak bilip, nefeslerini nefes bilip, asla muhalefet göstermesinler. Onlar da oralarda bulunan mürÅŸit ve ocak sahiplerinin rızalarını gözetsinler.Oralarda bulunan mümin kardeÅŸ ve mümin bacılar, sizler de kendisine itaat ediniz. Cemazi evvelin ilk günü yıl 1138/1722
Dede Haydar Tekke NiÅŸini İmam Hüseyn Veli
Dede Halil seyri delil Tekke NiÅŸin..Baba
Dede Abdulğafur Tekke Nişin İmam Ali
Belge 7
Mahkeme Tutanağı
El emrü kema zükira fihi nemmakal fakir ileyhi bi mürsale Celil el mevlel hilafe kaza-i Darende(Mühür: İbrahim ….)
Kasaba-i Darende civarından Elbistan kazasında sakin Sineminli aÅŸireti hilalinde sakin kabiran an kabir siyadetle maruf olan BekdaÅŸ Dede bin Hamza Dede nam kimesnenin âba u ecdadlarından ÅŸecereleri na mevcut olduÄŸuna binaen BektaÅŸ Dede tashih-i neseb ve ahz-ı ÅŸecere için nesebleri kutbul arifin ve ÅŸemsu’s salikin hazret-i Zeyne’l- Abidin’e müntesib olduÄŸuna binaen canib-i Kerbela vü Kufe vü Necef kazasına revan u atf-ı inan idüb mahallin-i mezburine vusulunde ÅŸecerelerin Zeyne’l-Abidin’e vasıl ve belki hazret-i Adem aleyhisselama münteha Necef ve Kerbela ve ol havalide olan nükaba mühürleriyle memhur ÅŸecere-i ÅŸerife ve ol etrafın nükabasından tezkire ahz u ihracıyla tashih-i neseb ve takviye-i haseb ettiÄŸi taraf-ı ÅŸer’a inha ve ÅŸecereleri kayd-ı sıhhati malum u zahir olduÄŸuna mübeyyin taraf-ı ÅŸer’den ba’des-subut ve’z-zuhur hükm u huccet-i ÅŸer’iyye olunup ala ma hüvel vaki bit-taleb ketb u tahrir olunub yed-i talibe i’ta olunmuÅŸdur tahriran fi ÅŸehr-i zilhicce sene seman ve mieteyn ve elf.1208
Åžuhudu’l-Hal
Faziletlü müfti efendi
Ve Kethüdazade Mehmed Efendi
Ve Arabzade Ahmed Efendi
Ve İbrahim Ağazade Mustafa Efendi
Ve Kütübhane Emini İbrahim AÄŸa
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Mahkeme Tutanağı
Bunu yazan Darende kazası kütüphane emini İbrahim.
Darende kasabası civarında bulunan Elbistan kazasında bulunan sineminli aÅŸireti içinde oturan SeyitliÄŸi ve soyunun büyüklüÄŸüyle bilinen Hamza Dede oÄŸlu BektaÅŸ Dede isimli kiÅŸi baba ve dedelerinden kalan bir ÅŸecereleri olmadığından, soyunu tescil ettirmek, nesillerinin Zeynelabidine dayandığını ispat etmek ve ÅŸecere almak için Kerbela, Kufe ve Necef kazalarına giderek, burada bulunan Nakibul EÅŸraflardan soyunu tescil eden belgeyi aldığı mahkemece malum olup kendisine bu konuda mahkemenin aldığı kararı bildiren belge kenisinin isteÄŸi üzere verilmiÅŸtir. Zilhicce ayı, yıl 1793
Åžahitler:
Faziletlü müfti efendi
Kethüdazade Mehmed Efendi
Arabzade Ahmed Efendi
İbrahim Ağazade Mustafa Efendi
Kütübhane Emini İbrahim AÄŸa
Belge 8
Mahkeme Tutanağı
Mafi haze’s-sak vaki bila ÅŸek ..Mehmed el Mevlal hilafe bi medrese MaraÅŸ
(Mühür: Mehmed)
Sebeb-i tahrir-i kitab ve tastir-i hitab oldur ki,
Medine-i MaraÅŸ muzafatından kasaba-i Elbistan havalisinde Sineminli aÅŸiretinde sakin kabiran an kabir siyadetle maruf u meÅŸhur olan BekdaÅŸ Dede bin Hamza Dede nam kimesne âbâ u ecdadlarından ÅŸecereleri na mevcut olduÄŸuna binaen BektaÅŸ Dede tashih-i neseb ve ahz-ı ÅŸecere için nesebleri kutbul arifin ve ÅŸemsu’s salikin hazret-i Zeyne’l- Abidin’e müntesib olduÄŸuna binaen canib-i Kerbela vü Kufe ven Necef kazasına revan u atf-ı inan idüb mahallin-i mezburine vusulunda ÅŸecerelerin Zeyne’l-Abidin’e vasıl ve belki hazret-i Adem aleyhisselama münteha Necef ve Kerbela ve ol havalide olan nükaba mühürleriyle memhur ÅŸecere-i ÅŸerife ve ol etrafın nükabasından tezkire ahz u ihracıyla tashih-i neseb ve takviye-i haseb ettiÄŸini taraf-ı ÅŸer’a inha ve ÅŸecereleri kayd ve sıhhatini malum u zahir olduÄŸunı mübeyyin taraf-ı ÅŸer’den ba’des-subut ve’z-zuhur hükm u huccet-i ÅŸer’iyye olunup ala ma hüvel vaki bit-taleb ketb u tahrir olunub yed-i talibe i’ta olundı tahriran fi ÅŸevval-i ÅŸerif sene tis’a ve mieteyn ve elf.1209
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Mahkeme Tutanağı
Bu belge ÅŸüphesiz gerçektir.
Bunu yazan MaraÅŸ medresesi halifesi Muhammed(Mühür)
MaraÅŸ ÅŸehrine baÄŸlı Elbistan kazasında bulunan Sineminli aÅŸireti içinde oturan SeyitliÄŸi ve soyunun büyüklüÄŸüyle bilinen Hamza Dede oÄŸlu BektaÅŸ Dede isimli kiÅŸi baba ve dedelerinden kalan bir ÅŸecereleri olmadığından, soyunu tescil ettirmek, nesillerin Zeynelabidine dayandığını ispat etmek ve ÅŸecere almak için Kerbela, Kufe ve Necef kazalarına giderek burada bulunan Nakibul EÅŸraflardan soyunu tescil eden mühürlü belgeyi
aldığı mahkemece malum olup kendisine bu konuda mahkemenin aldığı kararı bildiren belge verilmiÅŸtir. Bu belge ÅŸahsın isteÄŸi üzerine verilmiÅŸtir. Åževval ayı yıl 1209/1794
Kerbela Nakibul EÅŸraflardan soyunu tescil eden belgeyi. Darende Mahkemesince onanarak, Hamza Dede oÄŸlu BektaÅŸ Dede’nin isteÄŸi üzerine, Zil Hicce ayı 1208/1793 yılında verilmiÅŸtir. Anılan Belge; MaraÅŸ ÅŸehrine baÄŸlı Elbistan kazasında bulunan Seneminli aÅŸireti içinde oturan Seyit Hamza Dede oÄŸlu BektaÅŸ Dede’nin soy kütüÄŸü, Åževval ayı 1209/1794 yılında MaraÅŸ’ta tekrar onaylanmıştır.
Belge 9
Mahkeme Tutanağı
El emru kema fih nemmakal fukara sakin alen naib bi kazai Elbistan(Mühür)
Bais-i tahrir-i müresele oldur ki,
İş bu bin yüz doksan dokuz senesinde Elbistan kazasına tabi Sineminli aÅŸiretinden Ali oÄŸlu BekdaÅŸ dede aÅŸiret-i mezburdan Suvacık karyesinden Abbas oÄŸlu Mehmed müvacehesinde ÅŸöyle dava ve takrir-i kelam ve bast-i i’lam eyledikleri Keçup nam mezraa kadimü’l-emcaddan Ali Dede’nin mülkü olup bir kimesne dahl ü taarruz icab eylemez iken merkum Abbas oÄŸlu Mehmed mülkümüzden sonradan yirmi otuz evlek haraset eylemeleriyle bizlere ÄŸadr olup yedimizde olan fetava-yı ÅŸerife mucibince kal’ ittirub deyu dava idub aralığa muslihun tavassut idüb beÅŸ seneden beri aÄŸça ÅŸardan gelen on yedi darlarını gelecek sene yıkmak üzere kavl-i karar olunub merkum Ali dede oÄŸlu BektaÅŸ sohbet-i ÅŸeriyye olunması matlubumdur didikte ketb u tahrir ve yed-i sahibine teslim olundu.
Åžuhudu’l Hal:………..
Belgenin yan tarafında ters yazılmış yazı:
Salahatli, faziletlü Mustafa Efendi ve Nakibzade Mustafa aÄŸa ve Kara Bekir zade ÇavuÅŸ aÄŸa ve Kara ahmed aÄŸazade Yusuf aÄŸa Gürcila aÅŸiretinden Harun oÄŸlu Ali ve Hor oÄŸlu velhasıl, MemiÅŸ kethüdanın oÄŸlu Kalender.
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Mahkeme Tutanağı
Bunu yazan Elbistan Kazası naibi Ali
Bu belgenin yazılışının sebebi ÅŸudur: 1199/1784 senesinde Elbistan kazasına baÄŸlı Sineminli aÅŸiretinedn Ali oÄŸlu BektaÅŸ Dede adı geçen aÅŸirete baÄŸlı Suvacık köyünden Abbas oÄŸlu Mehmet’ın de hazır bulunduÄŸu mahkemede ÅŸöyle ifade verdi: Gecup isimli tarla, ta eskiden beri Ali Dedenin mülkü olup hiç kimse buna müdahale etmezken bu Abbas oÄŸlu Mehmet bu mülkümüzden 20-30 evlek sürüp bu da bize ağır geldiÄŸinden elimizde bulunan fetva gereÄŸince sürdükleri yeri bozduk. Bunun üzerine Abbas oÄŸlu Mehmet ise, kendilerine ait 17 evin yıktırılmasında karar verenler arasında yer alan Ali Dede oÄŸlu BektaÅŸ’ın mahkeme edilmesini istedi.
Åžahitler:
faziletlü Mustafa Efendi ve Nakibzade Mustafa aÄŸa ve Kara Bekir zade ÇavuÅŸ AÄŸa ve Kara Ahmet AÄŸazade Yusuf AÄŸa, Gürcila aÅŸiretinden Harin oÄŸlu Ali ve Hor oÄŸlu velhasıl, MemiÅŸ kethüdanın oÄŸlu Kalender.
Belge 10
Tezkere
Vech-i tahrir-i tezkere budur ki,
Berat-ı padiÅŸahi ile mutasarrıf olduÄŸumuz tımarımız aklamından Küçük Karalı cümleten on dört…mikdarı halen harabe olup ziraat-ı haraset ider bulunmayub ol vechile mahlul olmağıla iÅŸ bu bin yüz elli altı senesinde mezkur küçük, yek hududu kıbleten Suvacık ÄŸarben köyse civarı azanı kangal ÅŸarkan Kocabil İşbu hudud-ı erbaa ile mahdud olan ziraında hal-ı harab olub tapusuna müstehak olmasıyla muttali olan Hamza Dedeye tapusu virilup ve resmi tapusu alunup yedine iÅŸbu tezkeresi virilmiÅŸdur tarafımızdan ve taraf-ı ahardan bir kimesne dahl ü müdahale olunmaya. 1156/1740
İmza
Süleyman zâde
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Tezkere
Bu tezkerenin yazılış sebebi şudur:
PadiÅŸah beraatı ile kullanıcısı olduÄŸumuz tımar toprağımızdan olan küçük karalı adlı yerin 14 evlek miktarı halen harabe olup ekim yapılmamaktadır. Kıble tarafından Sıvacık, batıdan Köyse, doÄŸudan Koçbil ile sınırlı ve boÅŸ olan bu yerin tapusu Hamza Dedeye verilip, tarafımızdan ve baÅŸka kimseler tarafından kendisine hiçbir ÅŸekilde müdahele edilmesin.1740
İmza
Süleyman zade
Belge 11
Mahkeme Tutanağı
Åžeyh Eyyüb el kadı bi Medine-i Harput ufiye anhü
-mühür-
Medine-i Harput mülhakatından Piran nam karye sakinlerinden iken MaraÅŸ kazasına varıp temekkün eden Molla Ali bin Veli ve Nasır bin Abbas nam kimesneler Divan-ı amede arzuhal itmekle âtiyi’l-beyan ihzar-ı ÅŸer-i ÅŸerif iylemek için buyuruldu ÅŸerifleriyle tayin buyurulan fahru’l-akran Mustafa aÄŸa mübaÅŸeretiyle mezburan Molla Ali ve Nasır mahfel-i kazada salifü’z-zikr piran sakinlerinden Luzik oÄŸlu Musa nam kimesne mahzarında dava ve takrir-i kelam idüb mezbur Musa tarih-i kitaptan altı ay mukaddem ÅŸeyzademiz mahmud nam kimesneyi katl iyledüÄŸinden mesmuumuz olmağıyla aÄŸa-yı mezburu mübaÅŸir getirmiÅŸizdir sual olunup takrir-i tahrir ve icra-yı hak olunmak matlubumuzdur didiklerinde ğıbbe’s-sual mezbur Musa zikr olunan Mahmud cunun derdine mübtela olmağıyla tarih-i mezkurda bi-kaza-i ilahi bu gün ÄŸaib oldukta ahali-i garye tefahhus ü tecessüs idüb hayatı mematı malum olmayub haÅŸa mezburu katl iylememiÅŸim deyü def ile mukabele iyledüÄŸünden maada cevanib-i ahar mütesaddi olup mezbur mahmud’un karındaşı olub haliyen kaza-yı Erzincana tabi Karyoz ahuru nam karyede temekkün iden ÅŸeyh Mehmed karındaşının vech-i meÅŸruh üzere ÄŸaib olup öÅŸr namı ile fukaranın akçesi gitdügini istima idicek fukara-yı esirgeyub kimesneden alakam ve davam yokdur karındaşım cununluÄŸu hasebiyle ÄŸaib olmuÅŸ deyü Müslümanları iÅŸhad idüb irsal iylemiÅŸtir deyü müsliminden Hüseyin b. Mahmud ve İlyas b. Musa nam kimesneler hazıran olub fi’l-vaki salifü’z-zikr Karyuz Ahuru nam karyeye varmış idik mezbur ÅŸeyh Mehmed bizi iÅŸhad eylediki karındaşım Mahmud ÄŸaib olmuÅŸ hususan
ihtiyaten öÅŸrü verilmiÅŸ fukaraya ÄŸadr olmuÅŸ varisi olmak lazım oldukta varisi benim kimesne ile dem-i diyetine mutlak davam yokdur varub iktiza eylediÄŸinde ÅŸehadet idesiz deyü bizi iÅŸhad itmekle böylece ÅŸahidiz deyu ÅŸahadet eyledüÄŸinden sonra mezburan Molla Ali ve Nasır’ın davaya selahiyeti yoÄŸiken be her hal mezburların oÄŸlu Musa katili olduÄŸuna beyyine taleb olundukta ityan-ı beyyineden kemal-i mertebe izhar-ı acz idüb davadan men olunmağıyla bila sebeb akçesi gittügi zahir olmağın ma vaka bi’t-taleb ketb olundu fi evahir-i zi’l-ka’deti’ÅŸ-ÅŸerife sene isna ve iÅŸrin ve mie ve elf
Åžuhudu’l-Hal
Ebubekir AÄŸa Veliçelebizade
Ahmed Çelebi ibn-i Hüseyin
Ebubekir Çelebi ibn-i Süleyman KürkÅŸani
İsmail b. İbrahim
İbrahim b.Yusuf
İbrahim Muhtar ve ğayrihim
Günümüz Türkçesine Çevirisi
Mahkeme Tutanağı
Harput ÅŸehri Kadısı Åžeyh Eyyup –günahları af olunsun-
Harput ÅŸehrine baÄŸlı Piran isimli köyde otururken MaraÅŸ kazası tarafına gidip yerleÅŸen VelioÄŸlu Molla Ali ve Abbas oÄŸlu Nasır isimli kiÅŸiler divana arzu hal yazıp, tayin edilen Mustafa AÄŸa aracılığıyla Piran köyü sakinlerinden Luzik oÄŸlu Musa isimli kiÅŸinin de hazır bulunduÄŸu mahkemede ÅŸöyle söylediler: Adı geçen Musa altı ay önce ÅŸehzademiz Mahmud’u öldürdüÄŸü ÅŸüphesiyle Mustafa AÄŸayı mahkeme memuru olarak getirdik. Onun huzurunda kendisine sorulup gerçeÄŸin ortaya çıkması arzumuzdur. Musa ise, adı geçen Mahmud’un delirdiÄŸini ve kayb olduÄŸunu bütün aramalara raÄŸmen bulunamadığını, fakat asla onu kendisinin öldürmediÄŸini söyleyerek karşılık vermiÅŸ, bunun üzerine Erzincan’a baÄŸlı Karyoz ahırı isimli köyde oturan ve ölen Mahmud’un abisi kardeÅŸi Mehmet’in ifadesine baÅŸ vurulmuÅŸ,o da kardeÅŸinin delirerek kaybolduÄŸuna dair Müslümanlardan Mahmut oÄŸlu Hüseyn ve Musa oÄŸlu İlyas isimli kiÅŸileri ÅŸahit olarak getirip, onlar da ÅŸöyle demiÅŸtir: Karyoz Ahırı
isimli köye varmış idik.Mehmet kardeÅŸinin delirerek öldüÄŸüne ve bundan da kimseninsorumlu olmadığına dair ÅŸahitlik yapmamızı istedi.Buna böylece ÅŸahitiz. Musa’nın katil olduÄŸuna dair her hangi bir kanıt yoktur. Dava düÅŸmüÅŸtür.Zilkade ayının sonu yıl 1122/1710.
Åžahitler:
Ebubekir AÄŸa Veliçelebizade
Hüseyin oÄŸlu Ahmed Çelebi
Süleyman KürkÅŸani oÄŸlu Ebubekir Çelebi
İbrahim oğlu İsmail
Yusuf oğlu İbrahim
İbrahim Muhtar ve başkaları
Erzincan’a baÄŸlı Karyoz Ahırı isimli köy’dekilerle, (eskiden Elazığ) Harput ÅŸehrine baÄŸlı (ÅŸimdi Tunceli’ye baÄŸlı) Piran isimli köydekiler vede MaraÅŸ-Elbistan-Suvacık Köyüne baÄŸlı mezrada mukim dede soylular akraba olduklarına iliÅŸkin ve aÅŸiret bağını da gösteren bir vesikadır.
Hakikatlü, semahatlü, kadı-yı din kutbül arifin bezm-i mürÅŸid-i kamilin hazretleri,
Elest deminde “lev lake lev lak lemma halaktü’l-eflak” hitabından huzur-ı hakda danik-i arzı’s-semavat ve ÅŸems-i kamer arÅŸ-ı kürsi …ve kevkeb-i hatır ve bezm-i rıdvanda deruni dil ve …virilen ikrar ile fırka-i vahid bil ittifat dari divarı hakpa-yı alilerinize yüzler ve gözler sürüp ve kemal-i himmet-i alilerinizi tazarru olunduÄŸu babında iÅŸte bu bâlâda tahrir olunan
ÅŸeref ü ayat mahsus hükm üzere hakkınızdan olduÄŸu bila ÅŸek ÅŸübhe yokdur ve Abbas Dedenin evvelce avdetinde ahbar-ı vakıaya göre ceddimizin mümessilliÄŸinizden ve vuku ve ceryan iden tefrika cihet-i cümlemize malum oldu ve bizim kirve ve cemaatimizce himmet-i ali üzere tefrika ciheti asla ve kat’a ÅŸayan ü kabül olmaz ve dahi sizin yedi yaşında ve yetmiÅŸ yaşına kadar kadem basanlara ÅŸu hakdır veya ÅŸu yokdur dimeye gine tefrikamız yokdur her sene sıra be sıra gelmenizden maada tecdid-i ikrarımız yokdur iÅŸte agah-ı mesel iden bu böyle beriyet dusa-yı sultanlar sizlerden alınan nasihatlere göre dava-yı nefsaniyye meydan veren hur u hakdan dur olur çünkü “elveledü sırrül ebi” mayasını zayi eyledi ve ol sebebten eyüden kem kemden eyü damladı bu da sulb-i tahirden gelenin hakkında degildir kim nazarında ÅŸöhreti nefiste vuku ider ise ider yok deÅŸt-i Kerbela’da serdar-ı ÅŸehid imam-ı piÅŸuva ve imam-ı gazinin ruhsatından ar idenlerin ÅŸekavetine kem damladı mal-ı can mansıb-ı rızk için …olunmaz niçin ki aÄŸu içen cümleye kefildir imam Hüseyn’in hüsn-i himmet ve ruhsatıyla meydana giren bir can viren bin cana nail olmaÄŸa ötedenberu biz vaizinizdir ya hular beyhude gavgalar ile meydan alınmaz “men arafe nefsehu ve kad arafe rabbehu” kulluktadır merd-i kamillik sultanlık ciheteyndendir ya kitabımıza sahiplik idelim çar bab kırk makam on iki erkan üzere birbirimize …olup ayb ü kabahatleri nefsimizden görmediÄŸimiz gibi nefsimiz yerini almaz peÅŸimiz sıra gelen a’mallıkta kalup ber murad olmaz birbirinize Allah Eyvallah diyub sıranızı kabul ider iseniz fırka-i fevkalâde yok bu maslahatımıza? göre bu canibi sai-yi tarik ile gelmeyesiz aÄŸu içenin fukaramızdan kemali yer ittiÄŸi kadar birbirimize sır virub dar-ı dırar kurbanlarımızı zebh ider yok erenler ilim bir noktadır cahiller içinde ekseridur bu kadar icab itmez idi ve bizim dalalette kaldığımız için icaben tahrir olundu sultan birdir iki olmaz mürÅŸidin hali sudur su da arıdır arıdıcak gözde bulanık olduÄŸu gibi ayağı arı olmaz hatm-i kelam tefrika buraca kabul olmaz on haneye on sultan olmaz umum sadıkların sultanı birdir cahiller iki meydan virir ise bilinmez merd-i kamillik ile derunumuzun arz u temenni babında irade fi 21 Mart sene 1320
Hakikatlu, yüce kamiller bahçesinin mürÅŸidi efendi hazretleri
Ta dünya yaratılmadan evvel, “sen olmsaydın alemleri yaratmazdım” hitabından huzur hakta gökler, güneÅŸ, ay, yıldızların yaratılışına kadar gönülden verilen ikrar ile yüce kapılarınıza yüz sürüp, yüce himmetleriniz talep edildiÄŸi gibi yukarıda yazılan yüce sözün de sizin hakkınızda olduÄŸuna ÅŸüphe yoktur.Abbas Dedenin daha evvelki geliÅŸinde çıkan ayrılık dedikodusu tarafımızca malum olup ne bizim ne de cemaatimizin asla ayrılık fikri yoktur ve olamaz. Sizin yedi yaşından yetmiÅŸ yaşına kadar olanlarınız başımızın üstündedir. Her sene sırayla gelmenizden baÅŸka ikrarımız yoktur. DoÄŸru yoldan sapanlar hakikatten uzaklaşır. Çünkü “Çocuk babasının sırrıdır”. Bu maya bozuldu.iyiden kötü kötüden iyi çıktı demek sizin gibi temiz soydan gelenler için s
30. SAYI - Yaz 2004 Alemdar YALÇIN-Hacı YILMAZ*
Seyh Hasan Ocagi ve Sineminli Oymagi Uzerine Yeni Bilgiler / Alemdar YALCin
Tarih: 14.04.2006 Saat: 21:28
Konu: Genel